GeriKelebek Ferhat'ın villası
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ferhat'ın villası

Ferhat'ın villası
refid:21559382 ilişkili resim dosyası

Yarın akşam Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde hayranlarıyla buluşacak olan Ferhat Göçer, “İşte benim dünyam” dediği Beykoz sırtlarındaki Boğaz manzaralı, havuzlu, asansörlü, stüdyolu villasının kapılarını Hafta Sonu dergisine açtı. Ünlü sanatçı, konserden yakında çıkacağı Avrupa turnesine, doktorluğundan Ömür Gedik’le beraberliğine her şeyi anlattı.

İŞTE FERHAT GÖÇER'İN VİLLASI FOTO-GALERİ

Öncelikle yeni konseri konuşalım. Harbiye Açıkhava’da o gece neler olacak?     

- Cuma akşamı, Glee Müzikali’nden esinlenerek hayata geçerdiğim Symphonie D’Orient ile Ferhat Göçer konseri Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sergilenecek. 60 kişilik dev bir orkestrayla sahnede olacağım. Klasikleşmiş albüm şarkılarımın yanında, albüm öncesinde de seslendirdiğim aryalar, klasik batı eserleri, aynı zamanda Amy Winehouse, Gotye, Sting, Pink Floyd gibi son dönemde dünyada en çok dinlenen şarkıcıların şarkılarını da kendi etnik sazlarımızla yorumlayacağım. Müzikal sürprizlerle dolu bir iş bu. Tahmin ediyorum ki, konsere gelenlere hoş vakit geçirteceğiz.

Sürprizler olacak mı?

- Elbette sürprizlerimiz var. Mesela, büyük hayranlık duyduğum Türkan Şoray da büyük bir aksilik olmazsa beni dinlemeye geleceğini bildirdi.

Koyu bir Türkan Şoray hayranısınız yani...

- Onun filmlerini, o filmlerde okuduğu şarkıları unutmak mümkün mü? En büyük hayalim onunla düet yapmak.



ÖMÜR’LE AVRUPA’DA AŞK TAZELEYECEĞİZ

Çıkacağınız Avrupa turnesini konuşalım mı?

- Bu konserin hemen arkasından Avrupa turnesine çıkıyorum. 1,5 ay sürecek. Bükreş’ten Londra’ya kadar 18 Avrupa kentinde konserlerim olacak. Danimarka’dan Romanya’ya, Bulgaristan’dan Fransa’ya, Almanya’dan Belçika’ya, Hollanda’dan Avusturya’ya kadar her yeri, bütün Avrupa şehirlerini dolaşacağım. 2 Ekim günü turnem başlayacak, 12 Kasım’da sona erecek.

Epey yorulacaksınız...

- Yorucu bir turne olacak. Aslında en güzel yanı Ömür’le (Gedik) birer-ikişer günlük küçük küçük molalar verip, enerjimizi, moralimizi yenileyecek olmamız. Avrupa kazan biz kepçe aşkımızı tazeleyeceğiz.

Bu arada “Yanına Kalmaz” şarkısına klip çekmişsiniz.

- Evet, geçen hafta klibi çektik. Şarkının doğasına uygun olarak terk edilen erkeğin ayrılık acısını anlatan bir klip hazırladık. O terk edilme sancısını, o dönem yaşanan kızgınlığı, kırgınlığı aktarmaya çalıştık.

Şarkının özel bir öyküsü var mı?

- Eyüp Mercimek’in yaşadığı hayatın aynısı. Ayrıca yönetmenim Emir Khalilzadeh de şarkıyı dinledikten sonra bana hemen hikayesini anlattı. Kendi yaşanmışlıklarından oluşan bir kurgu hazırladı. Bunu yaşamayan insanın çok az olduğunu düşünüyorum, böyle bir yalnızlık ve terk ediliş hikayesi hepimizin başına gelmiştir.

ERKEKLER TERK EDİLİNCE DARMADAĞIN OLUYOR

Her erkek hayatında en azından bir kez terk edilme acısını yaşar diyorsunuz.

- Kadınlar, o ayrılık sürecini erkeklerden daha iyi saklayabiliyorlar. Biz nedense darmadağın oluyoruz. Erkeğin terk edildikten sonra kendini toparlaması daha zor. Kadın bu konuda erkeklerden daha güçlü. İçin için yansa bile anlayamıyorsunuz. Yakın çevresinde birkaç kişiyle paylaşsa bile, bir şekilde saklıyor.

Özel konular açılmışken, sözü Ömür Gedik’le yaşadığınız beraberliğe getirmek istiyorum. Hayranlarınızın bir bölümü evlenmenizi istiyor, bir bölümü istemiyor. Bu kararsızlık sizi de etkiliyor mu?

- Evlenmeye karar verdiğimizde bunu açıklarız. Kendi iş dengelerimiz içinde bunun planlamasını yapacağız.

Sol elinizin yüzük parmağında “Ömür” dövmesi var. Gerçekten de bu bir alyanstan çok daha anlamlı görünüyor.

- Evet, özellikle yüzük parmağımda olsun istedim. Derinden sevdim, büyük aşk yaşadım Ömür’le, halen de yaşıyorum. Hayatımın en mutlu ve huzurlu dönemindeyim. 42 yaşındayım ve ne istediğimi biliyorum.

Kaç yıl oldu?

- Tam yedi yıldır birlikteyiz.

EVDE BİRBİRİMİZİ KIYASIYA ELEŞTİRİRİZ

Hayranlarınız zaman zaman kıskançlıklarını hissettiriyorlar mı?

- Eğer beni takip ediyorlarsa, seviyorlarsa, mutlaka mutluluğumu arzu edeceklerdir. Yaşadığım aşkı, takdirle ve sevgiyle karşılayacaklarını sanıyorum.

Ömür Gedik’le atışma, tartışma, kavga yaşamıyor musunuz hiç?

- Hiç yaşanmaz olur mu! Ömür’le fikirlerimizin uyuşmadığı, birbirimizle ters düştüğümüz noktalar oluyor. İkimiz de sonuçta belli bir eğitimi, belli bir kariyeri, belli bir vizyonu, farklı değer yargıları ve stilleri olan insanlarız. Birbirimizi ne kadar sevsek de iki farklı insanın birlikteliği öyle tahmin edildiği kadar kolay olmuyor. Mücadele oluyor ama işin güzelliği ya da değeri o mücadeleler sonrasında ortaya çıkıyor. Bir işin kavgasını ne kadar yaparsan, değerinin de o kadar arttığını düşünüyorum. Elbette dozu kaçmadan, kırıcı boyutlara ulaşmadan.

Birbirinizi eleştirir misiniz?

- Hem de nasıl! Kıyasıya eleştiririz. Ömür gazeteci olduğu için ona hak veriyorum. Ancak eleştirmeye ben de alıştım. Şimdi ben de onu eleştiriyorum.

DOKTORLUK YAPARKEN ÖLÜMÜNE ÇALIŞIYORDUM

Siz uzun yıllar hekim olarak görev yaptınız. Elinizde neşter vardı, onu bırakıp mikrofonu aldınız. Bir yanda buz gibi ameliyathaneler, diğer yanda sımsıcak şarkılar. Bu geçiş zor olmadı mı?

- Zorlandım. Cidden çok zor dönemler geçirdim. Şu an burada keyifle konuşuyoruz ama bunun arkasında gece nöbetleri, sayıları binleri aşan operasyonlar, uykusuz günler, yorgunluklar, seyahatler var. Burada her şey güzel gibi geliyor ama 40 senenin sonrasında böyle oldu. Anlatsam, hayatım dizi olur. Karar vermeler, ikilemler, hata yapma korkuları... Ölümüne çalışıyordum. Gece 02.00’de, 03.00’te hastane koridorunda bir sedyenin üstünde kısa uykularla dinlenmeye çalışıyordum. Uykusuz gecelerin sabahında dimdik viziteye çıkıyordum. Akşam 16.00’da konservatuvara koşuyordum. Arada konserler... Bu ortam 18 yıl sürdü.

TRT Müzik’te “Ferhat Göçer İle” adlı bir programınız vardı... Ne oldu?

- Daha öncesinde farklı kanallarda da programlarım oldu. Yani toplam altı senelik bir televizyon maceram var. Ama şu an program yapmıyorum. Keşke telif hakları yasaları düzgün işlemiş olsaydı.

OYUNCULUK YAPMAYA HİÇ NİYETİM YOK

Oyunculuk konusuna nasıl bakıyorsunuz?

- Hiç iyi bakmıyorum! Gelen hiçbir teklife sıcak bakmadım bugüne kadar. Oyunculuk yapmaya hiç niyetim yok.

Bir gazeteciyle bir şarkıcının aşkı dizi olsa ve Ömür Gedik’le Ferhat Göçer oynasa...

- (Gülüyor) Oyunculuğu gerçekten hiç düşünmedim bunu. Çünkü o konuda yeteneğim olduğunu sanmıyorum. Ben kendi kliplerimde bile hep şarkı söyleyen adam olurum, hep profesyonel oyunculara devrederim bu konuyu.

GAZETECİYLE OLMAK ZORDUR HER SÖZÜNDE MANŞET ARAR

Bir gazeteciyle birlikte olmak da kolay olmasa gerek...

- Hiç kolay değil. Çünkü konuştuğunuz şeylerde manşet ararlar. “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye giriverir konuya! Bu alışık olduğum bir şey değil. Ömür’le beraber farklı bir diyalog sistemi içine girdim. Bu yedi yıl içinde ondan çok şey öğrendim. Esprileri, bakış açıları, konuya yaklaşımları, sorgusallıkları, öğrenme açlığını giderebilme çabası inanılmazdır. Her türlü bilgi onda olmalıdır.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle