GeriKelebek Er meydanında tek başınayım
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Er meydanında tek başınayım

‘Bir İstanbul Masalı’ndan önce TRT’de iki yıl boyunca canlı yayında çocuk programı sunan Ahu Türkpençe’nin bir sonraki hedefi, sinemada kendini kanıtlamak. Bulunduğu duruma gelebilmek için çok koşturduğunu belirten Türkpençe, ‘Tiyatrocu olmak, er meydanına yalnız çıkmanız gibi bir şey’ diyor.

Onun adı Ahu Türkpençe. Ekranlardan size bazen gülümseyen, bazen yaşlı gözlerle bakan, hüzün ve mutluluğun girdabında sıkışmış, kendince bir çıkış yolu arayan ‘Bir İstanbul Masalı’ dizisinin Esma’sı. Başarılı performansıyla son günlerin en gündemdeki oyuncularından biri olan Ahu Türkpençe, bilinmeyenlerini ve geleceğe dair umutlarını Kelebek’e anlattı.

- Sizin için ekranlara bir geldiniz, ama pir geldiniz dememiz gerekiyor galiba.

Çok teşekkür ederim. Ne mutlu bana ki, bu tarz övgülere layık görülüyorum. İnanın bana bir oyuncu için en mutluluk verici şey, yaptıklarının neticesinde alkış ve beğeni dolu sözler duymaktır. Eğer ben bu tarz övgülere layık olabiliyorsam, ne mutlu bana. Çünkü hayatta paranın dahi satın alamayacağı tek değer, insanın insana gösterdiği saygı ve sevgidir.

- Önce ekranlardaki Esma’yı anlatmanızı istiyoruz sizden.

‘Bir İstanbul Masalı’ndaki Esma, bazen benim kimliğimin üzerine çıkıyor. Aslında bu işin buralara geleceğini, yani Esma’nın bu kadar çok sevileceğini sanki tahmin ediyordum. Çünkü bu dizideki işimi almam, pek kolay olmadı. Benim bazı inançlarım vardır. Eğer bir işim zor oluyorsa, o mutlaka iyi olur. Bu da öyle oldu. Bu dizide oynamam için ilk çağrıldığımda, Esma rolü için başvuran birçok insan vardı. İlk elemelerden sonra birçok kez gittim. Bir daha, bir daha. Sonunda benim oynamama karar verdiler. Daha sonra dizide kimler olduğunu sorduğumda, inanılmaz derecede sevindim ve çok mutlu oldum. Daha senaryoyu bile okumadan bu işte olmaktan çok büyük mutluluk duymuştum. Çünkü Mehmet Aslantuğ, Çetin Tekindor, Altan Erkekli gibi hepsi birbirinden ünlü isimlerle aynı dizide olmak, benim için her şeyden önemli idi.

- Sanırım bugüne kadar, epey bir yol alındı bu dizide.

Evet, şu ana kadar 53 bölüm yayınlandı. Çok enterasan şeyler oldu tabii. Her bölüm bir öncekinden daha renkli ve zevkli çekilmeye başlandı bence. Örneğin ben dizinin ilk başlarındaki Esma’yı çok daha sevmiştim. Gözlüklü, kalın kaşlı, sakar kişilikli halini gülümseyerek hatırlıyorum bazen.

- Peki Ahu Türkpençe’yi de anlatır mısınız?

Ben 2 Ocak 1977 doğumluyum. Oğlak burcuyum. Ama öyle astrolojiye falan fazla inanmam. 12 tane karakter, bir sürü insan var dünya üzerinde. Nasıl 12’ye bölünebilir ki?

- Tiyatroya nasıl ve nerede başladınız?
Ben sekiz yıldır bu mesleği yapıyorum. Oyunculuğa bir arkadaşımın tavsiyesiyle başladım diyebilirim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü mezunuyum. Dört yıllık bir eğitimden sonra bu işlere başladım. İlk oyunum ise ‘Dur Bakalım Ne Olacak’ idi. İlk oyunumun ismine bakacak olursanız, iyi şeyler oldu galiba. Aynı dönemlerde ‘Güzel Günler’ isminde bir de televizyon dizisinde rol aldım. Yani hem tiyatro, hem televizyon işini birlikte yürütmeye çalışıyorum.

- Bağlı bulunduğunuz herhangi bir reklam kurumu veya oyunculuk ajansı var mı?

Hayır, benim ne ajansım, ne de bağlı bulunduğum herhangi reklam kuruluşu yok. Bugüne kadar yaptığım tüm işlerde, kendi referansımı götürdüm. Şunu söylemek istiyorum, benim tüm işlerimde yaptığım çalışmalar, bir sonraki işim için referans oldu. Kısacası başarımı devam ettirebilmeyi yine kendi çabalarımla sağladım. Bir işten diğerine koşuştururken, oradaki çabam, başarım, bir sonraki işimin anlaşması oluyordu. Tiyatroda birbirinden başarılı işlere imza attım. Aslında benim çıkış noktam oyunculuğum oldu.

- Tiyatrocu oyuncu olmak sizin için bir yaşam tarzına dönüşmüş galiba...

Bir istanbul Masalı’ndan önce TRT’de iki yıl boyunca canlı yayında çocuk programı sundum. Tiyatro kökenli olmam, benim televizyonda başarılı olmamı destekledi. Ben sekiz yıldır çalışıyorum. Şu an olduğum konuma gelebilmek için inanın bayağı koşuşturdum. Tiyatrocu olmak, er meydanına yalnız çıkmanız gibi bir şey. Tiyatro bir oyuncunun er meydanıdır. Tek başınıza gövde gösterisine çıkıyorsunuz. Ve kazanmak istiyorsanız, hata yapmamak zorundasınız. Yani perde açıldıktan sonra oyunun herhangi bir yerinde kalkıp, ‘Afedersiniz seyirciler, bir önceki sahneyi tekrar etmek istiyorum, yanlış oynadım’ diyemezsiniz. O yüzden ne yaparsanız, en iyisini yapmak zorundasınız. Yerine göre çok uzun soluklu bir işi sonuna kadar hatasız götürmek zorundasınız. O yüzden tiyatroda ne kadar zaman geçirirseniz, oyun oynarsanız o kadar iyi olursunuz. Örneğin ben 10 yıl sonra daha iyi olacağıma inanıyorum.

Bundan sonraki hedefim sinema

- Bu başarınızdan sonra neler yapmak istiyorsunuz?

Şu andan itibaren daha dikkatli davranmam gerektiğini düşünüyorum. Benim artık kendimi tekrar etmek gibi bir şansım yok. Bir sonraki işimde daha farklı bir karakteri oynamak istiyorum. Sizin de sorduğunuz gibi, şu andan sonra aslında en çok istediğim de ne biliyor musunuz? Aradan yıllar geçse de, 15 -20 yıl mesela, bir senaryoda yönetmen demeli ki ‘Bu işi Ahu’ya verelim. O yaparsa başarır.’ Ben işte bunu duymak istiyorum. Haluk Bilginer, Engin Alkan, Şener Şen gibi işlerinde başarının zirvesindeki insanlar gibi olup, onlar gibi anılmak istiyorum. En çok da sinema istiyorum. Sinema daha farklı bir soluk gibi geliyor bana. Başarımı orada da devam ettirmek istiyorum.

Ölene kadar oyunculuk yapmak istiyorum

- Esma’yı artık herkes tanıyor sanırım.

Doğrusunu söylemem gerekirse, bugüne kadar tek düşüncem, nasıl olursa olsun, televizyonda bir şekilde yüzümü gösterip tanınmaktı. Çünkü oyunculuğumda kendime güveniyordum. Ama şu andan sonra daha dikkatli olmam gerekiyor. Çünkü artık çok gözönünde bir yerlerdeyim. Şu andan sonra yalnızca kendi adıma değil, iş yaptığım çevreye karşı da kendimi sorumlu hissediyorum. Yıllarca hiç dur durak bilmeden koşuşturmamın semeresini alıyorum şimdi. ‘Bir İstanbul Masalı’, mesleğimdeki zirve oldu diyebilirim. Sokakta yanıma teyzeler geliyor, ‘Seni çok seviyoruz’ diyerek övgülerini söylüyorlar, eleştirilerini yapıyorlar, uyarıyorlar. ‘Şurada daha dikkatli ol, böyle yap, şöyle yap’ gibi öğütler veriyorlar. Çok hoşuma gidiyor bütün bunlar. Bu dizide oynadığım karakteri çok seviyorum. Gerçi oyuncu olan herkes hangi işi olursa olsun severek yapmalı bence. Eğer bana sorarsanız, ölene kadar bu işi yapmak istiyorum.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle