GeriKelebek Hamamda şarkı söylemek…
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    7
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hamamda şarkı söylemek…

Hamamda şarkı söylemek…

Bizdeki emekleme döneminde olmasına rağmen, ayağa kalktığını sanan bazı entellektüeller ve aydınlar egolarını tatmin için, doruğa çıkardıkları ihtiraslarını içselleştirmek amacıyla sadece “ben” deme kolaylığını seçiyorlar.

Ülkesinde tanınma ve ünlenme dışında belki, haklı olarak dış dünyada da takdir edilmek, ödüllendirilmek istemeleri son derece doğal.

Ya tevazu?

Ya özveri?

Ya milliyetçilik?

Bunların hiç mi değeri yok?

Hiç mi bir şey ifade etmiyor bazıları için?

Sözü burda romancı Orhan Pamuk’a getirmek istiyorum.

Pamuk’un tüm romanları bizim evdeki kitaplıkta var. Çocuklarım bu romanları yayınlandıktan hemen sonra almışlardı.

Bana da tavsiye ettiler okumam için.

Onların hangi kitabı sonuna kadar okuyup bitirdiklerini bilemem ama ben elime aldıklarımdan hiç birini sonuna kadar okuyamadım.

Yani bitiremedim. Aslında bu benim eksikliğim olabilir.

Ya kitabın üslubundan, ya bende yarattığı kafa karışıklığından, ya da benim kafasızlığımdan sonuna kadar okuduğum romanı hiç olmadı.

Tabii bu hiç bir zaman romancının başarısız olduğu anlamına gelmez.

Hele 35 yabancı dile çevrilmişse bu romanlar.

Kafama takılan, romanların başarılı olup olmadığı değil.

Orhan Pamuk’un dünyada ünlenmiş olması da değil.

Üstelik gelinen nokta hepimizi gururlandırmalı.

Benim kafamı karıştıran, Orhan Pamuk’un 2005 yılı içinde ortaya koyduğu görüşleri, analizleri, iddialı çıkışları. İşte bunlara itirazım var.

Ermeni ve PKK konusundaki tartışmalı açıklamalarından sonra, Amsterdam’da “Istanbul” adlı kitabının Hollandaca’ya çevirisinin tanıtımı sırasında AB’nin Türkiye’ye karşı tutumunu eleştirmiş ve “AB’nin bu tutumu sürer, Türkiye’de aşırı milliyetçilik, aşırı İslamcılık çoğalırsa veya askeri bir müdahale olursa, o zaman yurt dışına kaçarım”demiş.

Ne yani AB’nin tutumu sürmeden Türkiye’de aşırı milliyetcilik duracak mı?

Aşırı İslamcılık AB’nin tahriki ile mi gelişecek bu ülkede.

Tam da Avrupa’da milliyetçilik akımlarının güçlendiği bir dönemde.

Tam da hâlâ din konusunu çözememiş çoğu Avrupa ülkesinde tartışmalar sürerken.

Belki Avrupa ülkelerinde ihtilaller dönemi kapandı.

Askerin ihtilal yapma gibi düşüncesi yok. Olsa bile yaşama geçirme şansı yok.

Bir gün gelecek Türkiye’de de ihtilaller dönemi açılmamak üzere kapanacak.

Ama “milliyetçilik ve aşırı İslamcılık çoğalırsa” ya da “askeri müdahale” olursa gibi varsayımlara dayanarak ülkeyi terketmek niye?

Eğer bunların olmamasını istiyorsa, Türkiye’de kalıp ve tüm olumsuzlukların ortadan kalkması için ülkede mücadele verecek aydınlar arasında Pamuk’un da olması gerekmez mi?

Dikensiz gül bahçesinde yaşamayı düşleyen “tatlısu aydını” veya entellektüeli olmak Pamuk için bir şey ifade etmiyorsa ne ala.

Kargadan korkuyorsan darı ekmezsin olur biter.

Ama bu, gerçek aydın kimliğine yakışmaz.

O zaman kişinin aydın, ya da entellektüel aidiyetliği tartışmaya açıktır.

Hamamda rahmetli babam da çok iyi şarkı söylerdi.

Ama hamamda.

Sevgiler,

Sezai


Yorumları Göster
Yorumları Gizle