GeriKelebek Fransızlar bu film için kuyruk oluşturdu Polisse
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fransızlar bu film için kuyruk oluşturdu Polisse

Fransızlar bu film için kuyruk oluşturdu Polisse
refid:19115618-spot ilişkili resim dosyası

Paris sokaklarında bir film için kuyruklara giren insanları en son bundan bir yıl önce (Eylül 2010) bu sayfalarda bir başyapıt olarak tanıttığım ‘İnsanlar ve Tanrılar’ (Des Hommes et Des Dieux) filmi için görmüştüm. 13 ay sonra 19 Ekim günü Fransızların kuyruklara girmelerine sebep olan yeni film ‘Polisse’ ise genç sinemacı Maiwenn’in eseri.

Bu yıl Fransa’da büyük heyecanla beklenen film mayısta Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel ödülüne layık görülmüştü...
1976 doğumlu kız çocuğu bir şiddet mağduruydu. Babasının ve annesinin şiddet uyguladığı çocuk büyüyünce Le Besco soyadını bırakacak ve hem özel hayatında, hem de profesyonel hayatında ilk ismiyle anılacaktı. Aslında bahsettiğimiz o çaresiz kız çocuğu 6 yaşından beri sinemayla iç içe ve aralarında Jean Becker, Luc Besson ve Claude Lelouch’un da yer aldığı birçok yönetmen için kamera karşısına geçti. Bugün biz o kız çocuğunu sadece başarılı bir oyuncu olarak değil, 35 yaşındaki usta bir yönetmen olarak da tanıyoruz. ‘Maiwenn’in ‘Pardonnez-moi’ ve ‘Le Bal des Actrices’ filmlerinden sonra yaptığı ‘Polisse’in diğer filmlerinden daha önemli, daha iyi bir film olmasının nedenlerine gelince...
Büyükbabaların, babaların, annelerin güvenilir olmadığı bir yerdeyiz. Gerçek hayatla burun burunayız. Kötü davranılmış, terk edilmiş, dövülmüş, tecavüze uğramış çocuklarla onları kurtarabilmek için gecesini gündüzüne katan, özel hayatını bir kenara bırakan ve yine de zaman zaman yetersiz kalan polislerin dünyasını izliyoruz ekranda.
Önceleri bir aşk filmi yapmak için kolları sıvayan Maiwenn televizyonda Emniyetin Çocukları Koruma Bölümü’yle ilgili bir dökümanter izliyor ve çekeceği filmin konusunu değiştiriyor. Olabildiğince kuvvetli, duygusal ve gerçekçi olan ‘Polisse’in senaryosunu yazmadan önce Maiwenn Paris’te Emniyetin Çocukları Koruma Bölümü’nde staj yapıyor. Pedofili, şiddet ve ensest gibi ağır, trajik konuları izlerken gözyaşlarına boğulan sinema seyircileri ‘Polisse’i seyrederken zaman zaman kahkahalarla gülebiliyorlar da...

HER ŞEYİ GÖSTERMEK GİBİ BİR DERDİ YOK

Yönetmeni için çok kişisel olan ve hiçbir filme benzemeyen ‘Polisse’ korkunç hayatları anlatırken çocuklar istismar edilmiyorlar. Çocukların çile çektiği sahneler gösterilmiyor ve gösterildiği zaman da sinema ekranında soyunan ve 14 yaşında olduğu konuşulan çocuk rolünde 19 yaşında bir genç kadını izliyoruz. ‘Polisse’in başarısının sırlarından biri de yönetmenin filminde her şeyi anlatmak ya da her şeyi göstermek gibi bir derdinin olmamasında gizli...
Dosyalar, yetersiz araçlar, anlayışsız bürokratlar ve çöken aile ilişkileri arasında sıkışıp kalan polisleri olabildiğince insancıl bir ışıkta beyazperdeye taşıyan Maiwenn’in oyuncu seçiminde de son derece isabetli kararlar verdiğini görüyoruz. Sinema ve tiyatroda sürekli bir arada izlemeye alıştığımız Karin Viard ve Marina Fois yüzleştikleri sahnede gözlerimizi bu iki büyük oyuncudan alamıyoruz.
Maiwenn’in bir fotoğrafçıyı canlandırdığı filmin başrolünde oynayan JoeyStarr (Didier Morville) Fransa’nın en ünlü rap yıldızlarından biri. Film çekildiği sırada Maiwenn’in sevgilisi olan JoeyStarr’la Maiwenn’in bir gece kulübünde dans ettikleri sahne sadece ‘Polisse’de değil, Fransız sinemasında da bu yıl izlediğimiz en duygusal, en tensel sahnelerin başında geliyor.
Filmin acıklı sahnelerinden birinde kaldığı yerden kovulduğu için birkaç haftadır sokakta yaşayan ama çocuğunun geleceğinden kaygılandığı için polise gelip çocuğunu getiren ve bari ona kalabileceği sıcak bir yuva bulun diyen anneyle oğlunu izliyoruz. Bu duygusal sahneye kayıtsız kalamayan seyirciler ya mendillerine uzanıyorlar ya da 35 yaşında genç bir yönetmenin nasıl olup da kendilerini bu kadar kolay rehin aldığını düşünmeye başlıyorlar...
‘Polisse’te Fransız sinemaseverlerin en çok beğendikleri sahne ise bir Müslüman kadın polisin, kızına bir köle gibi davranan bir adama ‘Kur’an’ dersi verdiği sahne. Kadın polisin geri kafalı adama Kur’an kitabını verip bir kadının çalışamayacağı nerede yazıyor, göster bana diye sorduğu ve kızına kötü davrandığı zaman karşısında yine kendisini bulacağını haykırdığı zaman Naidra Ayadi’nin önemli bir oyuncu olduğunun farkına varıyoruz...
Frederic Pierrot, Nicolas Duvauchelle, Wladimir Yordanoff, Riccardo Scamarcio ve Sandrine Kiberlaine gibi oyuncuların da rol aldıkları ‘Polisse’ herkesin beğenmeyeceği, ufak tefek kusurları olan ama olabildiğince kuvvetli, önemli bir film. Özellikle sesi duyulmayan çocukların yaşadıkları korkunç olaylara ışık tuttuğu için değerli olan ‘Polisse’in Fransa’da 2011 yılında gösterime girdiği ilk gün en büyük hasılatı yapan Fransız filmi olduğu açıklandı. İlk haftasında 471 bin 798 seyircinin izlediği ‘Polisse’ Fransa’da haftanın 1 numaralı filmi. Yeni bir sinemanın da habercisi olan ‘Polisse’ uzun yıllar tartışılacak olan ve izlememiz gereken farklı bir film...

CEZANNE MİLANO’DA

Post-empresyonist ressam Paul Cezanne modern sanatın öncülerinden biri olarak tanınıyor. Aix-en Provence’ta doğan Fransız ressam bu sezon birçok sergiyle Avrupa’da sanatseverlerle buluşmaya başlıyor. Bu hafta bahsedeceğim ilk ve en kapsamlı sergi 20 Ekim’de Fransa yerine İtalya’da açıldı. Milano’da Palazzo Reale’de sanatseverlerin 26 Şubat 2012 tarihine kadar ziyaret edebilecekleri ‘Cezanne: Les ateliers du Midi’ sergisinde 40 büyük eser ve 30 karakalem çalışması var. Pablo Picasso’nun ‘Hepimizin babası’ diye tanımladığı Cezanne’ın elma ve armutları için Woody Allen, Manhattan filminde ‘hayatı yaşanır kılan şeyler’ demişti...

ALTI MİLYON DOLARLIK ADAM

Broadway’de bu yıl müzikal denildiği zaman akla gelen ilk sözcük ‘Mormon’. Müzikal tiyatroyu değiştirdiği konuşulan ‘The Book of Mormon’dan gelecek hafta bahsedeceğim. Bu yeni kış sezonunda yine Broadway’de en büyük ilgiyi gören tiyatro olayı Samuel L. Jackson, Angela Bassett ya da Stockard Channing gibi büyük oyuncuların rol aldıkları dramatik oyunlar değil. Broadway’de bu sezon en çok konuşulan tiyatro olayı yine müzikle ilgili. Broadway normları için oldukça geniş, 18 kişilik orkestra eşliğinde sahneye çıkacak olan Avustralyalı yıldız ise bugünlerde sinemalarda ‘Çelik Yumruklar’ (Real Steel) filminde robotlarla baş etmeye çalışan Hugh Jackman’dan başkası değil.
İki yıl önce Broadway’de ‘A Steady Rain’ isimli oyunda Daniel Craig’le başrolü paylaşan Hugh Jackman’ı izlemiş ve iki oyuncunun da rol aldıkları oyundan çok daha üstün olduklarını düşünmüştüm... 2004 yılında ‘The Boy from Oz’ müzikaliyle Tony ödülünü kazanan Jackman yeniden şarkı söyleyip, dans ettiği ve Hollywood hikâyeleri anlattığı ‘Hugh Jackman, Back on Broadway’le 25 Ekim akşamından beri Broadhurst Tiyatrosu’nda sahneye çıkıyor. 350 dolara satılan biletler büyük bir hızla tükenirken sanatseverler karaborsadan 750 dolar ödeyerek bilet satın almaya başlamışlar. Hugh Jackman daha şimdiden 6 milyon dolarlık bilet satarak Broadway’in en büyük yıldızı olduğunu kanıtlarken öğrenciler için 30 dolarlık biletlerin satılması konusundaki ısrarı yüzünden Broadway’de takdir ediliyor...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle