GeriKelebek Haftanın Sohbeti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Haftanın Sohbeti

Dursun GÜNDOĞDU

Antalya’nın uçuk mucidi

İrfan Sayar'ın yarattığı çizgi kahramanı Zihni Sinir'i hatırlar mısınız bilmem... İlk Gırgır Dergisi'nde görüp sevmiştik onu... Acayip icatları vardı... Daha doğrusu, İrfan Sayar'ın deyimiyle, bir sürü, ‘‘Procesi’’...

Misal; peşinize düşen polislerden kurtulmak için ters yürüyen ayakkabı, elektrik kesilmelerinden etkilenmeyen mum söndürme makinesi, sigarayı bırakmak isteyenlere nikotin pompası, keller için özel taraklar, çay poşeti sıkma aleti hep onun icatlarıydı...

Bazen, yattığı yerden bir ipi çekerek buzdolabının kapağını açıyor, açılan kapağa bağlı sistem yumurtayı alıp ocaktaki su dolu kabın içine bırakıyor, sıcak suyun çıkardığı buhar başka bir sistemi harekete geçiriyor derken, yumurta yemeye hazır halde yatağına kadar geliyordu.

İNTERNET SİTESİ

Zihni Sinir o kadar çok sevildiki, İrfan Sayar, çizgi kahramanının icatlarını İstanbul'da bir atölye kiralayıp sergilemeye bile başladı. Hatta, onun adına, internette, ‘‘www.zihnisinir.com’’ sitesi bile açtı.

Duydum ki, Zihni Sinir'i etten kemikten yapılmış bir insan sananlar bile çıkıyormuş. Bu atölyeye gidip, ‘‘Zihni Sinir beyle görüşmek istiyorum’’ diyenlerin sayısı bir hayli fazlaymış.

Sayar'ın, Zihni Sinir'i bir çizgi kahramanı ama bizimki gerçek bir insan... Üç yıl önce, İstanbul'dan Antalya'ya yerleşen işadamı Muzaffer Balin, icatları ve hayalindeki ‘‘Proceleri’’ ile tam bir Zihni Sinir...

Öyle uçuk fikirleri var ki, şaşarsınız... Mesela, en büyük projesi; yangın şemsiyesi... Bildik şemsiyenin iki katı büyüklüğünde bir şey... Bu fikrin nereden aklına geldiğini ise söyle özetliyor; ‘‘Diyelim ki, 20 katlı binada yangın çıktı. Yangın merdiveni var ama alevler orayı sarmış, ulaşamıyorsunuz. Pencereden atlamaktan başka çareniz yok. Düşerseniz öleceksiniz. İşte, bu yangın şemsiyesi sizi kurtarır. Açarsınız şemsiyeyi, salına salına aşağı inersiniz.’’

YELKENLİ KAYKAYLAR

Hatta, bunun denemesini Boğaz Köprüsü'nden icadı olan şemsiye ile atlayarak yapmak istiyor. Şemsiyenin yapımı bittiğinde ve hanımı da izin verirse deneyecekmiş.

Antalya için yeni geliştirdiği projesi ise şu; ‘‘İnsanlara yakıtsız ulaşım imkanı sağlayacağım. Evinden işine gitmek isteyenler, yelkenli kaykaylara binip rüzgarın etkisiyle yolculuk yapacak. Tıpkı sörf yapar gibi...’’

Muzaffer Balin'in merakı sadece icatlar değil... Bir de, hayvan tutkusu var ki, sormayın...

Bazı ilginç buluşlarınız varmış. Bu merak nereden geldi?

Ben, şu anda sizinle konuşurken bile, düşüncemin yüzde 30'u başka yerde. İlginçlikler peşinde... Kafamda oluşan daha gerçekleştirmediğim çok sayıda ilginç fikirler var.

Mesela?

Yangın şemsiyesi mesela... Diyelim ki, 20 katlı binada yangın çıktı. Yangın merdiveni var ama alevler orayı sarmış, ulaşamıyorsunuz. Pencereden atlamaktan başka çareniz yok. Düşerseniz öleceksiniz. İşte, normal şemsiyenin iki katı büyüklüğündeki bu yangın şemsiyesi sizi kurtarır. Açarsınız şemsiyeyi, salına salına aşağı inersiniz. Mutlaka sorun çıkabilir. Fakat, amaç riski asgariye düşürmek. Çünkü, 20'nci kattan bir kişi atladığı zaman mutlaka ölür. Ama, bu proje sayesinde ayağı kırılarak da kurtulabilir. Projeyi daha bitirmiş değilim. Bitirir bitirmez, Boğaz Köprüsü'nden şemsiye ile deneme atlayışı yapacağım.

Gerçekten atlayacak mısınız?

Niyetimiz öyle.

Bunları rüyanızda mı görüyorsunuz?

Hayır, rüyada değil. Gece gündüz icatları düşünürüm. Televizyon izlerken bile yanımda bir not kağıdı olur.

Hayatı kolaylaştırmak için icatlarınız var mı?

Evet. Antalya'da insanlara yakıtsız ulaşım imkanı sağlayacağım. Evinden işine gitmek isteyenler, yelkenli kaykaylara binip rüzgarın etkisiyle yolculuk yapacak. Tıpkı sörf yapar gibi...

Ev veya işyerinde icadınız olan eşyaları kullanıyor musunuz?

İşyerine aldığım koltukları beğenmedim, bozup yeni bir tip yarattım. Kimse zannetmesin ki, bir seferde düşünüp yapıyorum.

VARİLLERDEN MAKAM ODASI

Varillerden makam odası yapmak sizin fikriniz miydi?

Evet. bin 500 varil kullandım. Makam masası da benim fikrim. Eski bir su borusundan ürettim.

Eğlenceli bir proje ürettiniz mi?

Yakında geliyor. 15 metre yüksekliğinde varil gibi yuvarlak bir yapı düşünün. Asansörle çıkılacak. En tepeye geldiğinde bastığınız taban iki yana açılacak. Siz hızla düşeceksiniz. Aşağıda helezon şeklinde yaylar olacak. Önce 10 metre sıçrayacaksınız, sonra sıçramalar giderek azalacak.

Eşiniz ne diyor bu düşüncelerinize? Boğaz Köprüsü'nden şemsiyeyle atlama fikrinize mesela?

Ona karşı geliyor. Ama, daha önce Boğaz Köprüsü'nden atlayıp kurtulan biri olmuştu. Üzerindeki mont şemsiye gibi açılıp onun hayatını kurtarmıştı. Fakat, benim şemsiye fikrim o olaydan öncedir. Ondan etkilenmiş değilim. Göreceksiniz, bir televizyoncu ile birlikte şemsiyelerle atlayıp, yukarıdan aşağıya ropörtaj yaparak ineceğiz.

Zihni Sinir gibi hayatı kolaylaştıran bir buluşunuz var mı?

MAKARALI SEPET SİSTEMİ

13 sene önce patentini almak istediğim bir buluşumdan bahsedeyim. Balkon veya pencerelerden aşağıya sepet sarkıtarak bakkaldan alışveriş yapanlar var. Onlara kolaylık olsun diye makaralı bir sistem yapmıştım.

Ailede sizin gibi birisi daha var mı?

Benim bir büyüğümün de ilginç buluşları var. O da ileri düşüncelidir. Mesela, İstanbul'daki mağazaya, onun buluşu olan bir metrekarelik baklava dilimi kalın saçlar kullanarak taban döşemesi yaptık. Döşemenin altında yaylar var. Bastığın zaman, insan kendisini yaylı yatakta yürür gibi hissediyor. Mağazanın açılışını Süleyman Demirel yapmıştı. Kurdeleyi kesip içeri girdiğinde bunlardan birine bastı. Şöyle bir yaylandı, yere kapaklanmak üzereyken korumaları tuttu. Deprem oluyor sandı herhalde.

Masraflı bir buluş galiba?

İlgi çekiyor ama... Ağabeyimin uçuk bir olayını anlatayım. İki helikopter tutup Sultanahmet Meydanı'nda vatandaşa kot dağıttı. Ben izdihamdan korktum. Ölen olmadı çok şükür. O çınarların en üst dallarına takılan kotları almak için ağaçlara çıkanlar bizi çok korkutmuştu. Ağabeyimle benim fikrim olan bir de tren icadım vardır.

ASFALTTA GİDEN TREN

Bildiğimiz raylar üzerinde giden tren mi?

Hayır, bu asfaltta giden tren... Kartal marka bir arabayı 23 günde bildiğimiz tren haline sokup İstanbul caddelerinde şirketin reklamı olsun diye dolaştırmaya başladım. Önce İstanbul valiliği, sürücülerin dikkatini çekiyor diye izin vermedi. Çünkü, adam arabasıyla giderken birden karşısında bir tren görüyor. Eyvah, yanlış yola girdim diye telaşa kapılıyordu. Biz de İçişleri Bakanlığı'ndan izin aldık.

Hayvan merakınız nereden geliyor?

Küçüklüğümden beri hayvanları severim. İstanbul'daki fabrikanın yazıhanesinde 44 tür yılanın olduğu bir akvaryumum vardı. Yalnız yılan değil, porsuk bile beslemeye kalktım ama beceremedim. Muhabbet kuşları, kanarya, köpek, 170'in üzerinde güvercin, fabrikanın çatısındadır.

İdealinizde beslemek istediğiniz bir hayvan var mı?

Evet, aslan.

Girişiminiz oldu mu?

Oldu. Günde 14-15 kilo yiyeceği tükettiğini öğrenince vazgeçtim.

Evinizde hayvan var mı?

Sadece muhabbet kuşu var.

PİTONLU YAŞAM Bu piton tam 18 kilo ağırlığında. İnsanları boğarak öldürüyor, sonra da yutuyor. Havalimanı yolundaki işyerinin girişindeki dev bir camekanın içinde yaşayan piton, özellikle bayan müşterilerin korkulu rüyası...Fotoğraf: Öner ŞAN

KİM?

1954 Diyarbakır doğumlu. İlk ve ortaokulu burada bitirdikten sonra 1969 yılında İstanbul'a gitti. Ağabeyi ile birlikte tekstil işine girdi. Balinler adıyla okul gömlekleri, Balins etiketiyle de kot üretip satıyor. 1997'de Antalya Aksu'da, 43 bin metrekare üzerine kurulu Balkanlar'ın ve Asya'nın en büyük çırçır fabrikasını hizmete soktu. Evli, biri kız, 4 çocuk babası. Birbirinden ilginç icatları ile tanınıyor.

KİMDİR?


Yorumları Göster
Yorumları Gizle