GeriKelebek Fotoğrafın sokak çocuğu Tamer Yılmaz
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fotoğrafın sokak çocuğu Tamer Yılmaz

Fotoğrafın sokak çocuğu Tamer Yılmaz
refid:21527500 ilişkili resim dosyası

38 yıllık fotoğrafçı ama hayatında ilk defa kişisel sergi açıyor. Sadece bunun yüzünden bile sokak çocuğu unvanını fazlasıyla hak ediyor. Öte yandan “Fotoğraf eşittir Tamer” diyecek kadar da aşık mesleğine. Tarkan, Mr Big, Cansu Dere, Seda Sayan, Türkan Şoray gibi ünlülerin fotoğraflarının olduğu ‘By Tamer Yılmaz’ sergisi 12 Ekim tarihine kadar Tarlabaşı Piramid Sanat’ta.

Spor Toto teşkilatında değerlendirme memurluğu yapan bir anneyle, spor öğretmeni bir babanın çocuğu Tamer Yılmaz. Gönen doğumlu, Ankara’da büyümüş. Yaş 16... Tembellik ve haylazlıktan dolayı Ankara Cumhuriyet Lisesi’nden atılınca, aile dostları Tanju Okan, onu Ulus gazetesine fotoğrafçı olarak sokar. Abbas Goralı’nın yanına… Çünkü önceki yaz mahalledeki fotoğrafçılık kursunda bir şeyler öğrenmiştir, başka bir konuda da pek bir bilgisi yoktur.
İlk makinesi Lubitel 2’dir. Herkes gibi o da küçük tuvaleti kapatıp karanlık oda yapar. Gazeteye girince ikinci şube fotoğrafları çekmekle görevlendirilir. Katiller, hırsızlar, düğünde açılan ateşten yaralananlar, sigara kaçakçıları... Ama memnun değildir bu işten: “Öyle kanıma gazetecilik virüsü kaçmadı. Gazeteciliğin palavracılık olduğunu anladım. ‘Yılın ilk karı yağdı’ diye haber yaptırıyorlardı. Bunun nesi haber yahu? Ben de fotoğrafçı olmaya karar verdim.”
Bu genç fotoğrafçı Danıştay kararıyla geri döndüğü liseyi yedi yılda bitirdi. Ve ne tesadüf ki mezun olduğu yıl Türkiye’de ilk defa bir üniversitede fotoğraf bölümü açıldı: Devlet Güzel Sanatlar Akademisi yani bugünkü Mimar Sinan. “O bölüme girdim. Bir yandan da çalışmaya başladım. Günlük işler alıyordum, mimarların projelerini çekiyordum. Ama ihtiyacım olduğu kadar. Bu 30 yaşına kadar sürdü. Sokak çocuğuydum o zaman, hâlâ da öyleyim. Hayta geldik hayta gideceğiz.”

/images/100/0x0/55ea80fef018fbb8f88443b5

SERGİNİN YERİ TESADÜF DEĞİL

Yıl 1990... İlk fotoğraf stüdyosunu Feyyaz Yalçın ile İstanbul, Tarlabaşı’nda eski bir kilisede açar. Üç yıl orada, beş yıl yine Tarlabaşı’nda harika bir binada çalışırlar. Binadan komşuları Ezel Akay, İnci Eviner, Bedri Baykam, Nazlı Eray gibi isimlerle o zamandan dosttur. Yıllar sonra ilk sergisini Baykam’ın sanat merkezi Piramid’de açması tesadüf değil.
Karısı Ayten Alpün Yılmaz, stüdyo kurulduktan beş ay sonra İsveç’ten fotoğrafçı adayı bir genç kız olarak çıkagelir. Ve bir daha ayrılmazlar. 1998’de bugünkü stüdyoları Fabrika’yı kurarlar. İsmi koyarken Andy Warhol’un fabrikasından ve Benetton’un Fabrika isimli okulundan esinlenirler. Bugün piyasadaki fotoğrafçıların yüzde 50’den fazlası Tamer’in Fabrikası’ndan geçmiştir.
Yalın bir adam Tamer Yılmaz. Hırsları yok, egosunu kontrol altına almayı çoktan becermiş. “Diyelim ki en başarılıyım, sonrasını söyle bana” diyor. Arkadaşlarla, müşterilerle zevkli vakitler geçirmenin derdinde. Felsefesi en az eksi ile en çok artıyı üretebilmek.
Parayı asla önemsemiyor: “Hiçbir yere götüremezsin o parayı. Çocuklarına da çok bırakmamalısın çünkü ortalık babadan zengin yeteneksizlerden geçilmiyor zaten. Bir şey olmalarını istiyorsan hayata start verecekleri kadar para bırak çocuklarına, yeter.”

EN ZORLANDIĞIM İŞ MR. BIG

En “Eyvah çekemiyoruz” dediğim fotoğraf Mr Big’dir. Çünkü adam yerinde durmuyordu. Eyvah yandık dedim, ışık mışık hak getire Allah ne verdiyse çektik. Bu serginin ünlüleri benim için önemli işler. Janset mesela... Saçını kazıyıp geldi. Türkiye’nin ilk mankenlerinden Meltem Hakarar var. Cansu Dere’nin yüzüne takılar taktığı fotoğraf inanılmaz. Türkan Şoray, Seda Sayan hepsi birbirinden değerli. Arkadan gördüğünüz at kuyrukluysa Harika Avcı.

SON 13 YILDAN SEÇİLENLER

İlk defa sergi açtığım için insanların gözünü yormamak için siyah-beyaz açtım. Bir de bence zaten fotoğrafın temeli budur. Geçmişe, milyonlarca fotoğrafın içine çok giremedim. Bu sokak çocukluğunun getirdiği derbederlik arşivde de var. Son 13 seneyi taradım, birbirinden çok farklı ama yan yana durduklarında sırıtmayan, eğlenebilen fotoğraflar seçtim.

“Moda fotoğrafçılığına Marie Claire dergisi ve Fatoş Yalın sayesinde başladım. Moda önde bir durum, moda çekebilmek için önde olman lazım. Bu enteresan bir şey. Öngörü şart. Basit bir örnek vereyim. Ben Beymen’e 1996’da meme emziren bir iş kadını çektim. Benden 1.5 yıl sonra Vogue meme emziren bir mankeni kapak yaptı. 6 yıl sonra da Gucci ilan yaptı”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle