GeriKelebek Hani biz kapanırız ya...
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hani biz kapanırız ya...

Hakkı Devrim, DHA’dan bizim Muhammet’in (Kaçar) haberi üzerine “Rize’deki ‘türban kulübesi’ nedense hüzünlendirdi beni” diye yazınca, beynimde bir şimşek çaktı, çok yakın bir geçmişte benzer bir örtünme / türban hikayesi dinledim de çok etkiledi beni, neydi? Buldum, 11 yaşındaki bir kız çocuğunun ‘başına gelecekler’ üzmüştü beni, kaderi adından da belli olan Büşra’nın hikayesiydi dinlediğim...


Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGEV) okullarından biri. Özellikle vurguluyorum, çünkü bu okullarda Atatürkçü düşünce ve laik bakış açısı işleniyor, gönüllü öğretmenler Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laik kesimden seçiliyor. Yani anne babalar, çocuklarını gönderdikleri okulda nasıl bir nesil hedeflendiğini, hangi gönüllülerin hizmet ettiğini biliyorlar demek ki...

Neyse...

Bu okullardan birinde haftada bir gönüllü öğretmenlik yapan Şenay (Ordu) anlatıyor:

*

Serdar Bey,

Kızımız 11 yaşında, ilk günden beri sınıfta dikkatimi çekiyor, çok hevesli, dikkatli, akıllı. Adı Büşra.

Büşra’da ilk dikkatimi çeken beline kadar inen kahverengi saçları oldu. Daha doğrusu Büşra’nın her hafta saç modelini değiştirmesi: Bir gün yandan at kuyruğu yapıyor, renk renk tokalarla süslüyor, ama öteki yana da küçük bir örgü bırakıyor, ucu yine tokalı. (Var, böyle modeller var...)

Ertesi hafta, karşıma saçları ince ince örülü geliyor.

Üçüncü hafta, başka bir model...

Teneffüslerde öğrencilerle sohbet ediyoruz, ‘gelecekte ne olmak, ne yapmak istediklerini’ anlatıyorlar bana. En çok Büşra gülüyor ama son derece saygılı, bana Şenay Abla demeleri gerekirken, benden izin isteyerek Öğretmenim diye hitap ediyor.

Bir gün, teneffüste bana ‘Öğretmenim, ben büyüyünce ressam olmak istiyorum!’ deyince arkadaşlarının yanında, çok hoşuma gitti, çünkü genellikle ya öğretmen ya da doktor olmak istiyorlar.

- Harika, dedim, ama yaptığın resimleri bir görmek isterim, belki de çok yeteneklisindir, bir ressama gösterelim resimlerini!

Büşra benim böldüğüm cümlesini tamamladı:

- ... ama olamam!

- Niye?

- Ben hoca olacağım! Yani beni... hoca yapacaklar!

Ben, ders sırasında ‘ilkokul öğretmeni olacağım’ diyen çocuklara kızar gibi yapmıştım, ‘Kendinize yüksek hedefler koyun, ilköğretim öğretmenliği çok güzel, kutsal bir meslek ama, mesela niye üniversitede profesör olmayasınız?’

Zannettim ki Büşra böyle bir ‘hocalıktan’ bahsediyor, basiretim bağlandı:

- Harika, dedim, akademiye gidersin, hoca olursun ne güzel!.. derken, uyandım, anladım ne demek istediğini, ama Büşra zaten cevabını hazırlamıştı, beni allak bullak eden bir açıklamada bulundu:

- Yook, dedi, hani bir kapanıyoruz ya, ben de birkaç yıl sonra öyle olacağım.

Sonra alt dudacığı titreyerek ekledi:

- İşte öyle hoca olacağım yani...

Başını eğdi, dudaklarını büktü ama gülümsemesini sürdürdü.

Yanındaki kız arkadaşı da başını eğmiş, alttan yukarı onun yüzündeki ifadeye bakıyor. Belli ki konuyu daha önce konuşmuşlar, Büşra’dan başka ‘açıklamalar’ bekliyor...

Afalladım, ama aile işlerine karışılmaz, kem küm ettim, konuyu yayarak yatay geçiş yaptım. Ama sonradan anlaşıldı ki, babamız, mesela Sihirli Annem dizisini seyretmesine de izin vermiyormuş Büşra’nın, ‘Orada köpek konuşuyor’ diye...

*

Şenay’la oturmuş kahve içiyorduk bu hikayeyi bana anlattığında. Şenay sözünü bitirince, başımız önde, konuşmadan, düşünerek bir müddet oturduk.

11 yaşında bir kız çocuğu, bir yıl sonra ‘kapanmak’ zorunda, o da bunun bir tür ‘mahkumiyet’ olduğunun farkında; ‘hani biz kapanırız ya’ diyor, ‘öyle olacağım’ diyor ‘öyle’ yani herkesten farklı, belki biraz, nasıl demeli, sanki ayrı bir azınlık mensubu... Başında taşıyacağı, kimine göre ‘özgürlük simgesi’ kimine göre ‘pranga’ yüzünden, istediği mesleği yapamayacağını, hayatını ‘ona göre’ yaşamak zorunda kalacağını daha 11 yaşında idrak edebiliyor. Belli ki evinde ‘belli bir yaşa gelince bunun kaçınılmaz bir kader’ olduğu anlatılmış ona. İstediğini okuyamayacak (ya babası ya da Devlet engelleyecek), istediğini yapamayacak (ya babası, ya koca, ya çevresi, ya da mevzuat engelleyecek...)
Kuran kurslarına gidecek, ‘hoca’ olacak..


Yorumları Göster
Yorumları Gizle