GeriGurme Türk’ün fine-dining ile imtihanı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türk’ün fine-dining ile imtihanı

Türk’ün fine-dining ile imtihanı
refid:27804261 ilişkili resim dosyası

Bir oturuşta bir kuzu yiyen bir ırkın ahfadı olarak fine dining restoranda hiç sinirlenmedim, hatta eğlendim. Sizce sırrı neydi?

Dünyanın dört kıtasını ve New York, Şanghay, Sidney, Moskova gibi kentlerini dolaşan gezici mutfak festivali Omnivore geçen hafta İstanbul’daydı. Küresel gastronominin harmanlanmasını sağlayan bu etkinlikte, yerli ve yabancı şefler bir araya geliyor; birlikte atölye ve seminerler düzenliyor; mutfağa girip lezzet düşkünleri için ortaklaşa yemek ve mönüler hazırlıyorlar. Sonra da hep beraber partiliyorlar. Üstelik festival organizatörleri şehrimizden pek heyecanlanmış, bundan sonra İstanbul’a daha da ihtimam göstereceklermiş.

Buraya kadar ‘iyi haberleri’ dinlediniz... Gelelim işin ‘bir oturuşta bir kuzu yiyen bir ırkın ahfadının’ bu yüksek gastronomi kültürüyle imtihanına.

Festival kapsamında şehrin parmakla sayılacak fine dining restoranlarından Akaretler – Gile’de yemekteyiz...

Türk’ün fine-dining ile imtihanı

Tabakta, önüme koydukları 2.5 santimlik kuşkonmazı ve yukarıda bezelye tanesi kadar sosunu görüyorsunuz...

Servis başlıyor: Önce önümüze metalden tekila şot bardakları koyuyorlar. Meğer bu çorbaymış. Bir defada kafaya dikeceğiniz çorbayı anlatıyor da anlatıyor garson. Sonra derin bir sessizlik ve bekleme. Yaklaşık 20 dakika...

O kadar bekledikten sonra bu kez önümüze gelen başka bir tabak geliyor. Tabağın ortasında iki buçuk santim uzunluğunda bir kuşkonmaz, yanında iki tane, leke halinde sos... İşin asıl tuhaf tarafı, garson yine uzun uzun o iki buçuk santimlik koşkonmaz sapını anlatıyor. Efendim, kuşkonmaz bilmem ne şekilde pişirilip, üstüne kakule konmuş da... Yok kuşkonmazın yanındaki o damla halindeki sos bilmem neyle bilmem ne sosuymuş da... Arkadaş boş ver, kendini yorduğuna değmez. Atarım ağzıma gider! Attım netekim...

Sonra... Sonrası mı var? Sar başa... Yeni tabak için ortalık toplanıyor, şaraplar değiştiriliyor, bir 20 dakika daha bekliyorsunuz; bu kez gelen lokum kadar küşleme böreği. Tadı? Harika. Ama tat daha damağa oturmadan hop bitiyor!

Daha böyle böyle 15-20 tabak gelecek önümüze... Aç olsanız, her tabak için bu kadar bekleseniz, bir de üstüne bir dünya para vereceğinizi bilseniz; hakikaten sinirlenirsiniz!

Ben mi? Pamuklar gibiydim. Mevzuya evvelden şerbetli olduğum için hap kadar küşleme böreğinden önce, kebapçıda hakiki küşleme yiyip gitmiştim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle