GeriKelebek Flamenkonun Küçük Türk’ü TURKHINA
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Flamenkonun Küçük Türk’ü TURKHINA

Flamenkonun Küçük Türk’ü TURKHINA
refid:19996712 ilişkili resim dosyası

İspanyol dansçı ve koreograf Cristiane Azem, ekibindeki iki başdansçı Miriam Gala ve Myriam Soler ile birlikte İstanblue Vodka’nın gerçekleştirdiği ıstanbul Blue Night etkinliğinde özel bir dans gösterisi için Türkiye’ye geldi. Azem ıstanbul’un semtlerini anlatan özel bir koreografisini ve hikayesini anlattı

Birçok farklı kültürün oluşturduğu dünyanın en renkli ülkelerinden biri olan Brezilya Sao Paolo’da doğdum. Annem ıtalyan kökenli bir piyanist, babam Lübnan kökenli tekstil tüccarı. Annem sayesinde özellikle Beethoven ve Chopin gibi ustaların müziklerini dinleyerek klasik müzik kültürüm gelişti. Babam Ortadoğu kökenli olduğu için bir taraftan Doğu kültürünü de bana öğretti. Hem iş hem de sanat kariyerim ıspanya Madrid’de başladı. 18 yıldır Madrid’te yaşıyorum ve oraya gidiş sebebim dansa özellikle flamenkoya olan tutkumdu. Yıllarca değişik dans okullarında dersler verdim, workshop’lar düzenledim. Yaklaşık 10 yıldır da kendi okulum ve dans grubum var.
Dans maceram 12 yaşında başladı. Çağdaş dans, flamenko ve diğer dünya danslarına ilgi duydum. Bir taraftan dansla ilgileniyor diğer taraftan da üniversitede tarih okuyordum.
Türkiye’yle olan ilişkim tabii Türk kültürü ve özellikle müzikle başladı. ılk ziyaretim dört yıl önceydi ve bugüne kadar yaklaşık 22 kez Türkiye’ye geldim. Daha önce 10-12 yıl boyunca Türk müzikleri eşliğinde dersler vermiştim, gösteriler yapmıştım. Hatta evde bana ‘Küçük Türk’ anlamına gelen ‘Turkinha’ diyorlardı. Yıllar sonra bu kelimenin gerçek anlamını keşfettim ve Türk kültürü hayatımda önemli bir yer edindi.
Anadolu Ateşi ile de Madrid’de tanıştım. 2009’da gruptan arkadaşımız Serkan Polat aracılığıyla Anadolu Ateşi’ne 10 gün flamenko dersleri verdim. Türkiye’den Mısırlı Ahmet ve grubu, Yasemin Göksu gibi sanatçılarla da çalıştım.

BEŞİKTAŞ BREAK DANS BOĞAZ DALGALAR OLDU

ıstanbul’u bir bütün olarak, kendi başına koskocaman bir dünya olarak görüyorum. Böyle yerler tüm insanların mirası. O yüzden ben Galata isimli gösterimi ıspanya’da sahnelediğim zaman ıstanbul’a hiç gelmemiş bir ıspanyol bile bunu içinde hissediyordu. şimdi ıstanbul’da olmamın nedeni ıstanblue Vodka’nın sponsoru olduğu ıstanbul Blue Night etkinliği için Mir Sanat Topluluğu dansçılarıyla hazırladığım bir koreografinin flash mob şeklinde Galatasaray’da, Odakule’de ve Tünel’de sahnelenmesi. Dansçılar ıstanbul’un semtlerini bir konsept dahilinde canlandırdı. Beşiktaş’ı break dansla, Boğaz’ı dalgalarla, Taksim’i genç enerjisiyle, Bebek’i güzel kızlarla tanımladık. ıçeriği zaten ıstanbul kendisi verdi. ıstanbul’da beni en çok etkileyen semtler Galata ve Cihangir. Bu semtlerin kendine özgü, büyülü bir havası var. Kapalıçarşı’da kaybolmayı da çok seviyorum. Ayrıca ıstanbul Modern Müzesi de çok sevdiğim bir yer.

TÜRK ERKEKLERİNİN DANS ETMESİ ÇOK ETKİLEYİCİ

Erkekler dans eden kadınları daha seksi buluyor. Bir kadın olarak ben de kadınların dans ettiğinde daha etkileyici olduğunu düşünüyorum. Türk erkeklerinin sahnede dans etmesi çok etkileyici. Flamenko gibi çok maskülen ve cesur bir duruşla dans etmelerini çok hoş buluyorum. Dans çok zor bir iş. Binlerce saat çalışıp beş dakikalık bir gösteri çıkarmanız gerekiyor. Formumu dikkatli beslenerek, sigara içmeyerek, yoga yaparak ve tabii hergün saatlerce dans ederek koruyorum. Yemekte çok ayrım yapmam fakat sağlıklı yemekleri zevkle yemeyi severim. ıçkiyi genellikle bir şeyleri kutlamak için az içerim.

İSTANBUL’A SAATLERCE BAKTIM

Nisan ayında Madrid’de ‘Galata’ ismini verdiğim bir gösteri sahneye koydum. Türkiye’ye ilk kez geldiğimde Galata kulesinden bir akşamüstü ıstanbul’a bakışım ve bu şehrin bana verdiği ilham ‘Galata’ gösterisi fikrini verdi. Tarih okumuş ve tarihi ilgisi olan, farklı kültürel altyapılardan gelen bir kişi olarak ıstanbul o gün o kulede beni çok etkiledi. Bir düşünün, yıllarca bu şehirden müzikleri dinliyor ve onlar eşliğinde çalışıyorsunuz, şehrin fethi tarihsel bir dönemin başlangıcı oluyor. O gün Galata Kulesi’nde Cenova kökenli bir annenin kızı olarak kendimi saatlerce bütün bunlara bakarak ve hayalimde bu şehrin zengin ve köklü tarihini canlandırırken buldum. O gün saatlerce ıstanbul’a baktıktan sonra “ıstanbul için ve ıstanbul üzerine bir gösteri yapacağım ve adı Galata olacak” dedim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle