GeriKelebek Duygular da bebeğe miras kalıyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Duygular da bebeğe miras kalıyor

Duygular da bebeğe miras kalıyor
refid:12088962 ilişkili resim dosyası

Miras bırakmak, sadece para veya gayrimenkul gibi maddi değerlerle olmuyor. Çocuğunuza farkında olmadan olumlu ve olumsuz duygularınızı da miras bıraktığınızı biliyor muydunuz? İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nden uzman psikolog Neşe Karabekir Ezgin, duygu mirasının bebeğin kayıtlarına büyük oranda hamilelikten itibaren geçtiğini iddia ediyor. Şimdi söz işin uzmanında...

Nasıl hastalıkları genlerle taşıyorsak, psikolojik süreçleri de böyle taşıyor, çocuklarımıza aktarıyoruz. DNA’da taşınan genetik bilginin proteine çevirisini sağlayan RNA (Ribonükleik Asit) moleküllerinin, bilgi taşıdığı da kanıtlandı. 2006 Kimya Nobeli’ni alan Kanadalı iki araştırmacı, RNA moleküllerinin bilgi taşıdıklarını ve sadece anneden çocuğa değil, atalardan da yeni nesillere aktarılan bilgi kalıntıları olduğunu gösterdi. Yani tecrübeler, hayat hikayeleri, göçler, savaşlar, kayıtlarımızla kuşaktan kuşağa geçiyor.
Bebeğin ilk hafıza kayıtları, daha yumurta spermle buluşmadan önce başlıyor. Bu yüzden önce neden çocuk istediğimize karar vermeliyiz. Anne baba istediği için mi, sağlık sebebiyle mi, yaşım geldi kaygısıyla mı? Her bir sebep, çocuğun varoluşuna farklı bir anlam katıyor.

Hamile kadın kendiyle, işiyle, rolleriyle, vücuduyla ilgili farkındalık sahibi olmalı, hamilelik sırasında vücut değişimlerini kabul etmeli. Bazı hamileler bunu başaramıyor, vücuttaki değişimlerden bebeği ya da babayı sorumlu tutuyor.

CİNSEL İLİŞKİ ŞEKLİ ÖNEMLİ

Size herhangi bir istatistiksel açıklama veremem ama doğumun ve ondan sonra bebekle ilişkilerin nasıl geçeceği, cinsel ilişkinin nasıl olduğuyla çok bağlantılı. O birleşme anı ve o andaki bütün bilgiler moleküler kayıtlara giriyor. Tecavüzle kalınan bir hamilelik ile aşk, sevgi ve orgazmla yapılan bir cinsel ilişki arasında çok büyük fark var. Birincisinde her şey daha zorlaşıyor. Bazen evlilikte de taciz gibi yaşanan ilişkiler var. Evliliği kurtarmak, erkeği elde tutmak için yapılan hamilelikler var. Bu hamilelik niye bu kadar kötü geçiyor, bu doğum niye bu kadar zor oldu, bu çocuk niye bir türlü huzurlu olamadı sorularının cevabı burada olabilir.
Bazı kadınlar, zamanında ettikleri bedduanın, küfürlerin, kötülüklerin, hamilelik sırasında kendilerine bir ceza olarak döneceğine inanır. Bebeklerinin kolitli, uykusuz, hırçın, sorunlu olmasını buna bağlama eğilimindedirler. Kaygı yaşarlar. Bu kaygı da sonunda bebeklerine yansır. Olumsuz düşüncelerin her şekilde olumsuz bir hamilelik ve zor bir doğum getirdiği kesin. Bu olumsuz düşünceleri dönüştürmek lazım.

DOĞUM KİŞİLİĞİ ETKİLER

Sezaryen, normal, erken doğum, forsepsle doğum gibi türler, bebeğin kişilik yapısını etkiliyor. Normal doğumla gelen bebek, bir tamamlanmışlığın içinden çıkıyor. Bir yerden koparılıp zorla alınıyor olmak başka bir şey, bir komplikasyonla çıkmak zorunda kalmak başka, kendi zoruyla çıkmaya çalışmak ya da bir türlü çıkamamak başka... Elbette bunlar elde olan, müdahale edilebilir durumlar değil. Ama etkisini bilmek önemli.

Doğum esnasında görev yapan personele, yardımcılara, doğum koçlarına da eğitim sunuyoruz. Personel ilk anda bebekle bağlantı kuran insanlar. Onlardan geçen kayıtları hiç bir şekilde gözardı edemeyiz. Doğum esnasında doktor veya hemşirenin bağırdığını düşünün: “Çocuk ters döndü, gelemiyor, boynuna kordon dolandı, nefessiz kaldı.” O cümlelerin hepsi bebek tarafından kaydediliyor. Daha sonra, hiçbir sebebi yokken bebekte farenjit, nefessizlik hali devam ediyor. Çünkü doğumda ölüm kaygısı oluyor. O yüzden doğum esnasında bir komplikasyon olsa bile, bunu abartmamak gerekiyor.

HASTANE ODASI VE ZİYARETÇİLER

Hastaneyi seçerken doğumhaneyi mutlaka görün, bebeklerin tutulduğu yeri görün. Bunları inceleyin ve en rahat edeceğiniz şeyleri sağlayın. Annenin her istediğinin olması çok önemli. O iyi hissetmeli. Bundan daha özel ve önemli bir şey yok hayatta.
Doğumdan sonra anne ve bebeğin alındığı oda, travmanın ikinci adımı. Anneanneler, teyzeler, halalar dolduruyor ve herkes anne - bebek uzmanı kesiliyor. Bebeğin nasıl emzirileceğini, nasıl tutulacağını öğretmeye çalışıyorlar. Oysa anne ve bebeğe ait olması gereken bir zaman. Kapıya “ziyaret yasaktır” yazmak yerine, bunu yüksek sesle söyleyebilmeliler.
Hastaneden eve geldik... Doğum sonrası depresyon denen şey, aslında bizim geçiş hüznü dediğimiz şeydir. Eve adaptasyon dönemi var.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle