GeriKelebek Hâlâ balayında gibi yaşıyorlar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hâlâ balayında gibi yaşıyorlar

Hâlâ balayında gibi yaşıyorlar

Doç. Dr. Arzu Kunt ile Mehmet Kunt çifti, Bodrum tatilleri sırasında Hello! dergisinin sorularını yanıtladı.

Doç. Dr. Arzu Kunt ile duayen turizmci, Galatasaray camiasının yakından tanıdığı eşi Mehmet Kunt, 1994’te tanışıp üç yıl sonra da evlendi. Zarif, donanımlı ve samimi kişilikleriyle Kunt çiftini cemiyet hayatında sevmeyen neredeyse yok. Hâlâ balayında gibi yaşayan çift, Bodrum tatilleri sırasında Hello! dergisinin sorularını yanıtladı.

Yaz tatilinizi nasıl geçiriyorsunuz Bodrum’da?   

Mehmet Kunt: Yaz tatillerimizi 1998’den beri Bodrum’da geçiriyoruz. Bu yıl, yakın bir arkadaşımızın aracılığıyla Yalıkavak Şamdan Evleri’nde bir villa kiraladık. Böylece otelden ev hayatına döndük. Arkadaşlarla tekneyle Bodrum koyları, yakın turizmci dostlarımın işlettiği Gündoğan Hamak Oteli ve Hebil Terassu Otel Beach’leri, Maça Kızı’nda Happy Hour’lar, evlerde partiler... Günler akıp gidiyor.

İLİŞKİLERİMDE HEP MESAFE BIRAKIRIM
                                
Arzu Hanım, akademik kariyeriniz için nasıl karar verdiniz?

Arzu Kunt: Ben altı yaşındayken, babam dil öğrenmemiz için beni, iki ablam ve ağabeyimi, rahmetli annemizle beraber Fransa’nın Strasbourg kentine okumaya gönderdi. Üç ay sonra aniden konuşmaya başladığım bu büyülü dil beni bu günlere getirdi işte. Ortaokula geldiğimde, Ankara’ya tekrar döndük ve Ankara Fransız Büyükelçiliği Okulu, Lycee Charles de Gaulle’de devam ettim öğrenimime. Buradan Felsefe-Edebiyat bölümü Baccalaureat diplomasıyla mezun oldum. Ardından Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü yılları. Mezuniyetten sonra, bu bölümde araştırma görevlisi oldum. Bu arada, evlilik tarihimiz olan 1997’de ben Hacettepe Üniversitesi’nde doktora tezimi yapmaktaydım. Mehmet benimle altı yıl gibi uzunca bir zaman ayrı yaşamayı kabul ederek, doktoramı tamamlamamı bekledi. 2000’de doktoram bitti, ancak benim İstanbul’a yerleşmem 2003’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’na geçmemle oldu.

Nasıl bir yapıya sahipsinizdir? Kendinizden bahseder misiniz?


A. Kunt: Mantıklı, akılcı kararlar almak benim için her zaman ağır basan taraf olmuştur. Tabii bu duygusal olmadığım anlamına gelmez. Benim özel alanıma ancak çok yakın dostlarım girebilir, ilişkilerimde hep belirli bir mesafe bırakmayı yeğlerim. Programlı yaşamayı severim. Günde en az 9 saat uyurum, haftada 3 gün spor salonunda fitness, pilates yapar ve beslenmeme çok dikkat ederim.

GS’Lİ OLMAK BİR AYRICALIK

Mehmet Bey siz neler yapıyorsunuz şu aralar?


M. Kunt: Senelerdir Swissotel bünyesinde bulunan AHLA (American Hotel Lodging Association) programları çerçevesinde SEM Eğitim Kurumu’nda Otel Satış Pazarlama ve Turizm derslerini veriyorum. Bu yıl bu kurum Özyeğin Üniversitesi’ne bağlandı. 40 yıllık birikimlerimle gençleri turizm ve otelcilik endüstrisine kazandırmaya çalışıyorum. Ayrıca Türkiye’de çeşitli illerdeki otel yatırım projelerine danışmanlık yapıyorum.

Turizm dünyasının duayenlerindensiniz. Galatasaray camiasında da çok seviliyorsunuz. Turizm, spor, sosyal hayat...

M. Kunt: Turizmin bir duayeni olarak mesleğe Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra, İsviçre Lausanne Yüksek Otelcilik Okulu ve Institut International GLION turizm okullarından 6 yıllık bir eğitimin ardından başladım. 1971’den beri kesintisiz otelciliğin içindeyim. Ömrümün 20 senesini geçirdiğim Hilton grubuyla adeta özdeşleştim. Sosyal hayatta çok geniş bir muhitim var, herkes bilir. Galatasaray camiasında da çok sevilmemin sebebi, ortaokul ve liseden bugüne süregelen gerçek dost ve arkadaşlıklar kurmuş olmamdır. 48 senelik GS Spor Kulübü Üyeliği, 12 senedir de aralıksız GS Spor Kulübü Sicil Kurulu üyeliğim var. Bu dönem bu kurulun ikinci başkanıyım. GS’li olmak bir ayrıcalık, bununla da her zaman onur duydum.

Çocuklarınızla aranız nasıldır?

M. Kunt: Hollandalı olan ilk eşimden iki oğlum var. Timur 35, Sinan 32 yaşında. Yüksek öğrenimlerini her ikisi de Hollanda’da yaptı. Şimdi de Amsterdam’da bankacılık işiyle meşguller. Sinan üç yıl önce evlendi, eşi Esen de Amsterdam’a yerleşti. Her sene onları ziyarete gidiyoruz Arzu ile.

AŞK İÇİN TANIMA GEREK YOK      

Oscar Wilde’ın dediği gibi ‘aşkın gizemi ölümün gizeminden daha büyüktür’. Aşk gizemli mi gerçekten?

A. Kunt: Aşkı tanımlamak kişiden kişiye göre değişir. Kaldı ki tanıma da gerek yoktur, o her ne ise öylece yaşanır, yaşanmalıdır... İnsanı büyüler aşk, sarmalar, esareti altına alır.
Sevgi için ne söylersiniz?
M. Kunt: Sevgi tıpkı bir koza gibidir, dıştan gelecek her türlü tehlikeye karşı korur sizi. Saygı ve sevgi olmadan hiçbir beraberlik uzun ömürlü olmaz.


LAKABIM ‘ABLA’    

Dostlarınız arasında lakabınız ‘abla’ imiş. Nereden geliyor bu?

M. Kunt: GS lisesinde lakabım ‘abla’ idi. Okulun geleneğidir, hemen herkesin bir lakabı vardır ve bu da mezara kadar gider. Lisede okurken, farklı Fransız ve İngiliz okullarından kız arkadaşlarım çoktu ve hep beraber Beyoğlu’nda dolaşırdık. Kız arkadaşlarımın anneleri beni çok sever, benimle çıkmalarına izin verirlerdi. Sınıf arkadaşlarımdan biri ‘Baksanıza bizim Mehmet kızlara ablalık yapıyor’ dedi, o gün bugündür lakabım böyle kaldı..


Yorumları Göster
Yorumları Gizle