GeriKelebek Face Off’taki aktörler yeterince kaslı değildi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Face Off’taki aktörler yeterince kaslı değildi

Hollywood’un bildik birçok filminde katkısı olmuş bir Türk grafiker Serkan Zelzele. Çalıştığı ve katkıda bulunduğu bütün filmleri sıralayınca şaşırdık kaldık. Titanic, Face Off, X-Files, Volcano, End of Days, Hollowman, Gattaca, Uprising, Red Planet, Frequency, Harry Potter, Scooby Doo, Gigli, Doctor Dolittle 2, Solaris, Daredevil, X Men 2. Los Angeles’ta son dört senedir çalıştığı Rhythm&Hues Studios şirketinin kendine ait bir görsel efekt Oscar’ı da var.

Çocukluk yıllarında iz bırakan Banker Kastelli reklamındaki bir logo animasyonu, bugünkü mesleğini seçmesinde rol oynamış: ‘Kamera labirente benzeyen bir kale görünümdeki duvarların arasında dolaşırken birden duvarların üstüne çıkıyor, yükseliyor ve aslında gezmiş olduğunuz mekanın logonun ta kendisi olduğunu görüyorsunuz. O reklamı 10-15 sene evvel, bilgisayar tecrübesine sahip birinin gözüyle seyretmediğim için, hala bilgisayarda yapılıp yapılmadığına yüzde yüz emin değilim; fakat çok etkilenmiştim, yıllarca bir gün bu görsel sihirbazlığın bir parçası olabilmeyi hayal ettim. ’Serkan, şimdi hayallerini Hollywood’da gerçekleştiriyor.

Rüyanızı Türkiye’de gerçekleştirmeyi denemiş miydiniz?

-Liseden mezun olurken, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar bölümünün yetenek sınavına girdim, kazanamadım. Baktık, Mimar Sinan’da bir yerlere gelemeyeceğiz, o zaman rotayı İngiltere’ye doğrulttuk.

ÊDemek, Türkiye’deki maceranız başlamadan bitmiş. Sonra ne oldu?

- Ablam Londra’da bir otelde ön büro müdürüydü. Bana oradan bir dil okulu, bir grafik üniversitesi bir de iş buldu: Bir otelde temizlik işçiliği... Evet dil bilmezsen alırsın deterjanı, tuvalet temizlersin. İki sene Londra’daki bir Amerikan üniversitesinin Güzel Sanatlar bölümünde okuduktan sonra, okulumun Los Angeles’daki kampüsüne yatay geçiş yaptım. Hala iyi ki yapmışım dediğim bir şey var ki, o da eğitimimin yaratıcı kısmını Avrupa kıtasında tamamlamış olmam.

ABD’yi seçmenizde Los Angeles’ın ve Hollywood’un etkisi herhalde büyüktür.

- Son senemde UCLA’ın (University of California, Los Angeles) dijital efekt, bilgisayar grafik eğitimi veren akşam kurslarına yazıldım. Güzel sanatlar artı bilgisayar grafikleri diplomalarımı cebime koydum ve iş aramaya başladım. Altı ay işsiz kaldım, kesin dönüşü düşünmeye başlamıştım ki üç yerden mülakat teklifi geldi. Üçüncüsü beni uçuran iş oldu; bilgisayarda görsel efektler yapan bir film şirketinden çağırmışlardı. İş tam benlikti.

Neydi bu tam sizlik olan iş?

- Hani filmlerde aktörler bilgisayarda sanki süper zekaymış gibi takır tukur hesaplar falan yaparlar. James Bond ayakları... Veya bipleyen sonar radarlar, FBI suçlu arama-tarama programları gibi uçuk grafikler. İşte bunları senaryolara uygun tasarlayıp animasyonlarını yapacaktım. Daha sonra aynı şirketteki görsel efektler bölümüne kompozitör olarak geçiş yaptım. Kompozitörler film kareleri ile kendi departmanlarından aldıkları farklı elementleri bilgisayarda birleştirirler. Yani biz şirketteki son durağız.

Sizin tescilli başarılarınız var mı? Ödüller mesela?

- Titanic, görsel efekt dalında Oscar’a adaydı. Oscar’lar dağıtıldığı zaman, bizim şirketin ismi de törende efektleri yapan ikinci büyük şirket olarak anıldı. Ben mutfaktaydım ve salondan zafer çığlıkları geliyordu... Çalıştığım Rhythm&Hues Studios şirketinin kendine ait bir görsel efekt Oscar’ı da var. ‘Babe’ adlı filmde hayvanları konuşturmuşlardı.

Face Off filminde de çalıştınız?

- O filmde hastanede kullanılan monitörlerde görülen grafiklerin bir çoğunun hazırlanmasında çalışmıştım. Teknoloji harikaları gibi görünen, bol fonksiyonlu renkli grafiklerdi. Gerçekleri herhalde bu kadar abartılı değildir. Gerçi bizim yaptığımız tasarımlar yavaş yavaş gerçek programların tasarımlarında da görülmeye başlandı. Onlar mı bizden çaldı, Hollywood mu ileriyi gördü, onu bilemiyorum.

Hollywood’ta böyle tartışmalar çok oluyor sanıyorum. NASA ve Hollywood yapımları arasında da aynı tartışmalar yaşanmıştı...

- Face Off’ta ameliyatların gerçekleştirildiği tıbbi laboratuvarda, Nicholas Cage ve John Travolta’nın yüz ve vücut kısımları bilgisayarlarda birbirlerine dönüşüyordu; işte ‘morph’ tekniği dediğimiz bu geçişleri ben yapmıştım. Grafiklerde kullanmak için bize verilen, aktörlerin vücudunu gösteren fotoğraflar yeterince kaslı değildi. Bilgisayarda değişiklikler yapmak zorunda kaldım; hatta bir tanesinde kafadan aşağıyı kesip başkasının vücudunu eklemiştim. Bu fotoğrafları kimseye göstermeyeceğimize dair bir kağıt imzalatmışlardı. Kuyumcu gibi her gece bu fotoğrafları kilitli bir yerde sakladık. Hala bu yüzden, detayları anlatırken tedirgin oluyorum. Tek söyleyebileceğim aktörlerin vücutları insanların hayal ettikleri gibi mükemmel değil!

Julia Roberts’a nasıl hızlı mail yazdırdım?

Julia Roberts, ‘En İyi Arkadaşım Evleniyor’ filminin bir sahnesinde gizlice kayınpederinin ofisine giriyor ve sanki onun ağzındanmış gibi bir mail yazıyor. Bu sahne için benden istedikleri şuydu: Kayınpederinin sahibi olduğu şirketin üç boyutlu logosunu yapıp ekran koruyucu olarak Julia’nın kullanacağı bilgisayara koymak. Sonra o logoyu durmadan 360 derece döndürmek. Tabii ki gördüğünüz her şey, Julia’nın mouse ve klavye hareketlerine göre kontrol edilen atmasyon interaktif grafikler. Tamamen senaryo için düzenlenmiş.

Kate Winslet’in ağzından nasıl buhar çıkardım

Titanic filminde, buz gibi kutup sularında geçen sahneleri Meksika’nın sıcak sahillerinde çektiler. Bizden istedikleri, bu sıcak görüntüyü bilgisayarda soğuk bir görüntüye dönüştürmekti. Bana verdikleri sahnede de Kate Winslet’in yakından çekilmiş bir pozu var. Soğuk bir atmosfer verebilmemiz için insanların ağızlarından soğukta çıkan duman efektini yapmamız gerekiyor. Bizim şirkette buzhane gibi bir oda kuruldu, her yeri simsiyah kaplandı. Bir çalışanımız üzerine siyah bir çarşaf geçirdi ve sadece dudak kısmını açıkta bıraktı. Adam nefes alıp konuştukça ağzından duman çıkıyor, kameraman da filme kaydediyor. Sonra adamın dudak kısmını bilgisayarda yok ettik ve sadece dumanı Kate Winslet’in dudağının üzerine bilgisayarda kare kare yapıştırdık. Kolay gibi gözükse de, aktörler kafalarını sağa-sola çevirmeye, koşmaya, yürümeye, hatta ellerini ağızlarının üzerine götürmeye başlayınca işlem tamamen kabusa dönüşüyor...

Serkan’dan bu işi yapmayı düşünenlere tavsiye: ‘Önce evlenin sonra bu işe girin! Çünkü evlenmeye vaktiniz olmayacak. Evlendiğiniz insanın da peygamber sabrına sahip olması gerekir. Bunu eşim Burçin çok iyi bilir. Ben işten fırlayıp kendi düğünüme yetişmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Bana komik gelmişti ama davetlilerin eğlendiğini zannetmiyorum!

Yorumları Göster
Yorumları Gizle