GeriKelebek Et ordinaryüsü
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Et ordinaryüsü

Et ordinaryüsü
refid:19672838 ilişkili resim dosyası

Ayşe Arman geçen hafta ‘Et Profesörü’ lakaplı sahibi Nusret Gökçe’yle röportaj yaptı. Çok da ses getirdi bu ünlü kasabın ve lokantasının hikayesi. Ama iş sefahatsa, hele de söz konusu olan kırmızı etse, kılıcına davran, alanıma girdin Ayşe. Elimde daha büyüğü var: Rölans! ‘Et Profesörü’nün öyküsü Günaydın Kasap diye bir yerde başlıyordu ya, işte bendeki de o kasap dükkanın ve et profesörlerini yetiştiren ordinaryüsün hikayesi...

Hikaye pek Süskind’vari... Tıpkı ‘Koku’ romanında olağanüstü bir koku yeteneğiyle doğan Grenouille gibi 10 yaşında bir çocuk var. Grenouille gibi bu çocuk da biraz ürkütücü. Doğduğu günden beri bir kokuya aşık: Çiğ et kokusu. “Hani kasapların üstüne siner ya işte o koku..” diyor.
Ama talihe bakın ki, et kokusuna bu büyük aşka rağmen şehrin cangıl bir bölgesinde, çok fakir bir ailenin çocuğu olarak doğuyor. O ailenin çocuklarına okuldaki diğer arkadaşları gibi gazoz alacak harçlık verecek parası yok. Evlerine hiç ama hiç et girmiyor.

GÜDÜLERİ ONU YANILTMADI

Daha 10 yaşında olmasına rağmen içgüdüleri ve burnu onu yanıltmıyor. Çiğ et kokusuna duyduğu özlemle bir gün kendisini şehrin sahil tarafındaki Kasaplar Çarşısı’nın önünde buluyor. Bu çarşı neredeyse kentin o yakasının bütün et ihtiyacını karşılıyor. Onun için büyülü bir dünya. Herkesin günlük et alışverişini yaptığı çarşıda, o yürümüyor, adeta etlerin ve kokuların arasında yüzüyor.
Yer İstanbul, Bostancı... Bundan 45 yıl öncesi. Kasaplar Çarşısı bugün Dedikodulu Meyhane olarak bilinen yer.
Çarşıda bir sürü kasap dükkanı var. Ama güdüleri çocuğu yine yanıltmıyor. ‘Bahar Kasap’ın önüne geldiğinde birden duruyor. Kapıdan içeri giriyor. Ağzından iş istediğini geveleyen birkaç kelime dökülüyor.
10 yaşında bir oğlan çocuğu kasapta hiçbir işe yaramaz. Üstelik kıyma makinesini ve bıçakları düşünürseniz çocuklar için tehlikeli sayılabilecek yerlerdir kasaplar.
Fakat o adam çocuğun gözlerindeki pırıltıyı fark ediyor. Hiçbir işine yaramayacak bu oğlanı çırak olarak yanına alıyor. Ondan sonrası tam bir başarı hikayesi: Et girmeyen eve et götüren hayırlı evlat; çalışkan, gayretli ve olağanüstü yetenekli bir çırak...
Bütün hayatı et oluyor. O kadar mutlu ki etle haşır neşir olmaktan, bazı geceler o kasap dükkanında yatıyor. Askerlik dönüşünde artık etten o kadar iyi anlıyor ve o kadar iyi bir bıçak virtüözü oluyor ki, ustası dükkanı çırağa devretme zamanının geldiğini düşünüyor. Böylece ‘Bahar Kasap’ın adı ‘Günaydın Kasap’ oluyor ve Nusret Gökçe dahil bugün adını bildiğimiz-bilmediğimiz pek çok ünlü et ustası işte o dükkandan yetişiyor.
Gerisi klasik NBYA (neden biz yapmıyoruz abi) hikayesi... “Etin iyisini biz biliyoruz servisini NBYA” diyorlar. Sonuç: 26 şubeli bir et lokantası zinciri. “Peki hayvanı yetiştirme işini NBYA?” Sonuç: 30 bin başlık Trakya kuzu ve Balıkesir dana çiftlikleri.

GÜNDE BİR KİLO ET YİYOR

Hala işin başında. İnanılmaz dinç ve sağlıklı. Youtube’a girip bıçak kullanırken çekilmiş bir videosunu izlemelisiniz. Oturuyor mesela, etten suşi yapıyor. Yemediyseniz şiddetle tavsiye ederim. Hala dünyayı gezip yeni teknikleri araştırıyor. Tutuyor, etler daha iyi dinlensin diye Himalayalar’dan kaya tuzu getiriyor. Neymiş; bu tuz insandan da etten de stresi emiyormuş. Lokantaların duvarını boydan boya bu tuzla kaplıyor.
Günde dört saat uyuyor. Sağlığını ve dinamizmini de ete borçlu olduğunu söylüyor: “Ben dünyaya et için gönderildim. Etten başka bir hayatım yok. Etten adam bile yaparım, bir tek içine can koyamam. Bu enerjimi de her gün bir kilo et yemeğe borçluyum. Et güzel olursa kolesterol bile yapmaz”.
İşin bu kısmı tıp camiasını ilgilendiriyor tabii. Hikayeciye zeval olmaz. Merak edenler için yıllar önce onu çırak olarak işe alan kasabı da anlatıp huzurdan af dileyeyim:
O adam hala hayatta. Yıllar önce işe aldığı ve sonradan Günaydın Et Lokantaları’nın sahibi olacak Cüneyd Asan’ın cep telefonunda “Ustam” diye kayıtlı.
Ve eski çırağı tarafından hala kendisine, bir ustaya nasıl edilmesi gerekirse öyle hürmet ediliyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle