GeriGurme Birayı doğru tatmak da aslında bir sanat
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Birayı doğru tatmak da aslında bir sanat

Birayı doğru tatmak da aslında bir sanat
refid:26606825 ilişkili resim dosyası

Bira tadımında, aynı şarapta olduğu gibi takip edilmesi gereken, belirli bir sıra ve kurallar silsilesi var. Teknik sıralama, önce görüntüden, sonra burundan, ardından tattan ve en son da ağızda kalıcılıktan geçer. İşte bira tadımında yapmanız ve kesinlikle yapmamanız gerekenler...

DEGÜSTATÖR GİBİ TATMAK

İlk olarak, bira kesinlikle şişeden tadılmaz. Şişeden içerseniz, ağzınıza kontrolsüz bir bira akışı gerçekleşir. Ayrıca biranın aromalarını şişenin dar ağzından asla tam anlamıyla algılayamazsınız. Bu nedenle bira, mutlaka önce temiz ve çeşidine uygun bir bardağa dökülmeli, sonra tadılmalıdır. Bira, ayaklı ya da kulplu bir bardakta servis ediliyorsa, mutlaka bardağı kulpundan ya da ayağından tutun. Bu, biranızın daha geç ısınmasına sağladığı gibi bu işten anladığınızın en büyük işareti olacaktır. Bardaktan içmek şişe veya kutu biranın aksine gereksiz hava ve gaz yutup, karnınızın şişmesini de engelleyecektir. İyi haber, bira tadıldıktan sonra, hep yutulur. Tattıktan sonra şarap tadımındaki gibi tükürmenize gerek yoktur. Bir de yuttuktan sonra biranın kalıcılığını ölçmek için tadının ağzınızda yaklaşık kaç saniye kadar kaldığını sayın. Bu biranın AP’sini yani ‘Aromatic Persistance’ını, Türkçe anlamıyla kalıcılığını ifade eder. AP’si kısa biralar birkaç saniyede ağızda yok olurken, AP’si uzun biralar 10 saniye veya üzerinde kalır.

ESMERİN MALTI, SARIŞININ TADI

Birayı doğru tatmak da aslında bir sanat


Birayı, bardağa boşalttıktan sonra bakmanız gereken unsurlar; biranın rengi, karbonizasyonu ve köpüğüdür. “Bira sarıdır işte” deyip geçmeyin. Biranın sarıdan siyaha kadar değişen birçok farklı renk tonu vardır. Rengin koyuluğu biranın üretiminde kullanılan, çimlendirilip kavrulmuş arpanın, yani maltın, ne kadar koyu kavrulduğuyla ilgilidir. Siyaha yakın ‘Porter’ ve ‘Stout’ biralarda malt, dark espresso kahvesi kadar koyu kavrulurken, ‘Pale’ olarak adlandırılan sarışın biralarda, malt az kavrulur. Renginden sonra kontrol edilmesi gereken biranın ‘billur mu, puslu mu’ olduğudur. Puslu biralar, sınırlı filtrasyon işleminden geçer, yani bu durum biranın içinde hâlâ bira mayasının olduğuna işaret eder. Bu, biraya hem mayaya özgü koku ve tatları ekler hem de daha dolgun algılanmasını sağlar. Bu tarz biralarla en çok Alman buğday biralarda karşılaşılsa da lager biralarda da rastlanabilir. Mayalı biralar, şişeden bardağa bir kerede dökülmezler. Şişenin dibinde çökelmiş mayalar, birayla çalkalanarak bardağa eklenir. Berrak biralar ise, mayası filtre edilmiş, kristal billurluğunda biralardır. Bu biraları çalkalamadan tek seferde bardağa aktarabilirsiniz. Bundan sonra, köpüğün sıkılığına ve kalıcılığına bakın. Genelde buğday biralarının köpükleri ya da ‘ale’ biralar bu konuda iddialıdır. Sıkı ve kalıcı olur, kolayca kaybolmazlar.

DOĞRU BARDAKTA İÇ

Birayı doğru tatmak da aslında bir sanat


Özellikle, Belçika’da, her bira kendi özel bardağında servis edilir. Her bira üreticisi de, kendi ürününün en uygun şekilde tadılması için bir bardak tasarlar. Genelde biranın, her bardakta, aynı tat ve kokuyu verdiği düşüncesi vardır. Farklı bardak stilleri, biradaki aromatik özelliklerin, farklı şekillerde ortaya çıkmasına neden olur. Bu durum, şaraplar için de geçerlidir.
Aroması kuvvetli biralar, genelde daha yuvarlak gövdeli ve daralan ağızlı lale bardaklarda servis edilir. Bu sayede zengin, farklı aromalar kaybolmadan, bardağın ağzında toplanarak, burunda kolayca algılanırlar. Lager biralar ise, ale biralara göre, kuvvetli aromalar taşımaz. Ön plana çıkarmak istenilen, biranın berrak ve çarpıcı rengi, ferahlık hissi veren karbonizasyonudur. Bu nedenle, daha düz ve uzun, ağzı hafif açılan bardaklarda servis edilirler. Birayı doğru bardakta içmek her zaman tadının ve aromasının en iyi şekilde hissedilmesine neden olacaktır.

ACI VAR MI ACI?

Birayı doğru tatmak da aslında bir sanat

IBU değeri, biradaki acılığı ölçer. Buradaki acı, kavrulmuş kahve acısı ya da bitter çikolata acısı gibi bir acı. Damakta, hafif burukluk hissi veren bir acı. Biranın en önemli hammaddelerinden biri olan şerbetçiotu, biraya, bu bahsettiğimiz acılığı ve aromatik özelliği verir. Zamanında, şerbetçiotu, biranın bozulmasına karşı bir koruyucu olarak eklenirmiş. Tadı da zaman içinde, bira ile özdeşleşmiş. Nihayetinde bira, onsuz düşünülemez olmuş. Şerbetçiotu, yetişmesi zor, narin bir bitkidir. Birçok farklı türü bulunur. Bunlardan bazıları, yüksek acılığa, bazıları yüksek aromatik özelliğe, bazıları ise her ikisine birden sahip olabilir. ‘Brewmaster’ yani bira ustası, yaratmak istediği biraya en uygun acılıkta ve aroma profiline sahip şerbetçiotunu veya şerbetçiotu harmanını seçer. Şerbetçiotundan gelen bu acılık, IBU değeri ile ölçülür. Açılımı ‘International Bitterness Unit’ yani uluslararası acılık birimidir. En düşük acılığa sahip bira, 8 IBU değerindedir. Türkiye pazarındaki biraların çoğu, 10 ila 30 IBU arasındadır. Yani, düşük ve orta seviyede bir acılığa sahiptir. Dünyada en yüksek acılığa sahip biralar ise 100 IBU ve üzeri değerlere sahip olabilir. Bu acılık, biranın tadını, alkolü, dengeler. Biraya tonik, kavrulmuş kahve, acı çikolata tadına benzer bir lezzet katar. Biranızı tadarken, bu acılığı ölçmeye çalışabilirsiniz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle