GeriKelebek Erzurum Seferi - 2 ve Son
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Erzurum Seferi - 2 ve Son

Erzurum’da bir gece kaldık, Kral Otel’de. Müşterinin biri, son depreme otelde yakalanmış ve çok korkmuş. Odasına çıkarken resepsiyon görevlisine soruyor “Deprem olmaa deel mi?” Görevli ne diyeceğini bilemiyor. Anahtarını alıp yukarı çıkıyor adam. Beş dakika sonra bir telefon, zahir “Sorup öğrendiniz mi, deprem olacak mıymış?” diye soruyor ki, resepsiyondaki adam “Ne bilelim beyim, kime soralım” dedikten sonra dönüp bana anlatıyor:


- Yer ayırttırmadan önce de ısrarla sordu bu adam beyim, “Deprem olacak mı? Bak olacaksa söyle, gelmeyeyim” diye...
- Çok korkmuş belli...
- Korktu, çok korktu. O kadar ki, depremde sokağa fırladı, “Yukarıda çorabım kaldı” diye söylenip durdu.

Tam bu sırada, karşımda kahvaltı eden ince sakallı, gri takım elbiseli genç adamın cebi çalıyor. Melodisi, Hz.Muhammed’in hayatını anlatan Çağrı filminin müziği.

Telefonu çalınca, genç adam “Bismillah” diye bağırarak açıyor telefonunu.

Benim güldüğümü görünce, o da gülmeye başlıyor...

*

İlk aksam Ilıca’daki iki okulu, depremin merkez üssü Kandilli’de Güvenç PİO ile (Allah’tan boşken) çökmüş pansiyonu, Aşkale’deki (Nefis bir okul, farklı, estetik ve insancıl bir mimarî. Gazi Üniversitesi’nin projesiymiş) Atatürk PİO’yu gezmiştik. İkinci gün ÇAT’taki iki okulu ve Ilıca Yavuzselim’i geziyoruz.

Dikkatimi çekiyor, uzmanlar okulların mesela 1970’te yapıldığını öğrenince “Oh oh!” diye içleri rahat ediyor da, 1990’da yahut 2000’de yapıldığını duyunca endişeye kapılıyorlar. Yani ne kadar yeniyse, o kadar çalınmış...

*

Yol üzerinde köylere yakın geçiyoruz. Çadıra çıkmış insanlar. Allah’tan hava yumuşak. Turgay bize bunları gösterirken “Korku çadırları” diyor ve anlatıyor: Deprem olur olmaz, Denizli’den kamyonetler gelmiş bölgeye. Denizli malı çadır satmışlar depremzedelere. Gerçi yazlık plaj çadırları ama ne etsin fukara.

Yani Fransızlar’ın dediği gibi, kiminin felaketi, kiminin saadeti olabiliyor.

*

Ilıca’da meraklı insanlar etrafımızda toplanmış, çocuklu büyüklü... Cipin açık radyosundan hava bülteni duyuluyor. “Balkanlar’dan gelen yeni bir soğuk hava dalgası cuma gününden itibaren yurtta etkisini hissettirecek.”

Toprak nergi örtüsünün derinliklerinden bir köylü kadının sesi duyuluyor birden, sessizlikte:

- Tü Allah kahretsin utanmaz herifler, getirip o istasyonu oraya kodular!..

Turgay ile göz göze geliyoruz. Benim “Ne diyor yahu bu kadın” diye baktığımı görünce anlatıyor:

- Ilıca yolu üzerinde bir benzin istasyonu açıldı abi, adı Balkan Petrol. “Balkanlar’dan gelen soğuk hava” deyince orayı zannetti herhalde..

*

3 bine yakın çocuğumuzun güvenliği için, 24 saatte Erzurum’un üç ilçesinde, üç PİO, iki YİBO ve ekstradan iki de (konumuz dışı) okul geziyoruz. Haluk (Sucuoğlu) Hoca ile Kemal (Türkaslan) Bey kaymakamlara, İl Millî Eğitim Müdürü Ahmet (Er) Bey’e, okul müdürlerine gerekli bilgileri verdiler. Millî Eğitim Bakanlığı’na da görüş bildirecekler.

Dönüş yolunda, bir rapor almak için çıktığımız Palandöken’deki muhteşem kayak otellerini görünce, Okullarımız Yıkılması Kampanyası’nın baş aktörlerinden, başarının mimarlarından Haluk Hoca patlatıyor espiriyi:

- Serdar, Hürriyet gazetesi yeni bir sosyal sorumluluk kampanyası başlatacaksa bir önerim var.
- Nedir hocam?
- Beş yıldızlı kayak otellerimiz yıkılmasın!

Gülüşüyoruz. “Nerdeee! Kayak otelleri, tatil köyleri... Bize yedirmezler Hocam. Bizim kaderimiz fakir okullar...” Ve endişeyle çıktığımız Erzurum seferinden, içimiz kısmen rahatlamış olarak dönüyoruz!


Yorumları Göster
Yorumları Gizle