GeriKelebek Edebiyat ağırlıklı sohbete kanmayın müstehcen fıkralarla şakaları yakalayın
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Edebiyat ağırlıklı sohbete kanmayın müstehcen fıkralarla şakaları yakalayın

Edebiyat ağırlıklı sohbete kanmayın müstehcen fıkralarla şakaları yakalayın
refid:3741243-spot ilişkili resim dosyası

Cevat Çapan’ın verdiği isimle Cuma Akademisi, Aydın Boysan’a göre ise Dem Akademisi. Kültür sanat gündemini oluşturan her şey ameliyat masasına yatırılırcasına kesilip biçildiği için Cuma Akademisi demek yanlış olmaz. Ama masanın etrafındakilerin hepsi yaşamayı seven ve içmeyi bilen, gusto sahibi kişiler. Yani Dem Akademisi unvanını da fazlasıyla hak ediyor masa. Zaten köşedeki duvarda iki isim var: Cuma Akademisi ve Dem Akademisi.

Edebiyat ağırlıklı sohbete kanmayın müstehcen fıkralarla şakaları yakalayın
Babıáli’nin Babıáli olduğu, yani gazetelerin, yayınevlerinin Cağaloğlu yokuşunda sıralandığı yıllara dayanıyor Cuma Toplantıları’nın tarihi. Yayınevlerine uğrayan yazarlarla yayıncı ve kültür sanat gazetecilerinin sohbet etmek için belli mekanları tercih etmesiyle zaman içinde atılıyor temeli. 1960’ların sonu 70’lerin başında Rauf Mutluay, Fethi Naci, Edip Cansever çekirdek kadroyu oluşturan isimler. Mimar Selçuk Batur ve Ferit Erkmen de kadroya ilk dahil olanlardan.Cağaloğlu’nda önce Vilayet Lokantası, ardından da İstanbul Lokantası’nda başlarlar toplanmaya. Daha sonra Muzaffer’in Yeri olarak da anılan Sofra’ya transfer olurlar. Bu transfer toplantının perşembe olan gününü de değiştirir. Çünkü Muzaffer cuma günleri kuru fasulye pişirir ve bir efsane gibidir onun pişirdiği kurufasulye.Tipini beğenmediği müşteriyi yemek kalmadı diyerek kapıdan çevirdiği bile vakidir. Burada toplanmanın tek bir sakıncası vardır yalnız, içkili bir lokanta değildir Sofra. Ama bunun da çaresi bulunur. Melamin bardaklarda yapar rakı servisini Muzaffer, dışarıdan bakılınca ne içildiği anlaşılmasın diye. Bu çözümden sonra uzunca bir süre Sofra ve İstanbul Lokantası’nda dönüşümlü olarak devam eder toplantılar.Daha sonra Tan Matbaası’nın binasında Şenol’un Yeri ya da Yayla olarak da bilinen meyhanede devam edilir. 80’lerin ilk yarısından 90’lara kadar. Yayla gazetecilerin de uğrak yeri olur kısa sürede, ekibe katılanlar arasında Ahmet Oktay, Sait Maden, Turhan Günay gibi isimler de vardır.*Sonra gazetelerin teker teker Cağaloğlu’nu terkettiği yıllar gelir. Küçük binalara sığamaz olmuştur gazeteler, plaza devri başlar. Güneşli, İkitelli medyanın yeni merkezleridir. Gazetelerin bıraktığı Cağaloğlu’nu bir süre sonra yayınevleri de terketmeye başlar. Onlar da birer ikişer Pera’nın yolunu tutarlar.Fethi Naci de tam bu dönemde, 1995 yılında Gerçek Yayınları’nı Tünel’e taşıyınca Cuma Toplantıları da Çiçek Pasajı’ndaki Bayram’ın Yeri’nde, Sev İç Restaurant’ta yapılmaya başlanır. Beyoğlu’na çıkılınca Cuma Toplantıları daha bir ünlenir. Ressamından tiyatrocusuna, sinemacısından mimarına kadar geniş bir entelektüel kesim katılmaya başlar.Bir yıllık bir kesinti yaşanır Sev İç’le. Küçük bir hesap tartışması yüzünden yaşanan küskünlük döneminde ekibin adresi Cumhuriyet Meyhanesi’dir.Ancak şu an hem mekan sahipleri, hem de müdavimler birlikte olmaktan hayli memnun. Garsonlar masaya oldukça hakim, kimin neyi nasıl yediğini, nasıl içtiğini ezbere biliyorlar. Bu da mekanla grubun bağını güçlendiren en büyük etken.Fethi Naci, Aydın Boysan, Cevat Çapan, Mücap Ofluoğlu, Naim Tirali, İbrahim Yolyapan, Kemal Demirel, Selahattin Yıldırım, Ali İhsan Dalgıç, Nuri Akay, Tunç Başaran, Mustafa Alabora, Ziya Şen, Güngör Ergin, Altan Akdeniz, Deniz Kavukçuoğlu, Besim Dalgıç, Prof. Dr. Selçuk Özerman, Lale Kalpakçıoğlu, Turgay Fişekçi, Akademi’nin daimi üyeleri. Kemal Bekir, Semih Gümüş, Sait Maden ve Türkiye’de bulunduğu sürece ressam Komet de arayı sıcak tutan isimler.Yaklaşık 35 yıllık tarih düşünüldüğünde, artık aralarında olmadığı için anılarına kadeh kaldırılan isimler de var tabii. Rauf Mutluay, Ferruh Doğan, Edip Cansever, Selçuk Batur, Salim Rıza Kırkpınar, Atilla Ergür gibi.Cuma Dem Akademisi’ne dahil olmanın öyle kesin kuralları ya da ritüeleri yok. Akademi üyelerinden biriyle ilk kez gelen ve sonrasında ortama uyum sağlayıp bağını kopartmayanlar zamanla müdavime dönüşebiliyor.*Bir erkek grubu aslında Cuma Dem Akademisi. Ama bu bilinçli bir seçim değil. Çoğunluğu erkeklerden oluştuğu için arada küfürün, argonun kaçmaması mümkün değil. Ağızdan kaçan her küfür karşısında masadaki kadın dostlardan özür dilemek zorunda kalınması da ister istemez muhabbeti kesintiye uğratıyor. O yüzden pek tercih edilmiyor kadın üye.Belli dönemlerde kadın müdavimleri olmuş masanın ama zamanla vazgeçmişler. Cevat Çapan’ın eşi Gönül Çapan ve Fethi Naci’nin eşi avukat Lale Kalpakçıoğlu zaman zaman konuk masanın konukları arasına katılıyorlar hálá. Bir de Aydın Boysan’ın yan masalardan davet ettiği hayranları... Zaten onlar da biraz bu muhabbete kulak kabartmak amacıyla bulunuyorlar Sev İç’te. Fethi Naci masanın hiç kuşkusuz hakimi. Aydın Boysan sohbetiyle neşe katarken, Cevat Çapan ise sağduyunun temsilcisi her zaman. Sakin haliyle hep doğrudan yana. Balıkçı lakaplı Nuri Akay (Sosyolog Ali Akay’ın babası), yılların getirdiği deneyimle masanın organizatörü. Masaya neler gelecek, ne yenilecek bir maestro gibi yönetiyor ve sonunda hesapları toplayıp kapatma işi de onun.Emekli bankacı İbrahim Yolyapan, şair Orhan Veli’nin eniştesi. Yıllardır sanat dünyasının içinde ve anılarıyla renklendiriyor masayı. Mücap Ofluoğlu hoşsohbet ve keyifliyse zaman zaman tiradlar attırıyor, anılarını dinlemek ise ayrı bir zevk. Kitap dünyasının raporunu Cumhuriye Kitap’ın yayın yönetmeni Turhan Günay veriyor. Yazar Naim Tirali masadaki durumdan bile çıkarttığı öyküleri aktarıyor.Tunç Başaran ve Mustafa Alabora, biri sinema, diğeri tiyatro dünyasını getiriyor masaya ama asıl neşeleriyle şenlendiriyorlar toplantıyı. Yazar Deniz Kavukçuoğlu bir diğer neşe kaynağı, Komet ise renk katıyor. Prof. Dr. Selçuk Özarmağan dae Akademi’nin sağlık danışmanı, Lokman Hekimi. Bakmayın masanın yaş ortalamasının 70’in üzerinde olmasına. Ortada dönen muhabbetin, yapılan esprilerin zamanını yakalayabilene aşk olsun.Kim onlar? Edebiyat eleştirmeni Fethi Naci, mimar-yazar Aydın Boysan, tiyatro sanatçısı Mücap Ofluoğlu, şair Cevat Çapan, avukat Ziya Şav, inşaat mühendisi Güngör Ergin, ressam Nuri Akay, öğretim üyesi Prof. Dr. Selçuk Özarmağan, avukat Altan Akdeniz, gazeteci Turhan Günay, şair Metin Fındıkçı, grafiker Besim Dalgıç, avukat Lale Kalpakçıoğlu, yazar Deniz Kavukçuoğlu, yönetmen Tunç Başaran, tiyatro sanatçısı Mustafa Alabora, şair Turgay Fişekçi, bankacı İbrahim Yolyapan, yazar Kemal DemirelNe zamandır buluşuyorlar? Kesin bir tarih olmamakla birlikte 60’lı yılların sonlarından beriNe sıklıkla? Her cuma saat 13.00’teNerede? Cağaloğlu’nda itibaren pek çok mekan değiştirilmiş ama on yıldır Çiçek Pasajı’ndaki Sev İç’teBuluşunca ne yapıyorlar?Kültür-sanat gündemdeki konular muhabbetin temelini oluşturuyor ama edebiyat ağırlık kazanıyor. Anılar, müstehcen fıkralar ve karşılıklı şakalaşmalar da sohbetin tadı tuzu. Adam gibi içmenin de okulu aynı zamanda bu masaÖn sıra soldan sağa: Deniz Kavukçuoğlu, Lale Kalpakçıoğlu, Ziya Şav, Mücap Ofluoğlu, Mustafa Alabora, Altan Akdeniz. Arka sıra Besim Dalgıç, Aydın Boysan, Cevat Çapan, Fethi Naci, İbrahim Yolyapan, Metin Fındıkçı, Turhan Günay, İhsan Yılmaz, Kemal Demirel, Güngör Ergin, Tunç Başaran, Prof. Dr. Selçuk Özerman.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle