En büyük zaafım annem

Güncelleme Tarihi:

En büyük zaafım annem
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 28, 2013 02:12

Doğduğu günden beri gözler hep üzerinde. Çünkü Türk sinemasına adını “Sultan” olarak yazdırmış Türkan Şoray ile tiyatro ve sinema dünyasında hem “yakışıklı”, hem “karizmatik” hem de “iyi oyuncu” olarak anılan Cihan Ünal’ın kızı... Bu popülerliğe rağmen kameralardan uzak büyüyen, genç kızlık döneminı yurtdışında geçiren Yağmur Ünal, aile mesleğinden uzak kalamadı ve yapımcılığı seçti. Hello! dergisi de onunla buluştu, annesini, babasını, ilk projesini ve gelecek planlarını konuştu.

Haberin Devamı

YAĞMUR ÜNAL HELLO DERGİSİ İÇİN POZ VERDİ

* Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra iki yıl Amerika’da medya yönetimi alanında master yaptınız. Bu iki alan size hangi kapıları araladı?


- Liseyi İsviçre’de okudum. Koç Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra da Amerika’da master yaptım. Hangi alanda ilerlemek isterseniz isteyin, sosyoloji çok iyi bir altyapı oluşturuyor. Aynı şekilde medya master”ı da şimdi çok işime yarıyor.

* Bugüne kadar gelen bütün oyunculuk tekliflerini reddettiniz, kendi bildiğiniz yolda yürüdünüz. Sonra yapımcılığını üstlendiğiniz “Çılgın Teyzeler”le gündeme geldiniz. Geçen hafta final yapan o programla bir bakıma sessizliğinize nokta koydunuz. Yapımcı olmak nereden aklınıza geldi?

- Master bittikten sonra Mind Share medya şirketinde birkaç ay çalışıp İstanbul’a döndüm. İki sene burada TBWA adlı reklam ajansında çalıştım. Bir yapım şirketi kurmak hep aklımdaydı. Annemle de bunu konuşurduk zaman zaman. Ortağım Yasemin Arslan ile anlaşıp çok hızlı karar verdik ve hemen Tokyo Medya’yı kurduk. Çok doğru bir karar olmuş; çünkü ortağımla birbirimizi çok iyi tamamlıyoruz.

* “Çılgın Teyzeler” yabancı bir format mıydı?

- Hayır, tamamen orijinal Türk formatı... Yani yazarları Türk ve format Tokyo Medya’ya ait. Yurtdışına da satılma ihtimali var hatta. Birbirinden çok farklı özgeçmişlere sahip, Türkiye’nin farklı bölgelerinden, bambaşka kültürlerden, değişik sosyal çevrelere sahip altı kadını bir araya getirip bir dünya turuna çıkarmayı düşünün; hem de tüm imkânları seferber ederek. İşte bizi bu fikir çok heyecanlandırmıştı. Yaklaşık 5 bin başvuru arasından seçim yapmak gerçekten çok zordu ve aklımıza takılan, seçemediğimiz kişiler de oldu. Bu arada fark ettim ki mülakata gelen kadınların çoğunun ağzından çıkan bir ortak cümle var: “Hep başkaları için yaşadım; önce annem, babam, sonra kocam, sonra çocuklarım. Artık kendim için bir şeyler yapmak istediğimi fark ettim...” Onların güzel bir aktivite sonrası yüzünde gördüğümüz mutluluk bizi de inanın onlar kadar mutlu etti çekimler boyunca. Kadınların bu çapta bir gezi yapabilme imkânları çok zor. Onlara bu fırsatı vermek çok güzeldi.

YARIŞMACILAR YEMEK KONUSUNDA ZORLANDI

* Vietnam, Kamboçya, Tayland... Türk kadınları oralara uyum sağlayabildi mi?


- Doku olarak, kültür olarak Türkiye’den çok farklı ülkeleri seçtik. Özellikle yemek konusunda bir hayli zorlandılar Asya ülkelerinde. Onun dışında, hiç yılmadan, Türkçe konuşarak da olsa dertlerini bir şekilde anlattılar, zamanla stratejiler geliştirdiler ve artık bence gayet rahat dünyanın herhangi bir şehrine gidip yaşayabilirler.

* Bu projeyle ilgili anneniz ve babanızdan nasıl tepkiler aldınız?

- Çok güzel şeyler söylediler. Annem fırsat buldukça izledi ve çok eğlendiğini söyledi. Şimdi üzerinde çalıştığımız ve hazır olan çok güzel yeni projeler de var. Bu başlangıçtan çok memnunum açıkçası...

* Yıllarca oyunculuk teklifleri de geldi ama siz kamera arkasını seçtiniz... Güzel bir sinema filmi teklifi gelse düşünebileceğinizi söylüyorsunuz.

- Evet, istiyorum.

* Hiç annenizle birlikte bir filmde oynamak istemediniz mi?

- Çok tuhaf olur herhalde... 28 senelik annem o benim!

DÜNYAYA NE KADAR ŞANSLI GELMİŞİM

* Türkan Şoray’ın kızı olmak nasıl bir duygu ya da nasıl bir sorumluluk yüklüyor insana?


- Dünyaya ne kadar şanslı gelmişim diyorum hep. En büyük zaafım annem. Ona büyük bir aşkla bağlıyım. Her şeyin ötesinde, o muhteşem bir anne... Sorumlulukları yok dersem doğru olmaz. Hele göz önünde olmayı sevmiyorsan daha da zor.

* Annenizden size akan yaşam felsefesinde neler vardı? Ya da kulağınıza küpe olan bir sözü var mıdır?

- Sıradan bir günde yaşanan, sıradan diye düşünülen anlardan keyif almaya bakmak... Küçük şeylerde mutluluğu bulmak... Mesela beni evde huzursuz görse, hemen üzerime bir ceket getirir ve ısrarla bahçeye nefes almaya çıkartır. Aldığım nefesin kayda değer olduğunu hatırlatmak ister.

* Siz “Hayatımda en önemli şey ailem” derken yanına bir de “Arkadaşlarım” diye ekliyorsunuz. Onları da içine katıp geniş bir aileniz olduğunu söylüyorsunuz...
- O kadar yakın bazı arkadaşlarım var ki, evet onlar aile benim için. Onları sık sık görmezsem huzursuz oluyorum.

Haberin Devamı

HEP BİR ARAYIŞ İÇİNDEYİM

Haberin Devamı

* İçinizin tünellerinde ne kadar yolculuk yapıyorsunuz? Kayboluyor musunuz? Ya da kendinizle yüzleştiğinizde neler karşınıza çıkıyor?

- İnsanın durumlara bakış açısı, olaylara verdiği tepkiler, önem verdiği değerler yıllar içinde çok değişiyor. Olgunlaşmayı seviyorum. Her sene kendimi bir öncekinden daha iyi tanıyor gibi hissediyorum. Yine de bazen biri benimle ilgili bir şey söylediğinde doğruluğuna ve o ana kadar nasıl olup da fark etmediğime şaşırıyorum. Çok karmaşık varlıklarız. Bazı hislerin içimizde var olduğundan habersiz yaşayabiliyoruz. Hayata karşı çok meraklıyım ve bu merakımı hiç kaybetmek istemiyorum. Hep bir arayış içindeyim. Şu hayatımda güzel ve değerli şeyler yapmak istiyorum.

Haberin Devamı

BABAMLA GURUR DUYUYORUM

* İçinde büyüdüğünüz bu popüler ortam sizi nasıl şekillendirdi?

- Mümkün olduğunca göz önünde olmamayı seçiyorum. Huzurum benim için çok önemli.

* Peki babanızla ilişkiniz nasıl?

- Babamla ilişkim çok güzel. Onunla her zaman gurur duyuyorum. Birlikte zaman geçirmekten büyük keyif alıyorum. Beni çok güldürür. Birçok konuda kendimi ona çok benzetiyorum.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!