GeriKelebek Güzelliğin laneti!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Güzelliğin laneti!

Ortalamanın biraz üstünde güzel veya ilgi çekici kadınların hayata bir adım önde başladıkları düşünülür hep. Bence bu her zaman hatta çoğu zaman doğru olmayan bir bakış açısı. Burada güzel kadınlar şanssızdır geyiği yapmayacağım ama güzelliğin her zaman sanıldığı gibi bir kadının işini kolaylaştırmayabileceği de bir gerçek…

Mesela iş hayatı ile başlayalım. Güzel bir kadınsanız ve meslek olarak mankenlik, oyunculuk veya porno yıldızlığını seçmemişseniz insanlar başarıyı hak ederek kazanacağınızı düşünmezler. Hem güzel hem akıllı hem de başarılı olamazsınız onların gözünde. Başarılıysanız da güzelliğinizin sayesinde olmuştur. Kim bilir o noktalara gelene kadar kimlerle yatıp kalkmışsınızdır!
Üstelik güzel kadınların söyledikleri hep daha az ciddiye alınır. Aynı lafları çirkin, yaşlı veya rüküş biri söylese dikkatlice dinleyen insanlar güzle bir kadından duyunca “Sen ne bilirsin ki” modunda yaklaşır. Onlara göre güzel kadın politikadan, ekonomiden veya teknolojiden anlamaz. Onlar sadece güzel olmak için yaratılmıştır…

Peki iş hayatında hiç mi kapı açmaz güzellik? Açar tabii ama eğer namuslu bir kadınsanız kapılar açıldığından daha hızlı kapanır. Çünkü size güzelliğiniz için kıyak geçen biri varsa hemen yaptığı iyiliğin meyvesini toplamak ister. Eğer hayır derseniz de jet hızıyla kapının önüne koyar sizi.

İşin bir de sevgili kısmı vardır. Eğer sizin kadar ilgi çekici biriyle beraber değilseniz hemen adamın çok zengin olduğu fikrine kapılırlar. Yani sizi “zengin koca avcısı” yerine koyarlar. Çünkü siz sıradan birine aşık olamazsınız. Sıradan biriyle beraber olmanızın altında mutlaka başka bir sebep vardır onlara göre.
Ve zannederler ki güzel kadınların kapısında hep güzel erkekler sırada bekler. Güzel kadınlar da sevgililerini “Oo piti piti” ile seçer. Halbuki güzel kadınların çoğu yalnızdır. Çünkü zaman zaman güzellikleri erkekleri korkutur. “Bu kız nasılsa bana bakmaz” der ve hiç yaklaşmazlar bazı erkekler…
 

 

Pek çok erkeğin güzel kadınlarla ilgili ilk tepkisi hep budur zaten. Onlara göre kadın ortalamanın üzerinde güzelse baş etmesi zordur. Kimine göreyse “Allah her şeyi birlikte vermez!” Yani güzellik vermişse zeka vermemiştir, zeka vermişse iyi kalp vermemiştir gibi… Ha bir de çoğuna göre kız güzelse genelde biraz da psikopattır. Bunu itiraf etmeyenler bile içten içe karşılarındaki kadının ne zaman arıza moduna geçeceğini beklerler…

Arkadaşlık konusuna gelince… Güzel kadının ya güzel arkadaşları ya da kendine güveni tam olan arkadaşları olmalıdır. Kendini güzel bulmayan kadınlar, hissettirmeden kuyusunu kazmaya, hakkında yalan yanlış dedikodular çıkarmaya fazlasıyla eğilimlidir çünkü. Onları çevreleri için kullanır ve ilk fırsatta sırtlarından bıçaklamaya hazır beklerler…


Uzun lafın kısası güzel kadınlar için hayatın hep daha kolay olduğu düşünülür. Ama güzellik insana mutluluk getirseydi Marilyn Monroe dünyanın en mutlu kadını olarak ölürdü. Güzel kadınların şanslı olduklarını ya da hayata 1-0 önde başladıklarını aklınıza getirdiğinizde bir daha düşünün! Ve ataların durup dururken “Allah çirkin şansı versin” demediğini hatırlayın.

Erkekgiller

Sporcu ve oldukça rekabetçi bir aileden geliyorum. Abim fanatik Galatasaraylı, babam Fenerbahçeli annemse Beşiktaşlıdır. Sırf bu yüzden bir ömre yetecek kadar futbol muhabbeti ve rekabeti tecrübe ettim bu yaşıma kadar. Ama erkekgiller dediniz mi futbol vazgeçilmezdir ve aşağıda yazdıklarımın hepsi gerçek bir erkek profilidir:
 


Tuttuğu takımın maçı var diye evlilik yıldönümünü kutlamayı erteleyenler…

Totem olsun diye sevgililerini maç günü eve almayanlar…

Tuttukları takım yenilince günlerce yas tutan, kazanınca evde festival havası estirenler…

Maç seyrederken sinirden bardak, çanak hatta sehpa kıranlar…

Sevgilisine bir demet çiçek almakta cimrilik edip kombine biletlere binlerce lira yatıranlar…

“Beni mi daha çok seviyorsun yoksa Beşiktaş’ı” mı diyen sevgiliye “Tabii ki Beşiktaş’ı kızım!” diye cevap verenler…

Sahada maçı seyredip eve gelince de sabaha kadar yorumları ve tekrarlarını izleyenler…

Gazeteyi sadece spor sayfası için alanlar…

Sevgilisini takım değiştirmeye zorlayıp, marş ezberletenler…

Çocukları olacağını duyduklarında ilk iş taraftar logolu zıbın alanlar…

Normalde eşek demeyip maç izlerken içinden canavar çıkanlar…

Bir takımın 1980’li yıllardan bugüne kadar çıkan tüm formalarına sahip olup sadece forma ve atkıyla bir gardırop dolduranlar…

Sırf maç izlemek için her türlü farklı TV paketine ve yayına dünyanın parasını ödeyenler…

Her maç öncesi ve sonrası sosyal medyayı sadece ona buna laf yetiştirmek ve takımlarını ne kadar sevdiklerini kanıtlamak için kullananlar…

https://twitter.com/Sabanur


 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle