GeriKelebek En çok aptal denmesi koyuyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En çok aptal denmesi koyuyor

Deniz Akkaya mankenlere yakıştırılan fahişe, para yiyor, yuva yıkıyor suçlamalarına aldırmıyor.

Bu tatil gününde alın size eğlenceli biri: Deniz Akkaya. Lafını sakınmıyor. Beyniyle ağzı arasındaki mesafe kısa. Ne söyleyecekse küt diye söylüyor. Bol bol güldürüyor. Dahası gazeteci olmaya hazırlanıyor. Bu kadından korkulur!

İşinizi ne olarak tanımlıyorsunuz?

- Mankenlik. Biraz da medya maymunluğu! Doğrusu bu.

Mankenlik hangi temel ihtiyacı karşılamak için icat edilmiş bir iş?

- Bir adet askıyım! Bir malın satışına aracıyım. Kıvırtmadan düz yürüyüp, elbiseyi göstereceksin. Ama bu ülkede mankenliğin başka tanımları var. Bir magazin dergisi müdürü ‘‘Ben mastürbasyon dergisi’’ çıkarıyorum diyorsa, beni de her gün kapak çekimi için arıyorsa... Bu ne demek? Salak değilim anlıyorum.

Sizin mesleğinizde kalıcı olabilmek mümkün mü?

- Hayır. Kalıcı olmazsın da efsane olursun! Herkes seni iyi hatırlar. Kalıcılık, yazarlıkta olabilir, bu işte yok...

Mesleği icra edebilme yaşını aştıktan sonra hangi alanda var olabilmek için yatırım yapıyorsunuz?

- Ne şarkıcı olmak istiyorum ne de oyuncu! Ben yazı yazmak istiyorum. Röportajlara başladım, inşallah ileride köşem de olur.

İnsanın hayatını beğenilmek üzere kurmuş olması can sıkıcı değil mi?

- Yooo. Benim öyle dertlerim yok ki. Normalde makyajsızım. ‘‘Ne çirkinmiş!’’ diyorlar, desinler. ‘‘Akmerkez'e böyle nasıl gelirmiş!’’ Gelirim! Rujsuz da çıkarım.

Şimdiye kadar sizi hiç beğenmediğini söyleyen çıktı mı?

- Çıkmaz mı? Dünyada hangi kadına, herkes bir olmuş da güzel demiş. Ortak bir güzellik anlayışı yok. Herkesin güzeli kendine. Beni beğenmeyenler çok.

Estetik yaptırdığınız için güzel olduğunuz söylendiğinde ne hissediyorsunuz?

- Şişko ama güzel! Çarpık ama güzel! Ama'sı beni ilgilendirmiyor, güzelse güzel! Hatice'ye değil, neticeye bakmak gerekir. Arabam yandı ağladım, yüzüm davul gibi. Fotoğraflarımı çekip, ‘‘Bu ünlüyü tanıdınız mı?’’ yazmışlar. Yazsınlar. Hiç öyle komplekslerim yok.

Sürekli böyle yaşamak gelecek korkusu yaratıyor mu?

- Aşırı derecede sakat kalma korkum var. Çok şarhoş olduğumda, ‘‘Ya sakat kalırsam...’’ demeye başlıyorum. Ölüm fobisi de var. Herşeyle başa çıkılıyor hayatta. Ama bir uzvumu kaybetmek ya da ölmek beni çok korkutuyor.

Sizin mesleğinizi yapanlara yönelik klasik, standart suçlamalar var. Sizi en çok hangisi yaralıyor? a) Fahişe b) Aptal c) Zengin adamların hediyeleriyle yaşıyor c) Yuva yıkıyor

- Aptal demeleri! Çünkü diğerlerini yapmadığını ispat edebilirsin. Ama en zoru, insanın aptal olmadığını ispat etmesi. Aptal denmesi beni yaralıyor.

Türkiye'de yaşayan eli yüzü düzgün ortalama bir genç kızdan sizin ne farkınız var? Kendinizi hiç onlarla kıyasladığınız oluyor mu?

- Hem de çok. Alışveriş yaparken birini görmüşüm mesela, ‘‘Bu kızdan ne güzel manken olur!’’ dediğim oluyor. Farkı ne zaman mı çözüyorum, konuşmaya başlıyor ya da kasaya para ödemeye giderken salakça bir şey yapıyor. Yani mesele sadece güzellik değil. Her zaman en güzel kadın, en başarılı kadın değil. Beni onlardan ayıran özellik, belki gözlerimdeki bir ışık, bilmiyorum. Gün geliyor, birileri bunu keşfediyor. Bayıldığım için söylemiyorum ama beni asıl keşfeden de Kenan Erçetingöz. Önüne bir fotoğrafım gelmiş, tutturmuş bu kadını kapak yapacağız diye...

Ne kadar korkusuzsunuz?

- Olabildiğince... Ama bir gün Güner Ümit gibi yanlış bir şey söyleyip, silinmekten korkarım!

Bedeninizi insanların beğenisine sunmadığınız zaman, yine bu kadar ilgi görebileceğinize inanıyor musunuz?

- Bilmiyorum ki. Ben iyi para kazanıyorum, artık kapak olmamın bana hiçbir getirisi yok. Ya böyle başlamayacaksın ya da kendini başka türlü kabul ettirmeye çalışacaksın. Ben ikincisini yapmaya çalışıyorum. Bir başka alana kaymaya uğraşıyorum.

Bir defile sırasında seyirciler arasındaki erkeklerle aranızda nasıl bir elektrik oluyor?

- Hiçbir elektrik olmuyor! Çok fazla spot olduğu için, en öndekileri bile göremiyorum. Bazen sevgililerim geliyor, onları bile görmüyorum.

İyi ve başarılı bir manken olabilmek için akıllı olmak şart mı?

- İyi bir mankenin illa kafasının çalışması gerekmiyor. İçinde sayı saymayı bilsin yeter! Ama başarılı bir mankenin kafasının çalışması şart.

Edebli ve uyumlu olmak zorunlu mu?

- Yoo, bu sıfatlar sosyeteden bir koca bulmak için gerekiyor!

İsyankar mankenlere ne yaparlar...

- Bana yaptıklarını... Sonradan kraliçe yaparlar!

En çok hangi tür adamlardan şikayetçisiniz?

- İlişkiye girene kadar ayılıyorlar, bayılıyorlar bana. Sonra acayip bir sahiplenme duygusu başlıyor: ‘‘İlişkimiz böyle devam edemez!’’ Bu ikiyüzlülüktür! Sen baştan Deniz Akkaya olduğumu kabul ettin, o yüzden benimle ilgilendin, şimdi mi batmaya başlıyor? Beraber olduğum bütün erkekler ikiyüzlüydü.

Bu meslekte ayakta kalabilmek için hangi özelliklere sahip olmak gerekiyor?

- Hırslı ve kıvrak zekalı.

Kişiliğinizi nasıl bir zırh altında koruyorsunuz?

- Vurdumduymaz olmaya çalışıyorum. Herşeye kafayı takarsan, üşütürsün!

O zırhın altında kim var?

- Aslında çok kırılgan biri var. Aslında kafayı herşeye takan biri var. Özel ilişkilerimde de vurdumduymaz olduğum zannediliyor. Ne alakası var! Kıvrak zekasını kullanamayan aptal biri insan oluyorum.

Sizden hiç tahmin edilmeyecek bir şey yaptığınız olur mu?

- Bana Okan demişti: ‘‘Fotoğraflarına bakıp, seni uçuk, kaçık, sapık bir şey zannederdim. Al kucağına sev bir tip çıktın!’’ Günlük hayatımda saten çamaşırlar giyip, hülyalı hülyalı bakan bir kadın değilim. Evde pijamalarımla dolaşan, zaman zaman somurtan biriyim.

Ev sevmediğiniz hitap biçimi?

- Şekerim denmesi sinirimi bozuyor!

Nasıl adamlarla anlaşırsınız?

- Her türlü adamla anlaşırım...

Paraca fakir, fikren zengin bir adamla birlikte olabilir misiniz?

- Fakir olmayan, en az benim kadar kazanan ve fikren zengin bir adam diyelim.

Çocuk takıntınızın şiddeti nedir?

- Öyle bir tutkum yok ki.

Evde kalma korkunuz var mı?

- Elbet bir salak bulurum evlenecek! Bu şakaydı... Ama henüz öyle bir adamla karşılaşmadım. Ya acayip sahipleniyor ya çok fazla rahat bırakıyorlar. Bokunu çıkarmak diye birşey vardır ya, bokunu çıkarıyorlar! Niye onu giydin? Ya söylediklerimi yaparsın ya ayrılırız! Yok ya!

Nasıl bir markasınız?

- Türünde tek, kaliteli ve eğlenceli bir markayım.

En son ne zaman ağladınız?

- Kent’in şekerlerinin reklamına.

Sizi çok mutlu eden basit bir şey söyleyin.

- Açken karnımı doyurmak. Aç kalmaya dayanamıyorum. Acayip sinirli oluyorum...

En çok neyinize güveniyorsunuz?

- Zekama diye cevap verebilir miyim?

Ozan Şer’le tele volelere

Şener Şen'le ana habere çıkarsın

Playboy'lar gözünde, mankenler statü sembolü mü?

- Tabii ki öyle. Özellikle de beyinsiz olanları için. Benimle, Ebru Şallı'yla, Demet Şener'le, Selen Toktay'la ya da kim medyatikse onunla anılmak onların şanına şan katıyor. Benim de bu tip insanlarla birlikte resim çekildi. İtiraz etmedim, anlamadığım için değil, çok da fazla önemsemediğim için. Biraz da onların gönlü olsun... Zor tabii, pek bir şey konuşamıyorsun, adamlar sürekli fotoğrafçı ne zaman gelecek diye bekliyor, diyalog bile kuramıyorsun. Ama Erdal Acar'ı bu kategoriye sokmuyorum.

Peki bu ilişki tersine de doğru olabilir mi? Adamlar da statü sembolü olabilir mi?

- Evet. Yılmaz Erdoğan, Beyaz, Cem Yılmaz, Mehmet Ali Erbil. Daha bir dolu var. İş adamları, Ali Can Ulusoy, gerçi evlendi ama Ozan Şer gibi tipler. Kısacası medyatik olan bütün erkekler. Ama şu var: Şener Şen'le gözükmek çok daha önemlidir. Ozan Şer gibi biriyle paparazi programına konu olursun ama Şener Şen'le ana haber bültenine! Bunu keşfetmiş olan bir sürü arkadaş, daha geride duran ağır topların peşinde koşturur.

Bu piyasada mankenlerden başka kimseyle birlikte olamayan erkekler var mı? Manken takıntılı olanlar yani...

- Tabii ki. Manken değilse, şarkıcı olması gerekiyor! Medyatik olacak yani. Benim arkadaşlarımın bazıları da böyle. Ama ben onlarla arkadaşlık yapmaktan zevk alıyorum. Bir insan üst üste neden beş mankenle beraber olur? Kim inanır bunun bir tesadüf olduğuna?

MANKEN MANKENİN KURDUDUR

Mesleğinizde esas olan rekabet mi uzlaşma mı? Mankenler arasında kliğiniz var mı? Bir başka ajanstan biri bir başka ajanstan biriyle dost olabilir mi?

- Rekabet tabii! Ajans içinde bir aile ortamı yoktur. Yalan! Kimse başka ajanslarda çalışanlarla da dost olmaz. Kimlerle kimler arkadaş olur? Çıkarları birbirlerine uygun düşenler. En iyi arkadaşım bir manken ama onunla hedeflerimiz çakışmıyor. Amaçlarımız bir değil. Olsa arkadaş olamazdık.

Manken mankenin kurdu mudur?

- Hem de nasıl!

Yediğiniz bir ‘‘kazık’’ı anlar mısınız?

- Ailem mankenlik yapmamı istemiyordu. En yakın arkadaşım da bir manken. Birilerinin sevgilisi oldu, şimdi bir yerlere geldi. O zaman esamesi okunmuyor. Ben Şamdana'a kapak olmuşum, annemler topa tutmuşlar tabii, teyzemde kalıyorum. Ailemle olan hikayeleri bütün o acılı hikayeleri bir tek bu kıza anlatıyorum. Ağlaya, ağlaya! Derken babam beni doğru yolu bulmam için Almanaya'ya yolladı. Bir geldim, bütün dergilerde o kız kapak! Basın toplantısı yapmış, kendisiyle paylaştığım herşeyi gazetecilere anlatmış! Hayatımda yediğim en büyük kazık.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle