Haftanın yenileri

Güncelleme Tarihi:

Haftanın yenileri
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 11, 2012 23:49

Haberin Devamı

Tarih

Doğu ile Batı Arasında Osmanlı Kenti
Edhem Eldem, Daniel Goffmann, Bruce Masters
Çev.: Sermet Yalçın
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Lafı hiç dolaştırmadan, konuya gireceğim... Çok önemli bir, ‘kent’ odaklı Osmanlı tarihi kitabı, Doğu ile Batı Arasında Osmanlı Kenti. Edhem Eldem, Daniel Goffman, Bruce Masters gibi Osmanlı tarihi alanının üç önemli ismi, ‘Osmanlı kenti’ olgusunu sorguluyorlar bu önemli kitapta. Daha doğrusu, Max Weber’e, onu destekleyenlere veya ona yanlış yerden karşı çıkanlara en sağlam cevabı veriyorlar. Weber’e göre kent evrimle gerçekleşen bir olgudur ve Hıristiyan Avrupa’da gerçek kimliğini bulmuştur. Bunun dışındakiler ve bilhassa İslami tarz, yığılmayla ortaya çıkan ve buna uymayan kent yapılarıdır. Daha sonraki İslam ve Osmanlı tarihçileri de buna koşulsuz karşı çıkıp cevap vermekle uğraşmışlardır. Fazla soru sormadan... Eldem, Goffman, Masters yola çok önemli bir soruyla çıkıyorlar. Osmanlı kenti var mıydı, diye sorup Osmanlı’dan önce kadim bir geçmişe sahip ve üç farklı özellikteki kent üzerinden bunun cevabını arıyorlar. Anadolu mirası ve Batı’ya açılan kapı kimliğiyle İzmir, Arap ve ticaret kimliğiyle Halep ve imparatorluklar geçmişiyle bir dev, İstanbul üzerinden 17-18. yüzyılda, asıl kimliğini bulmuş Osmanlı kenti olgusunu ele alıyorlar. Üç isim üç ayrı şehri, ticaretinden yaşayışına, tarihi mirasından siyasi ve kültürel konumlarına her yönden ele alıp ‘Osmanlı kenti nedir, ne değildir’in cevabını veriyorlar.

Genel Kültür

Haberin Devamı

Yeme-içmenin arkeolojisi

Bugün hangi kanalı açsanız, yayın akışında yemekle ilgili bir program vardır. Ya ünlü bir aşçı her sabah kulak memesi kıvamında hamur tarifleri verir ya da lezzet kâşifleri esnaf lokantalarından seyyar camekânlardaki nohut pilavcılar peşinde koşar. Bazen gurme bildiğimiz birisi ekmeği yağlı tavaya banarak lezzetini över, bazen de ünlü bir yabancı yemek uzmanı dünyanın farklı bölgelerinde birbirinden otantik yemekleri, ölümsüzlük iksirinin sırrını verir gibi anlatır. Gazete veya dergilerin de bunlardan geri kalır yanı yok tabii. Hele füzyon mutfağı modası var ki son zamanlarda, bahsi geçen yemekler tadından yenmiyorlar(!)
Peki sizin de aklınıza geldi mi hiç, insanın en temel ihtiyacı olan yeme içmenin arka planında hangi sosyal olaylar, kültürel miraslar var. Hangi yemek, hangi olay sonrasında farklı coğrafyalara yayıldı. Domates Amerika’nın keşfi sayesinde sofralarımıza girmiştir, bunu biliriz de peynirin İranlılardan dünyaya nasıl yayıldığını bilir miyiz? Geleneksel Türk mutfağı diye adlandırdığımız yemeklerin hangileri, aslında başka milletlerin sofrasından gelmiştir? İşte bunları öğrendikten sonra, gerçek yemek kültürüne dair bilgi sahibi olacaksınız. Hepimizin hayatında yer alan, her gün kullandığımız ‘şey’lerin tarihlerini, kültürel geçmişlerini bize en güzel şekilde anlatan Zeki Tez bu kez ‘Lezzetin Tarihi’ni anlatıyor. Kaleminden bal damlayarak...
Her zaman olduğu gibi eski çağlardan başlattığı tarihinde Çin ve Japon toplumlarındaki kadim gelenekleri, kültürleri ve bu kültürün en önemli unsuru pirinci anlatıyor önce. Şarap-bira gibi, geçmişi insanlık kadar eski olan alkollü içkileri anlatıyor hız kesmeden. Sonra İslâm coğrafyasından dünyaya yayılan yiyecek içeceklere ve kültürüne, Batı toplumlarındaki sofra adabından yiyecek isimlerinin etimolojilerine değiniyor. Tanrısal sıvı zeytinyağından baharatlara, kutsal çorba aşureden bozaya kadar dünya sofralarının en karakteristik yiyecek-içeceklerine odaklanıyor. Sanayileşmeyle seyri değişen gıda sektörünü anlatırken; kahve, çay, şeker ve tatlıları ihmal etmiyor. Hepsini bitirdikten sonra üstüne bir sigara keyfi yapalım diye de tütünün tarihçesini anlatıyor kitabında Zeki Tez. Her zaman olduğu gibi zengin kaynakçası, daha etkileyici hale getiren görsel malzemesiyle ‘tadına doyamayacağınız’ bir kitap. Lezzetin Tarihi, yeme içmenin arkeolojisini getiriyor sofralarımıza...

Roman

Haberin Devamı

Tebaa
Heinrich Mann Çev.: İlknur İgan
İthaki Yayınları

Öyle bir ülkede ve zamanda yaşıyoruz ki, mutlu olmamak elde değil(!) Sebebi ortada değil mi, yüz yıl önce yazılmış bütün ‘anti ütopya’ metinleriyle memleketimiz arasında paralellik kurmak mümkün. Kitabın adını, yazarını kapalı tutun, durumun farkında birilerine okutun, ilk tepkisi, ‘memleketi aynen yazmış’ şeklinde olacaktır. En azından bu ‘karanlık’ tarafıyla bile, muasır medeniyetler seviyesine geldiğimiz için şükretmeliyiz(!) Yoksa Orwell, Huxley, Zamyatin, Bradbury gibi ustalara para verseniz bile cennet vatanımızı yazarlar mıydı hiç?
Pollyanna’ya öykünmüyorum hayır, aksine Diederich Hessling’in taklidini yapıyorum. Yani yukarıda saydığım zincirin son halkasının Heinrich Mann’ın Tebaa isimli eserindeki kahramanının... Büyük usta Heinrich Mann’ın 1914’te biten ama sonra yasaklanan romanı, 19. yüzyıl şafağındaki Kayzer Almanyası’nı gözler önüne sererken, dünyanın her yerinde karşımıza çıkan ‘korkak, itaatkâr, sinik, medeni cesareti yoksun, konformist iktidar destekçilerinin’, yani kraldan çok kralcıların ipliğini pazara çıkarıyor aslında. Tebaa’nın kahramanı Hessling acınacak kadar korkak olmasına rağmen, bütün sinikliğiyle önce babasından, sonra iktidardan gördüğü baskının aynını yine sırasıyla önce kızkardeşlerine sonra da fabrikasında çalışanlara uygular. Zira devlet her zaman uslu ve uysal bendeler ister!

Felsefe

Haberin Devamı

Bar Filozofu
Matt Lawrence Çev.: Irmak Kaleli
Omega Yayınları

Büyük felsefi paradoksların veya filozofların bütün felsefi anlayışlarını sığdırdıkları, tarihe geçmiş sözlerini düşünün. Şimdi onların uygun gelen yerlerine ‘bira’ ekleyin. Örneğin, filozofların “Düşünüyorum, öyleyse bira”, “Değişmeyen tek şey biranın etkisidir” dediğini veya büyük eserlerinin adının “Varlık ve Bira”, “Bira Dedi Zerdüşt” olduğunu düşünün. Bu öğretilerin ispatları yine aynı metodla fakat bira üzerinden verilseydi, hattâ yer yer biraya dair önemli bilgiler de içerseydi, dünyanın harcıalem içkisi bira, filozofların kutsal içkisi olurdu muhakkak! Matt Lawrence, Bar Filozofu isimli sıradışı ve eğlenceli felsefe kitabında büyük filozofların felsefi anlayışlarını bira üzerinden anlatırken, aynı zamanda da felsefeye ve biraya dair önemli bilgiler paylaşıyor bizimle. Birbirinden önemli 48 felsefî sorunsalı ele alıyor Lawrence Bar Filozofu kitabında. Descartes’tan Zenon’a, Mill’den Laplace’a kadar birçok isme ve öğretiye yer veriyor. Örneğin Zenon’un İkilemi, bölümünde, sınırlı zamanda sonsuz sayıda noktadan geçmenin imkânsızlığı sorunsalını, bira bardağını masadan dudağa kadar getirmek şeklinde izah ediyor Lawrence. Bölüm bittikten sonra hem konu edilen filozof ve anlayışına hem de biraya dair bilgiler ve okuma önerilerinde bulunuyor. Böyle Bar Filozofu’na can kurban.

Haberin Devamı

İslâmî Araştırma-İnceleme

Arif İçin Din Yoktur
Kevser Yeşiltaş

Sınır Ötesi Yayınları

Fusûsu’l-Hikem’i bilirsiniz. Okumamış olsanız bile, az çok ne anlattığını duymuşsunuzdur. Şayet duymayanlar varsa kısaca özetleyelim; Şeyhü’l-Ekber Muhyittin İbn-i Arabî’nin, klasik tasavvuf kitaplarından farklı bir ilm-i ilahi metnidir. Şayet bir özet mümkünse; Tanrı’nın varlığını O’nun âlemle ilişkisini konu edinen metafizik kitabıdır. Şimdiye kadar defalarca ve birbirinden yetkin isimlerce şerh edilmesine rağmen, İbn-i Arabî’nin sözlerinin arkasında yatan derinliği tam anlamıyla izah etmek veya idrâk edebilmek oldukça zordur. Onun çoğu hikmetli sözünün din dışı olduğunu söyleyerek asıl anlamlarından uzaklaşmışlardır kimi insanlar. Oysa İbn-i Arabi, “Bir irfan sahibi hakikaten arif olduğu zaman, bir itikad ile kayıtlanmaz”; yani “Arif için din yoktur” derken de dinler üstü bir tanımlama yaparak, akıl, kalp, düşünce ile idrak edilemeyecek bir meseleden söz etmektedir. Kevser Yeşiltaş, İbn-i Arabi’nin bu sözüne odaklanıp, hem bu sözü hem de söz etrafında İbn-i Arabi’nin anlayışını izah etmeye çalışıyor kitabında. Giriş yazısında da belirttiği üzere ve bazılarımıza biraz tuhaf gelecek olsa da, Yeşiltaş bu önemli inceleme sırasında İbn-i Arabi ile rüyaları aracılığıyla bir bağ kurduğunu ve bu sayede hem onu daha iyi anladığını hem de daha doğru izah edebildiğini belirtiyor. Sırf bu ‘durum’ için bile okunmalı...

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!