GeriKelebek Güneşli’de oturuyor, Beyazıt’ta okuyor, Maltepe’de çalışıyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Güneşli’de oturuyor, Beyazıt’ta okuyor, Maltepe’de çalışıyor

Güneşli’de oturuyor, Beyazıt’ta okuyor, Maltepe’de çalışıyor
refid:13316026 ilişkili resim dosyası

Şeyma Yaşar Almanya’dayken 'durduk yerde' olan bir trafik kazasında ağır yaralandı. İki hafta komada, makinelerin desteğiyle hayatta kaldı.

“Yürümeyi unut” diyen Alman doktorların inadına şansını sonuna kadar zorladı. Vazgeçmedi, inat ve sabırla tedavilerini, terapilerini sürdürdü. Belki sizin, benim gibi yürüyemiyor. Ama aletlerin yardımıyla da olsa küçük küçük adımlar atıyor. İstanbul trafiğinde yaklaşık 100 kilometre yol yaparak, Beyazıt’taki okulu, Maltepe’deki işi ve Güneşli’deki evi arasında mekik dokuyor. İşte Şeyma’nın umut veren hikâyesi.

Şeyma Yaşar (22) Almanya’da doğdu büyüdü. 2006’da liseyi bitirdikten sonra üniversite için İstanbul’a geldi. Sınava girdi, çok istediği İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nü kazandı. Serdar’la (29) ortak arkadaşları vasıtasıyla burada tanıştı. Âşık oldu, 2007 başında nişanlandı. Yıl sonunda düğün planlıyorlardı.

Köln yakınlarında yaşayan ailesini görmek için Almanya’ya gitti. Niyeti bir hafta kalıp dönmekti. Bir arkadaşını görmek istiyordu, babası ve eniştesi “Seni biz bırakalım” dedi. Arabayla yola çıktılar. Otobanda araba arızalandı. Kenara çektiler, servis çağırdılar. Yol kenarında beklemeye başladılar. Akşamüstüydü, üşüdü. Ceketini almak için arabaya girdi. Gerisini hatırlamıyor: Hızla gelen bir TIR, emniyet şeridindeki arabayı altına aldı. Metrelerce sürükledi.

Helikopterle hastaneye taşındı. Başından ağır bir darbe almış ve omurları kırılmıştı. Doktorlar “Ölmesi yüksek ihtimal” demişlerdi ailesine. Kendi başına solunum yapamıyordu, makinelere bağlanmıştı. Bilinci kapalı, Azrail’le mücadelesi iki hafta sürdü. Kafasındaki kanamanın yol açtığı basıncı rahatlatmak için kafatasından büyükçe bir kemik çıkarıldı. Bu parça 3 ay sonra yerine yerleştirilecekti. İki hafta sonra gözlerini açtı. Bir o kadar daha yoğun bakım ünitesinde kaldı. Bir eliyle babasının, diğeriyle nişanlasının elini tuttu hep...

KAFASINDAN KEMİK ÇIKARDILAR

Yoğun bakım ünitesinden çıkma zamanı gelince, onun gibi hastaların hayata hazırlandığı bir rehabilitasyon merkezine götürüldü. Şeyma omurilik yaralanmasının ne demek olduğunu bilmiyordu, hastaneye giderken heyecanlıydı, orada iyileşecek, hayata kaldığı yerden devam edecek zannediyordu. Ta ki doktorlar viziteye gelene kadar. Şeyma, “Ne zaman yürüyebileceğim” diye sordu. Doktorlar gayet soğukkanlı, “Ne yürümesi? Yürümeyi unut” dediler. Doktorun, duygularını hiç hesap etmeden verdiği bu yanıt, yüzüne tokat gibi patladı. İlk isyanı onlara oldu: Peki hastanın karşısına geçip, yürümeyeceksin demek için mi bunca yıl okuyorsunuz” diye bağırdı.
Felçti ve hayatını bu yeni duruma göre organize etmesi gerekiyordu. “Artık bacaklarının yaptığı işi kolların yapacak. Kollarını kuvvetlendirmen lazım” diyorlardı. Tam 3 ay sürdü yeni hayatına hazırlanması. Engelli ehliyeti aldı. Bütün bu aşamalarda en büyük desteği ailesi ve sürekli Almanya’ya gelip giden nişanlısıydı.

4 ay sonra evine dönebildi. Çok sevdiği uzun saçlarından eser yoktu. Kafatası ameliyatları nedeniyle saçları kazınmıştı her seferinde. “3 ay başımda eksik kemikle dolaştım. Çok ağrıyordu, şapka falan takmak mümkün değil! Aynaya bakmıyordum. Asansörlerde bile gözlerimi kapıyor, kendimi öyle görmek, hatırlamak hiç istemiyordum” diyor.

Fizik tedavi için nişanlısının da bulunduğu Türkiye’yi tercih etti. Annesini aldı ve birlikte geldiler. Akrabaları, İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Araştırma ve Eğitim Hastanesi’ni bulmuştu, orada 5 hafta yattı. Çok kalabalıktı daha fazla kalamadı. Evden çıkamıyordu ama egzersizlere devam ediyordu. Saatlerce, bacaklarına bağladığı özel yürüme aleti ve yürüteçle dengede durmaya çalıştı. Çok hevesli ve gayretliydi. “Sokağa çıkamıyordum çünkü sokaklar hiç bize göre değil. Ben bu kadar uğraşıyorum, didiniyorum ama sokaklar, kaldırımlar, devlet, ‘Bu kadar azimli olma’ diyor... Sanki Türkiye’de hiç engelli yok.”

TEKERLEKLERLE İLK DANS

Bu arada tedavi arayışları sürüyordu. İnternetten Sultanbeyli’de çalışan bir fizyoterapist buldu. Uzmanlık alanının felç olduğunu söyleyen fizyoterapist beline masaj yaparken 6 vidayla tutturulan platinlerini kırdı. Tedaviyi de yarım bıraktı. Derken nişanlısı gazeteden halen devam ettiği Darüşşafaka Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Merkezi’ni buldu. Burası hem fizik tedavi hem de rehabilitasyon hizmetlerinin iyi verildiği bir merkezdi. Lokomat denilen robot yardımıyla yeniden yürümeye çalıştı. Havuz egzersizleri ve diğer tedavilerle kendine kısa hedefler koyarak, azimle ilerledi. Kendi kendini egzersizlere motive etmek için “Evlenmek için önce iyileşeceksin” diyordu. Ama baktı iyileşme yavaş sürüyor, Serdar’la buluşmalar zor oluyordu, düğünü erkene çekmeye karar verdiler.

4 ay önce yapılan düğünle sevgilisine kavuştu. Kına gecesi Almanya’da oldu. Bacaklarına bağlanan özel yürüme aletleri ve yürüteçler yardımıyla yürüyebiliyordu. Ama o, kına gecesi için özel bir tekerlekli sandalye kiraladı. Gelinler için tasarlanmış ve süslenmiş özel bir sandalye! Tekerlekler üzerinde de olsa dans etti. Bir ay sonra İstanbul’daki düğününe de tekerlekli sandalyesiyle geldi ama bütün düğün fotoğraflarını ayakta çektirdi.

Kazadan sonra dondurduğu okuluna geri döndü. Tedavi gördüğü merkezin danışmanı Bülent Özserikli’den bir iş teklifi de aldı: “Okulunu bırakmamak kaydıyla gel burada halkla ilişkiler elemanı olarak çalış”. Düşündü, taşındı ve kararı evet oldu. Alman doktorun “Yürümeyi unut” dediği Şeyma, şimdi arabasına atlayıp haftanın üç günü Beyazıt’taki okuluna gidiyor; oradan çıkıp Maltepe’deki merkeze gidiyor; akşama kadar çalıştıktan sonra yine arabasına atlayıp, Güneşli’deki yuvasına dönüyor.

Şeyma çok güçlü

FİZYOTERAPİST BÜLENT
ÖZSERİKLİ Şeyma’nın performansı süper. Çok daha güçlü şimdi. Çalışıyor, okuluna gidiyor, hem de tedavisini sürdürüyor. Çalıştığımız hastaların çoğunluğu felç, omurilik yaralanmaları... Onların yaşadıklarını bizden daha iyi anlayabiliyor. Bazen hastalar için bizimle tartışıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle