GeriKelebek Haftanın albümleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Haftanın albümleri

ÇEŞİTLİ SANATÇILAR
BATMAN ARKHAM CITY THE ALBUM
WaterTower Music / Sony Music

Büyüyünce Batman olacağını iddia eden (ki hâlâ öyle bir isteğim mevcut!), Batman ile ilgili ne varsa toplamaya çalışan, Batman filmlerini büyülenmiş bir şekilde defalarca izleyen bir çocuktum. Favori süper kahramanım her daim bu yarasa adam oldu. Yıllar geçti, biz büyüdük ve Christopher Nolan, Tim Burton’dan aldığı mirasla yeni milenyumun sinematografisinde Batman efsanesini adeta yeniden yarattı. İşin bir de oyun dünyasına yansımaları oldu tabii. İşte geçtiğimiz yılın son çeyreğinde çıkan ‘Batman: Arkham City’ de bu yansımaların bugüne kadar en büyük sansasyonu koparanıydı. Eh, artık blockbuster oyunlar için neredeyse bir zorunluluk hâline gelen soundtrack albüm çıkarma hadisesinden de nasibini aldı gayet tabii. ‘Arkham City’nin soundtrack albümünde sırasıyla Panic! at the Disco, Coheed and Cambria, The Duke Spirit, Black Rebel Motorcycle Club, Blaqk Audio, The Raveonettes, † † † (Crosses), The Damned Things, Daughtry, The Boxer Rebellion ve Serj Tankian’dan birer şarkı var. Albümün en büyük artısı, şarkıların hepsinin sadece bu albümde yer alması. Batman hastaları, ‘Arkham City’i severek oynayanlar, kulakları rock müziğe alışkın olanlar ve bu gruplardan en az birini sevenler arşivine katabilir bu albümü.

VOLKAN KONAK
LİFOR
DMC

Karadeniz folk müziğini evrensel müzik formlarıyla buluşturarak özgün bir yapıda yeniden şekillendiren Volkan Konak, özellikle 2000 yılında DMC bünyesine katıldıktan sonra peşi sıra çıkardığı albümlerle bugün Türkiye’nin en popüler Karadeniz müziği sanatçısı hâline geldi. İnsanlar Volkan Konak’ı çok sevdi. Çünkü samimiydi, delikanlıydı, mertti; ülkesini ve milletini çok seviyordu ve tüm bunlar Konak’ın üzerinde hiç sakil durmuyordu, gerçekti. Sahnede şarkılarını söylerken, o sözleri adeta yeniden yaşayışına tanık oldu insanlar. Ne de olsa bizde rol değil, içinden geleni yapıyorsan sevilme şansın daha yüksek. ‘Lifor’da ise son birkaç albümdür tutturduğu kıvamda şarkılar söylemeye devam ediyor, Konak. Fakat bu sefer işin içinde arabesk tınıları bir hayli fazla. Cahit Berkay üstadın efsanevi bestesi ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ın müziği üzerine okuduğu ‘Kadınım / Doğum’ şiirinin lokomotifi olduğunu düşündüğüm albümdeki ‘Rüzgar’ şarkısı da birçok gönülde bam teli titremesi yaşatacaktır, eminim. Enstrümanlardan ziyade bütün ilerleyişi tamamen Konak’ın sesi üzerinden gerçekleşen şarkılarda ağır ve kasvetli bir hava var. Neşe ve coşku neredeyse hiç yok. Karadeniz hüznünü sevenlere tavsiye edebilirim ‘Lifor’u...

AYDAN KAYA
ADIM ADIM
Dokuz Sekiz

‘Popstar’ın Firdevs’li, Bayhan’lı, Abidin’li senesindeki (2003) yarışmacılardan biriydi Aydan Kaya. ‘İyi ki birinci olmamışım. İlk üçe girenler unutuldu, ben hâlâ hatırlanıyorum. Taşların yerine oturmasını beklemem iyi oldu. O furyada albüm yapsam kalıcı olamazdım.’ diyor bu konuda. 2008’de yayımladığı ve fakat hiç ses getirmeyen ilk albümü ‘Aşk Çıkmazı’nı unutuyor olmalı. Bir dönem oyunculuğu da deneyen Kaya için şimdi sırada ikinci albümü var. Çıkış parçası ‘Çıra’yı dinler dinlemez yine sıkıcı Türkçe pop albümlerinden biri başlıyor diye düşündüm. Söz ve bestesinin Soner Sarıkabadayı tarafından yazıldığını fark ettiğim anda ise taşlar yerine oturdu. Neyse ki albümde bundan fazlası var. ‘Öyle Çok Sevdim Ki’deki Yunan ezgisi, ‘Hüzünle Buluşma’daki naif romantizm esintisi, ‘Avuçlarım Kanıyor’daki derin müzikalite ve ‘Adım Adım’daki duru rock melankolizmi dikkat çekiyor. Kaya tempolu popu denediğinde ‘Aşk Çıkmazı’ ve ‘Çıra’ yerine keşke en azından ‘Prototip’ kadar yakalayıcı olabilseymiş... Albümün en önemli unsuru ise dünyaca ünlü sanatçı Chris De Burgh’le düet içeren ‘Footsteps’ şarkısı. Bir Burgh bestesi olan ‘Footsteps’e ikinci yarısında dâhil olan Kaya, güzel bir sentez örneğine imza atmış, tebrik ederim...

ÇEŞİTLİ SANATÇILAR
POWER HITS 2012
Avrupa Müzik

Geçtiğimiz hafta sayfamda yer verdiğim Grammy Ödülleri 2012 toplamasından sonra yine Avrupa Müzik çatısı altında çıkmış fakat bu sefer Power FM iş birliğiyle ülkemizde yayımlanmış olan bir toplama albümden bahsetmek istiyorum sizlere. Aslında sadece içeriğindeki şarkıları sıralasam bile yeter. Bir kere son yılların en büyük parti çetesi LMFAO’nun dillerden düşmeyen dans pisti marşı ‘Party Rock Anthem’le açılıyor albüm. Dakika bir, gol bir. Ardından 2000’li yılların en iyi birkaç pop şarkısından biri olduğunu düşündüğüm, Maroon 5 hiti ‘Moves Like a Jagger’ patlıyor. Rihanna’dan ‘S&M’ temponun düşmesine izin vermezken Jennifer Lopez’in Pitbull ile ‘Lambada’ melodisini yeni nesile de kazandırdığı ‘On the Floor’ ve The Black Eyed Peas’ten ‘The Time (Dirty Bit)’le albüm size adeta “Masalara çıkıp dans etmezseniz paranız iade!” mesajı veriyor... Arkasından Jessie J’nin ‘Price Tag’i ile biraz soluklanıyorken (Keşke Jessie’den ‘Do It Like a Dude’ seçilseymiş...) Lady Gaga ‘Born This Way’le oturmaya gelmediğimizi tokat misali yüzümüze çarpıyor! Eğer albümün muhteviyatı hakkında hâlâ şüpheleriniz varsa, CD’de ayrıca Nicki Minaj, Ne-Yo, Nelly Furtado ve bir genç kız fenomeni Justin Bieber’ın da olduğunu belirteyim.

ONE DIRECTION
UP ALL NIGHT
Syco / Columbia / Sony Music

Boyband çılgınlığını yeniden başlatan grup

Boyband kavramı müzik tarihi açısından önemlidir. Tarihi liste başarılarına imza atmış birçok grup vardır bu akım dâhilinde... Onları diğer gruplardan ayıran temel özellikleri ise pop müzik sınırları dışına asla çıkmamaları ve üyelerinin her birinin herhangi bir enstrüman çalmak yerine sadece vokalistlik yapmasıdır. Boyband tanımını en net ifade eden gruplar ise Amerikalı New Kids on the Block ile İngiliz Take That olmuştur. Bu iki grup ‘80’li yılların sonu ile ‘90’lı yılların başında bu işin kurallarını yazmış, sınırlarını belirlemiştir. Birçok rekorları hâlâ kırılamamıştır. Hatta bu iki grup öyle büyük bir rekabet yaşamıştır ki, ardından gelecek olan Backstreet Boys, ‘N Sync ve Westlife fırtınalarına da sebep olmuştur. Günümüzde ise, her ne kadar 2000’li yılların ilk onunda kayıpları oynamış olsa da boyband akımı geri dönmüş durumda. Jonas Brothers’ın son 3-4 yıldır imza attığı başarılara bakmak yeterli mesela. Ya da şu an en popüler boyband’lerden JLS, The Wanted ve Big Time Rush’ın albüm satışlarına, liste istatistiklerine veya konser rakamlarına... Bu geri dönüş rüzgârını bir fırtınaya, bir çılgınlığa çeviren grup ise One Direction oldu.
İngiltere televizyonlarının fenomen müzik yarışması ‘The X Factor’ın 2010 yılındaki 7’inci sezonu için solo adaylık kategorisine başvuran 5 ayrı gencin, konuk jüri üyelerinden Nicole Scherzinger’in yönlendirmesiyle bir araya getirilip grup dalında yarışmaya katılmasıyla başlıyor One Direction’ın hikâyesi. Yarışmanın o sezonunu üçüncü olarak bitirseler de öylesine büyük bir hayran kitlesi yaratıyorlar ki, müzik firması patronlarının gözlerinden Dolar ve Euro işaretleri geçmesini sağlıyorlar.
Eh, yarışma biter bitmez de beklenen oldu zaten. Bu beş gencin etrafında hemen bir menajerler ordusu oluştu ve gençler hemen büyük firmalarla anlaşmalar imzaladılar. Süreç o kadar sansasyonel bir şekilde ilerledi ki, ‘attığı her adım olay’ kategorisindeki gruplardan biri hâline geldi One Direction.
‘Up All Night’ ise ilk albümleri. ‘Proje grubu’ imajlarının aksine kararlı ve iyi müzik yapan bir pop beşlisi hissiyatı veriyorlar. İlk paragrafta saydığım grupların hiçbiri kadar iyi şarkıları yok henüz, ama gelecekleri çok parlak. Şu an tüm dünyada en çok satan pop albümlerinden birini merak ediyorsanız, bir kulak verin derim...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle