GeriKelebek Gümüş Ekran
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gümüş Ekran

Osman GİRİTLİ

Hayatı yaşamak değil oynamak

Hayat Güzeldir (Life is beautiful) dilebiliyorsanız, acılara karşı biraz daha gülerek bakabilir misiniz?

Shakespeare'den bu yana insanoğlu kendi benliğinde bunu durmadan tartışıyor. İyimserlik, kötümserlik. Hayatı yaşamak ya da hayatı oynamak.

Roberto Benigni'nin Hayat Güzeldir'i bazı karelerde Akdenizlinin o kaypak, sahtekar ama sevimli yüzünü gösteriyor. Bazı karelerde de onun yarattığı kara mizahı.

Hayatı hep güleryüzlü yanıyla algılayan tipik bir İtalyan. Her yerde mutluluğun bir tohumunu bulup yeşertiyor, yaşama sevincini ateşleyecek bir kıvılcımı her yerde çakabiliyor.

Ama faşizm. Akdeniz güneşini bile karartan, ruhlara is gibi çöken faşizm. Duygusal bir komedinin üzerine karabasan gibi çöküyor.

Filmin ilk yarısında o güzel hayatın içinde faşizmin ayak seslerini hafif hafif hissettiriyor yönetmen. Ama kahramanımız onlarla bile dalga geçiyor. En büyük aşağılamalara bile dalga geçerek bakabiliyor.

Söylemeyi unuttum galiba.

Kahramanımız Musevi. İyi bir aile reisi aynı zamanda.

Çok sevdiği karısı ve sevimli oğluyla birlikte yaşıyor.

Hepsi de toplama kampına düşüyor.

Bence birinci yarı Akdenizlininin yaşamından kesitler,gülüyorsunuz.

İkinci yarı toplama kampını bir oyun mekanına çeviren bir adamın çocuğuna aşıladığı iyimserlik.

Böyle bir kampta bunu ancak Akdenizliler başarabilir diyorsunuz.

Hayat ve oyun üzerine düşünmenizi sağlayacak film. Böylesine bir filmde neden felsefe arayalım demeyin. Oyunlarda kazananlar ve kaybedenler vardır. Şans yüzde ellidir. Ya hayatta?

Çocuğuna oynadığı oyunla toplama kampının ağır şartlarını bile sevdiren sevimli kahramanımız ne yazık ki yaşamın katı duvarına çarpıyor. Kazancı mı?

Savaştan yara almadan çıkabilen temiz bir yürek.

Gülmekle ağlamak arasında sürekli gidip gelerek izleyeceğiniz sıcacık bir film.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle