GeriKelebek EŞCİNSEL OLDUĞUMU ANNEME SÖYLEYİNCE
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

EŞCİNSEL OLDUĞUMU ANNEME SÖYLEYİNCE

EŞCİNSEL OLDUĞUMU ANNEME SÖYLEYİNCE
refid:17681672 ilişkili resim dosyası

Efsane tasarımcı Karl Lagerfeld, Paris’te Kelebek yazarı Melis Alphan’la bir araya geldi, 15 dakikalık söyleşi sırasında çarpıcı açıklamalar yaptı.

KARL LAGERFELD FOTOĞRAFLARI

Ben yüzeysel bir moda insanıyım

Siz Karl Lagerfeld’in “Yüzeyselim” dediğine bakmayın. Moda dünyasının önde gelenlerinden onun isminin önüne bir sıfat iliştirmelerini isteseniz, hepsinin cevabı “Akıllı” olur. Akıllı da yetmez, bana sorsanız Lagerfeld bir modern çağ filozofu.

Dünyanın en ünlü tasarımcısı Karl Lagerfeld sadece çok akıllı değil, aynı zamanda bugüne kadar tanıştığım en acayip adam.
Paris’te Magnum için tasarladığı çikolata odası vesilesiyle bir öğle yemeği yedik. Ardından da 15 dakikalık röportaja oturduk. 15 dakika sonunda teyp kapandı ama bir saat daha karşılıklı gevezelik ettik.
Dünyanın en politik doğrucu olmayan adamı. Şuursuzluktan değil, bu kendi seçimi.
“Yüzeysel bir moda insanıyım” derken buna kananları kandırıyor; o aslında hayatla da, modayla da dalgasını geçiyor.
Ukala ya da snop olduğunu düşünebilirsiniz ama alakası yok.
Rol yaptığını düşünebilirsiniz. Ama alakası yok.
Ne görüyorsanız o. Olduğu gibi. Samimi. İçten.
Ve inanılmaz eğlenceli.

Zamane tasarımcıları modanın dikenli yollarında akıl sağlıklarını pek koruyamıyor. Kimi işi bırakıp kaçıyor, kimi depresyona giriyor, kimi intihar ediyor. Sorun ne sizce?
- Kendilerini fazla ciddiye alıyorlar. Kapasiteniz yeterli değilse büyük bir markanın tasarımcısı olmazsınız. Çünkü başınıza gelecekleri biliyorsunuzdur. Bu insanların tonlarca asistanı var, sandığınız kadar da çok çalışmıyorlar. Uyuşturucuya, içkiye sığınıyor ve dibe vuruyorlar. Çoğu zaman depresyonun nedeni aşırı alkol tüketimidir.
Bu kadar yıl modanın içinde olup hiç uyuşturucu kullanmadınız mı?
- Hayır. Ben dünyayı izlemeyi seviyorum, kurban olarak izlenmeyi değil...
Bazen insanlar mücadelede zorlanıp bu tip şeylere sığınabiliyorlar. Siz hayatta hiç zorlanmıyor musunuz?
- Hayır. Hayattaki tek amacım keyif almak. Yüzeysel bir insanım. Kendi hayatımı keyifli kılıyor, bu sayede başka insanların da hayatına keyif katıyorum.
Yüzeysel mi? Sizin hakkınızda okuduklarıma bakınca bence daha çok filozof gibi bir şeysiniz.
- Evet ama böyle etiketlenmek istemiyorum. Kimsenin bilmesi gerekmiyor.
İnsan sürekli sorgularsa ister istemez derinleşiyor.
- Ben sorgulamayı bıraktım, cevapları vermeye başladım.
Entelektüellerle entelektüel sohbetlerden nefret ettiğinizi, çünkü sadece kendi fikrinizi önemsediğinizi söylüyorsunuz.
- Öğretmen değilim. Başkalarına kendi düşüncelerimi empoze etmek istemem. Onların fikirleri de zerre kadar umurumda değil.
İnsanlardan alabileceğiniz bir şeyler olduğunu düşünmüyor musunuz?
- Buna inanmıyorum. Kitaplara fazla bağlıyım.
Alacağınızı kitaplardan almayı tercih ediyorsunuz yani.
- Kesinlikle. Her şeyi bilmek, her şeyi okumak, her şeyi görmek istiyorum. Entelektüel sohbetler beni bayıyor. Eskiden entelektüeller en azından bakımlıydı, şimdi ise pasaklılar. Pasaklı insanlardan nefret ederim. Eski Fransız filozoflarının fotoğraflarına baktığınızda kusursuz olduklarını görürsünüz. 1968’den beri feci haldeler. İşçi sınıfı onlar gibi görünmekten utanç duyardı.
Bakımsız insanlarla takılmaktan hoşlanmıyorsunuz yani.
- Ben yüzeysel bir moda insanıyım.
BUGÜNE KADAR OY VERMEK
İSTEYECEĞİM BİRİ ÇIKMADI
Rol mü yapıyorsunuz, yoksa gerçek misiniz?
- Kendimim. 24 saat boyunca sahnedeyim ama benim için bu doğal bir durum.
Özgür hissediyor musunuz?
- Hissediyorum, özgürüm de. Kontratım hayat boyu. Ama kimse tarafından yargılanmıyorum, kimseye hesap vermiyorum.
Şöhret özgürlüğünüzü kısıtlıyordur ama. Tek başınıza sokakta yürümek mesela...
- Tek başıma yürümem, kabus olur, çünkü çok ünlüyüm. Ama insan her şeye aynı anda sahip olamaz.
Ve bunu özlemiyor musunuz?
- Özlemiyorum, çünkü belki ona kavuşsam, şöhretli olmayı özleyeceğim.
Kolay kabullenebilen biri gibisiniz.
- Kabullenmek zorundasınız. “Beni rahatsız ediyor” diyemezsiniz. O zaman baştan beri farklı davransaydınız.
Hayatınızda hiç oy vermemişsiniz. Neden?
- Çünkü politika sahnesinin gerisindeki dünyayı çok iyi biliyorum. Politika politikacılar için ilginç. Hiç oy vermek istemedim, çünkü oy vermek isteyeceğim biri bugüne kadar çıkmadı.
DÜNYANIN EN
BENCİL İNSANIYIM
Diyorsunuz ki “Gerçekten sevdiğim insanlarla sevişmekten hoşlanmam, çünkü cinsellik uzun ömürlü olmaz, şefkat ise sonsuza dek sürebilir”.
- Asla soru sormam, hayatımda yargıçlar istemem. Kimsenin hayatına burnumu sokmam, kimsenin de benim hayatıma burnunu sokmasını istemem. Gerçekten sevdiğim insanların bağımsız olmalarını, kendi hayatlarının olmasını isterim. İnsanların bana bağımlı olmasından nefret ederim. Ben de dahil olmak üzere herkesin özgür olmasını isterim.
Bencil misiniz?
- Dünyanın en bencil insanıyım. Annem “Önce kendini düşün. Ondan sonra başkalarını düşünecek bir pozisyonda olursun” derdi.
Annenize eşcinsellik konusunu ilk açtığınızda ne demişti?
- “Bu önemsiz bir bir şey. Saç rengi gibi. Kimi sarışındır, kimi esmer, bunun mesele edilecek bir yanı yok” demişti.
Annenizin pedofiliyle ilgili yorumu da enteresan...
- Almanya’da pedofili çok yaygındı. Benim için sokakta yürümek kabustu. Yetişkin erkekler beni hep rahatsız ederdi. Anneme anlattığımda “Bu senin hatan. Davranışların, görünüşün o kadar farklı ve sen o kadar kendinden eminsin ki adamların onlara umut verdiğini düşünmesi normal” demişti. Ben zaten her şeyin farkındaydım. 11 yaşındayken bir öğretmen “Thomas Mann’ın ‘Venedik’te Ölüm’ kitabını biliyor musun” diye sorduğunda ona “Benim aptal olduğumu mu sanıyorsun, yoksa babama ne tür bir kitap önerdiğini söylememi ister misin?” demiştim. Adam kıpkırmızı olmuştu.

Hayat felsefem: Parası olan öder

O dönemdeki çalışma koşulları ve karşılığında alınan kuş gibi paralar düşünüldüğünde... Aileniz zengin olmasaydı yine de modada kariyer yapmayı düşünür müydünüz?
- Bunu cevaplamak çok zor, çünkü ailem zengindi. Öyle bir pozisyonda olmadığım için evet ya da hayır demem imkansız. Modaya adım attığım yıllarda tasarımcılar bu işten o kadar az para kazanıyordu ki neredeyse korkmuştum. 30 yıldır bu işte olanlar Fransa’da en az parayı kazanan insanlardı, asgari ücretle çalışıyorlardı. Benim ailemin bana yolladığı aylık ise asgari ücretin 10 katı falandı. Kendimi suçlu hissedebilirdim. Ama suçluluk duygusuna inanmıyorum.
Aynı zamanda çevrenizdekilere saçmayı da seviyormuşsunuz ama. Herkese hediyeler verir, yemekler ısmarlarmışsınız.
- Hayat felsefem şu: Parası olan öder.
Paylaşıyorsunuz yani...
- Evet ama insanları satın almaktan nefret ederim.
Sanki başka birinin adı altında tasarım yapmak size yetti. Karl Lagerfeld karakterini yaratmakla son derece meşgulken, bir Karl Lagerfeld tarzı yaratma derdinizin olmaması bir çelişki değil mi?
- Ben işin kendisini seviyorum. Benim için önemli olan bu işi yaparken bana en iyi koşulları kimin sağlayacağı. Sokakta karşıdan karşıya bile geçemeyecek kadar ünlüyüm, o zaman sorun ne? Hali hazırda bir etiket gibi görünüyorum, etiket olmama gerek yok.
Kendinizi modanın sağ kalan harikalarından biri olarak görüyor musunuz?
- O kadar kendini beğenmiş değilim. Kendimi modanın işçi sınıfından biri olarak görüyorum.

Karl’ın ağzından kısaca Karl

Güneş gözlüğü: Hayat kurtarıcı. Çıkardığınızda yaşınıza 10 yıl ekleyin.
Eller: Kimse ayakkabıları tartışmıyor, eldivenlerimi neden tartışıyorlar? Eldivenlerimi seviyorum. İnsan içinde eldivensizken çıplak hissediyorum. Evde gözlüksüz ve eldivensiz dolaşıyorum. Gereksiz şeyleri kendim için sorumluluk haline getirmekten hoşlanıyorum.
Saç: 40-50 yıl önce saçınızla birlikte onurunuz da giderdi. Artık kellik kimsenin umurunda değil.
Kitaplar: Saplantım. Sürekli kitap alıyorum. Ama satın aldığınız her kitabın yanında onu okumaya ayıracağınız zamanı da satın alabilmelisiniz. Şiir kitapları favorim.
Politik doğruculuk: İstiyorsanız, politik doğrucu olun ama lütfen dünyayı politik doğruculuğunuzla sıkmayın.
Felsefe: Çok önemli. Ama yüzeysel sohbetlerin konusu değil.
Eşcinsel hakları: Hâlâ bunu konuşmak zorunda mıyız? Ben bu tip şeylere gerek olmayan yerlerde yaşadım.
Eşcinsel evlilik: 60’larda farklılık isteyen eşcinseller şimdi burjuva hayatı peşindeler. Eğer farklıysanız farklı bir hayatı kabul etmelisiniz. Dindar olmayanların evlilik saplantısı grotesk. Lezbiyenlerin çocuk sahibi olması hoşuma gidiyor ama iki erkeğin evlenip çocuk evlat edinmesinden hoşlanmıyorum. Bence çocuklar kadınlar için.
Seyahat: Özel uçak yoksa evde oturmayı tercih ederim.
Mal, mülk: Mal mülk için deliriyorsanız, gücünüz yetmiyor demektir. Suni elmasla gerçek elmasa yaklaşımınız aynı olmalı.
Çocukluk: İyiydi ama o zaman istediğim tek şey yetişkin olmaktı. Çocukken çocuklardan nefret ederdim. 12-18 yaşlarım arası 200 yıl gibi geldi bana.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle