GeriKelebek Fatih Akın’ın vazgeçemediği otel
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fatih Akın’ın vazgeçemediği otel

Bundan bir ay öce yaptığımız bir röportajda Fatih Akın şöyle dedi: ‘Büyük Londra Oteli benim için önemli. Evim gibi, çok rahat ediyorum. Oradaki insanlar, gelip gidenler, yaşanan dramlar ilgimi çekiyor.’ Fatih Akın, Büyük Londra’ya ne kadar değer verdiğini hepimize gösterdi.Duvara Karşı’dan sonra İstanbul Hatırası adlı belgeselini de bu otelde çekti. Yetmedi Sezen Aksu’ya çektiği klipte de otelin odalarını kullandı. Büyük Londra’yı çekimlerine plato yapan ilk kişi Fatih Akın değildi kuşkusuz. Son da olmayacağı muhakkak. Bir gerçek var ki Fatih Akın sayesinde otelin ününe ün katıldı. Bize de Büyük Londra’ya gidip işin sırrını çözmek kaldı.Kırmızı. Büyük Londra’dan içeri girdiğinizde gözünüze çarpan en baskın renk bu. Yerler kıpkırmızı döşenmiş. Merdivenler kırmızı halılarla kaplanmış. Koltukların rengi bile kırmızıya çalıyor. Tavanlardan gösterişli büyük avizeler sarkıyor. Kimi çok çok eskilerden kalma, kimi aslına uygun olarak yeniden yaptırılmış. Dekorasyon objesi olarak eski sobalar, sandıklar, kuş kafesleri ve radyolar kullanılmış. Barda, lobide, koridorlarda her yerde bu objelerden var. Bizi ön büro görevlisi Azimet Karakuş karşılıyor. Otelin sahibi İbrahim Hüzmeli’den sonra en yetkili kişi o. İbrahim Bey şehir dışından olduğu için sorularımızı Azimet Bey’e yönlendiriyoruz. Büyük Londra Oteli’nin sırrını sorarak başlıyoruz. ‘Yönetmenler ve fotoğrafçılar neden illa ki bu otelde çekim yapmak istiyor’ diyoruz. Şöyle cevap veriyor: ‘Pera Palas dışında bir benzeri yok. Bu bina çok huzurlu. Konuklarımızın yüzde onu Türk, yüzde doksanı Avrupalı. Asyalı, Afrikalı müşteri bize gelmez. Sanat camiasına mensup insanları ağırlıyoruz. Ressam, sinemacı ve tiyatrocular sık sık geliyor. Çünkü onlar yüksek konfor meraklısı değiller. Kültür dernekleri ve konsolosluklar önemli konuklarını bize yönlendiriyor.’ ÜÇ YIL ÖNCE KAPIDAN GİRDİBundan üç yıl önce Fatih Akın otelin kapısından ilk kez girmiş. ‘Geldi ve bir oda istedi. Çok mütevazı idi’ diyor Azimet Bey. Bir iki gün kaldıktan sonra yönetmen olduğunu ve bir film çektiğini söylemiş. Gerekli izinler alınmış, Mehmet Kurtuluş, Birol Ünel, Sibel Kekilli gibi oyuncular gelmiş ve Duvara Karşı’nın çekimleri başlamış. Azimet Bey Duvara Karşı’dan sonra otelin daha bir popülerleştiğini söylüyor. Önceden de dizi ve klip çekilirmiş ama bu kadar değil. Hatırladığı en eski dizi Artist Palas. ‘Zuhal Olcay oynuyordu. On yıl falan önceydi.’ Otele Fatih Akın’ın eli değdikten sonra talepler artmış. Bir İstanbul Masalı ve Alacakaranlık gibi reytingli diziler bazı bölümlerini Büyük Londra’da çekmiş. Bennu Gerede ve Nihat Odabaşı tarihi atmosferde moda çekimleri yapmışlar. Sinan Çetin ise sık sık reklam çekiyormuş. SEZEN KLİBİNDEN İKİ BİN DOLAR Sezen Aksu’nun klip çekimi 20 saat sürmüş. Çekim dışında Sezen Hanım’ın dinleneceği bir oda tahsis edilmiş. Sanatçı çekimler sırasında evden getirdiği patlıcan kebap ve yaprak sarmayı yemiş. Yanında da bol bol Coca-Cola light tüketmiş. Azimet Karakuş tüm bu çekimler için otelin çok sembolik ücretler aldığını söylüyor. Örneğin Sezen Aksu 20 saatlik klip çekimi için sadece 2 bin dolar ödemiş. Azimet Bey budan böyle otelde çekim yapılacağı zaman çok daha titiz davranacaklarını söylüyor: ‘Herkese izin vermeyeceğiz artık, eşyalar zarar görmeye başladı. Fatih Akın gibi kıramayacağımız birkaç dostumuzun dışında kimseyle çalışmayı düşünmüyoruz.’ Bir İtalyanın özel konutu olarak yapılmıştıBüyük Londra Oteli 1950 yılında M. Glavany adlı bir İtalyanın özel konutu olarak inşa edilir. Binanın bitişiğindeki Kallavi Sokak o günlerde ‘Glavany Sokağı’ olarak anılmaktadır. Mimar Semprini tarafından yapılan beş katlı yapının duvarları taş yığmadır. 19. yüzyıl sonlarının karmaşıklığını yansıtan eklektik özelliklere sahiptir. Binanın cephesinde tam bir aksiyalite hakimdir. İkinci katın orta aksında yer alan karyatidler gerçekten birer heykel değerindedir. Mimar Semprini Batılı meslektaşlarını örnek alarak binanın dış yüzeyini de süslemiştir. Bina içerisinde ise yalnız zemin katta, salonlarda ve büyük odalarda alçı tavan süslemelerine rastlanmaktadır. 1919 yılında Yunan Dandria Ailesi binayı satın alarak otel olarak işletmeye başlar. Çünkü Pera’da otellerin sayıları gitgide çoğalmakta, dış ülkelerden İstanbul’a gelenlerin sayıları artmaktadır. Tepebaşı Caddesi adeta oteller caddesi olmuştur. Dandria Ailesi’nden Madam Yvonne Dandria oteli işletme görevini 1967 yılına kadar sürdürür. Otel 1967 yılında Antakyalı Hüzmeli Ailesi tarafından satın alınır. Halen İbrahim Hüzmeli tarafından işletiliyor.‘DUVARA KARŞI’DA OYNADI Naim Hüzmeli 16 yıldır otelde garson olarak çalışıyor. Fatih Akın’ı yakından tanıyor. Hatta bazen birlikte çay-kahve içiyorlarmış. Akın, Naim Bey’i Duvara Karşı’da bile oynatmış. ‘Birol Ünel’e ‘Birol Bey telefonunuz var’ diyen benim. Aslında daha fazla şeyler çekmiştik ama filme koymamışlar. Mesela bir sahnede ben Birol Ünel’i odasına falan taşıyordum. Çünkü çok sarhoş oluyordu. Zaten gerçekte de çok içiyor Birol Bey. Sabah kalkıyor, kahvaltıda bira içiyordu.’ Naim Bey, Fatih Akın’ın bahşiş konusunda oldukça cömert olduğunu söylüyor. Hatta bir keresinde 50 Euro vermiş. HER GELDİĞİNDE 401’DE KALIYOR Fatih Akın Büyük Londra Oteli’ne ne zaman gelse 401 numaralı odada kalmış. 401 otelin en şık odası. Kral dairesi diyebiliriz. Fatih Akın bazı geceler odasına arkadaşlarını toplayıp onlara gitar çalıyormuş. ‘Ne yer, ne içer?’ diyoruz, garson Naim Hüzmeli tüyoları veriyor: ‘Sebze ya da pizza alıyorum dışarıdan. Her gün mutlaka taze sıkılmış portakal suyu içiyor. Otelin yanında Fıçın diye ev yemekleri yapan bir restoran var. Genelde orada yiyor.’ 54 ODANIN 12’Sİ HALİÇ MANZARALIBüyük Londra Oteli’nin harika bir Haliç manzarası var. Ama tam karşıdaki TRT binasının kötü mimarisinden otelde kalan herkes şikayetçi (üstte). Büyük Londra’nın 54 odası var. Odaların 12 tanesi Haliç manzaralı. Yemek servisi yapılmıyor, yalnızca sabahları kahvaltı veriliyor. Beyoğlu gibi alternatifin bol olduğu bir yerde öğlenleri ve akşamları yemek çıkarmanın gereksiz bir iş olduğunu düşünüyorlar. Otelin giriş katında büyük bir bar var. Entelektüel kesimin uğrak yeri olan bar, sıcak yaz günlerinde serin ve huzurlu atmosferiyle ilgi topluyor. Otelde double oda 80, single oda 60 dolar. Fakat bu fiyatlar uygulanamıyor. Özel anlaşmalar yaptıkları için daha ucuza geliyor. Azimet Karakuş, ‘Müşteri seçiyoruz. Her insanı kabul etmiyoruz’ diyor.BARIN PAPAĞANLARI YAKUP İLE YUSUF Müşterilere ‘Merhaba’ diyorlar. Garsonların isimlerini söylüyorlar. Bir de her türlü telefonun zilini harika tekrar ediyorlar. Müşteriler gerçekten telefon çaldığını zannediyor.