GeriKelebek Gittiği her yarışmadan ödülle dönüyor Merve Kocabeyler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gittiği her yarışmadan ödülle dönüyor Merve Kocabeyler

Gittiği her yarışmadan ödülle dönüyor Merve Kocabeyler
refid:20634508-spot ilişkili resim dosyası

Bu sene 10’uncu kuruluş yıldönümünü kutlayan klasik müzik dergisi Andante’nin organizasyonu, Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliği ve KÜSAV Vakfı’nın desteğiyle düzenlenen ‘2012 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri Töreni’ geçen akşam İstanbul Rahmi M. Koç Müzesi’nde yapıldı.

Klasik müzik dünyasından 200 profesyonelin oylarıyla belirlenen 24 daldaki isimler arasında Yılın Bestecisi Turgay Erdener, Yılın Piyanisti Hüseyin Sermet, Yılın Yaylı Çalgılar Yorumcusu Efe Baltacıgil, Yılın Orkestra Şefi İbrahim Yazıcı gibi pek çok isim öne çıktı. Ama bir isim vardı ki herkesin dikkatini çekti; özellikle son yıllarda katıldığı uluslararası her yarışmadan ödülle dönen arpçı Merve Kocabeyler. Geceden ‘Yılın Genç Müzisyeni (30 Yaş Altı)’ ödülüyle dönen Kocabeyler’le arpa nasıl başladığını ve bu kadar başarıya rağmen çektiği sıkıntıları konuştuk.

- Ailenizde müzik ya da sanatın farklı dallarıyla ilgilenenler var mıydı? Sizce sanatsal genlerinizi kimden almış olabilirsiniz?
- Ben hep müzikle iç içe olan bir ailede yetiştim. Babam İsmet Kocabeyler, udi ve TRT’de besteleri bulunan bir Türk sanat müziği bestekârıdır. Annemin çok güzel sesi vardır ve ağabeyim de elektro gitar konusunda oldukça iddialıdır. Evimizden müzik ve müzisyenler hiçbir zaman eksik olmadı. Henüz anaokul çağındayken babamın plaklarını karıştırıp, Strauss’un ünlü valslerini dinlediğimi hatırlıyorum. Genlerin önemi olduğu kadar, ailemin bana sunduğu bu ortamın da yeteneğimin keşfedilmesinde büyük bir yeri var.

- Profesyonellik nasıl başladı peki?
- Müziğe olan ilgimin gün geçtikçe artmasıyla, ailem piyano dersleri almamı sağladı. 8 yaşımdayken aldığım ilk profesyonel piyano dersinden önce ufak bir ders deneyimim olmuştu, hocam ise ağabeyimdi! Notaları bilip bilmediğimi sorduğunda verdiğim cevap şöyleydi: “Do,re,mi,fa,sol,la,si. Devamını bilmiyorum, öğretir misin?”

BEYİN CERRAHI DA OLABİLİRDİM

- Arp nasıl girdi hayatınıza?
- Aldığım piyano derslerinin ardından daha ciddi bir ortamda müzik eğitimi almak üzere 11 yaşında girdiğim İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın yetenek sınavlarını kazandım. El yapımın arp için çok uygun bulunmasıyla, o güne dek sadece çizgi filmlerde gördüğüm arpın büyülü sesi ve görüntüsüyle karşılaştım. Tamamen etkilenmiş ve piyanoyla ilgili hayallerimi o anda unutmuştum bile! Hocam Yonca Özkan Bilenoğlu ile başladığım arp eğitimimi dört yıl yarı zamanlı sürdürürken, ayrıca Kenan Evren Anadolu Lisesi’nde okuyordum.

- Peki, hayaliniz bu muydu? Başka meslek yok muydu hiç aklınızda?
- Başlarda hayalim hem konservatuvarı bitirmek hem de beyin cerrahı olmaktı. Ancak her ikisini birden en iyi şekilde yapmanın mümkün olmadığını ve müzikten asla kopamayacağımı anlayınca, konservatuvarın tam zamanlı bölümüne geçtim. 2009’dan beri arp eğitimimi burslu olarak kabul edildiğim Salzburg Mozarteum Üniversitesi’nde sürdürüyorum. Son bir yıldır beni bu yolda destekleyen ÇEV - ERGO işbirliğindeki ‘Harika Yetenekler Projesi’ne minnettarım.

HÂLÂ KENDİME AİT BİR ARPIM YOK

- Hiç zorlandığınız, pes edeceğim dediğiniz dönemler oldu mu arpla ilgili?
- Zorlandığım o kadar çok dönem oldu ki... Sesimi duyurmaya çalışırken, “Arp nedir ki?” diye sorularla karşılaşmak, sırf arpist olduğum için bir kemancı ya da piyanist kadar anlaşılamamak, yurtdışında yıllardır burslu okuma savaşı verirken ülkemden destek görememek ve en acısı da hâlâ kendime ait bir arpımın olmaması... Benim de her müzisyen gibi sıralayabileceğim uzunca bir dert listem var. Belki de sanatın getirdiği hassasiyetle bize daha da ağır gelen, günümüz dünyasının sorunları ve bu zorlu yoldaki yalnızlığımızın yükü var sırtımda. Sorunuza dönecek olursam; evet zorlandım, ama hiç bir zaman pes etmeyi düşünmedim. Çünkü ben seçimimden hiç pişman olmadım ve ölene dek bu mesleği icra etmek istediğimi çok iyi biliyorum. Bir gün benim de bir arpım olacağını umarak çalışmayı, üretmeyi seçiyorum ve ülkemi yurtdışında en iyi şekilde temsil etmeye gayret ediyorum.

- Kimleri örnek alıyorsunuz bu yolda?
- Benim için sanatçının alanındaki başarısı kadar, sanatçı kişiliği de büyük değer taşıyor. Örnek aldığım arpistler arasında Catherine Michel ve Isabelle Moretti var. Ayrıca Vladimir Horowitz, Martha Argerich, Cecilia Bartoli her zaman hayranlıkla dinlediğim müzisyenlerden. Ülkemizin milli servetleri olan İdil Biret, Güher&Süher Pekinel, Suna Kan gibi çok değerli sanatçılarımızı da büyük bir saygıyla izliyor ve örnek alıyorum. ‘Sanatçı’ dendiğinde aklıma gelen isimlerden biriyse karakteri ve sanatıyla beni derinden etkileyen Meksikalı ressam Frida Kahlo’dur.

- Merve Kocabeyler, 1990 İstanbul doğumlu.
- 2001’de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Yonca Bilenoğlu ile başladığı arp çalışmalarını, 2009’dan beri burslu olarak Universitat Mozarteum Salzburg’da Prof. Helga Storck ile sürdürüyor.
- Sofya Uluslararası Genç Virtüözler Yarışması’nda ikincilik, Viyana Uluslararası Arp Yarışması’nda üçüncülük ve Macaristan Ulusararası Arp Yarışması’nda birincilik kazandı.
- Donizetti Ödülleri’nde ‘Yılın Çıkış Yapan Genç Müzisyeni’ seçilmeden iki hafta önce İtalya’daki ‘Citta di Cagliari Uluslararası Arp Yarışması’nda birincilik kazanmıştı.
- Temmuz 2011’de Dünya Arp Kongresi’nin genç yetenekler konserinde Türkiye’yi temsil etmek üzere Kanada, Vancouver’a davet edildi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle