GeriKelebek Doğaya saygı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Doğaya saygı

Doğaya saygı
refid:17892534 ilişkili resim dosyası

Elle dergisi, özel Yeşil Sayı’sı için Burcu Kutluk-Harun Tekin çiftiyle buluştu. Yemyeşil doğa içindeki bu buluşmada ünlü müzisyen ve mankenle çevrecilik ve doğayı korumak adına neler yaptıklarını konuştu.

Her ikinizin de doğa ve çevre konusunda duyarlı insanlar olduğunuzu biliyoruz. Örneğin evinize misafir olarak gelsek, buna dair ne gibi ipuçları görürüz?

- BURCU KUTLUK: Mutfakta her türlü organik gıda görürsünüz. 

Organik gıdalara ne zaman merak sardınız?

- B.K.: Bu konuda bilinçlenmeye başlamam herhalde beş sene öncesine dayanıyor. Yogaya merak sarınca çevreyle de daha çok ilgilenmeye başladım. Yoga sayesinde vücudumu daha iyi tanıdım. Belçika’da yaşadığım bir dönem oldu, orada Çevre Yönetimi master’ı yaptım. Gerçi tamamlamadım ama bu konuda epey bilinçlendim, çok şey öğrendim. Hindistan’da yaşadığım dönemdeyse, oradaki insanların bu tür konularda ne kadar bilinçli olduklarını gördüm.

Satın aldığınız ürünlerin etiketlerini okur musunuz?

- B.K.: Evet okurum. Eskiden herkes gibi ben de pek çok markayı kullanıyordum, şimdi bu konuda daha dikkatli ve seçiciyim. Kozmetikte de artık tamamen organik ürünler var. Hatta deterjanların doğayla uyumlu olanlarını üretiyorlar, onları seçiyorum.

Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

- HARUN TEKİN: Ben evimde elektrik tüketimini azaltmaya çalışıyorum. Gereksiz yere prize takılı aletler bırakmıyorum. Bunlar çok ufak şeyler gibi görünse de, toplamda büyük fark yaratabiliyor. Bu işler mutlaka bireylerden geçiyor ama bana göre asıl büyük yapıların harekete geçmesi önemli. Siz birey olarak ne yaparsanız yapın, petrol bazlı arabalar üretildiği, hibrid ve de elektrikle çalışan arabalar daha ucuz olmadığı sürece, petrol tüketmeye devam edeceksiniz. Bunu değiştirme iradesi daha büyük yapılarda, şirketler ve devletlerde. Yani tüm bunlar sadece bireylere indirgenecek şeyler değil.

DÖNÜM NOKTASI 1999 DEPREMİ

Cem Yılmaz’ın bir gösterisinde izleyiciler arasında sizi görünce yaptığı espri neydi; onu da anlatır mısınız?

- H.T.: Bir gösterisinde bizi görünce bize bakarak “Hasankeyf” dedi. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, komedyeninden sinemacısına kadar herkes bir şekilde tepki vermek istiyor, çünkü medeniyet kaybı yaşıyor. Doğal olarak da çevre ve kültür meseleleri ön plana çıkıyor. 9 bin yıllık antik kenti, baraj kurmak için suya gömmeyi düşünmek veya Marmaray inşaatından çıkan eserlere “çanak çömlek” demek, dünyanın biriktirdiği deneyimle, akılla bağdaşmıyor.

Siz bu tür konulara ne zaman ilgi duymaya başladınız? Çevre için, dünyanın geleceği için ne zaman kaygılanmaya başladınız?

- H.T.: 1999 depremi, benim için dönüm noktası oldu. Büyük doğa felaketleri insanları çok ilginç bir şekilde etkiliyor. Büyük yıkımlar, en son Japonya’da yaşananlar, hepsi aynı zamanda iyi bir şeyler yapmak için fırsat yaratıyor. Diğer insanlar ve çevreyle ilgili duyarlılığımın arttığı dönem, bu depreme denk geliyor. Açık Radyo sayesinde birçok sivil toplum örgütüyle tanıştık; deprem bölgesine gitmek, etrafı başka türlü görmemi sağladı.

“Konser atığı” diye bir şey var mı? Sahne sanatıyla uğraşanlar çevreyle ilgili yeterince duyarlı mı?

- H.T.: Çok önemli bir soru bu. Henüz bu yönde büyük adımlar atabildiğimizi söyleyemeyeceğiz. Ancak çok güzel denemeler ve örnekler var. Moğollar grubu üyesi Taner Öngür, 2010 yılında sadece güneş enerjisinden yararlanarak konser verdi. Daha radikal düşünürsek, uçak yolculuğundan da vazgeçmek gerekiyor. Bildiğim kadarıyla bunu bazı turnelerde Radiohead yapıyor, mümkün oldukça uçağa binmiyor. Tabii ki tüm bunların maliyeti de yüksek olabiliyor.

ARTIK ÖLSEM ET YEMEM

Mümkün olanları konuşalım: Çöplerinizi ayrıştırıyor musunuz? 

- H.T.: Ben kağıt ve pilleri ayrıştırıyorum.
Burcu vejetaryen, siz değilsiniz.
- H.T.: Evet, ben et yiyorum. Ama onun yaptığının daha sağlıklı olduğunun farkındayım.
- B.K.: Ben artık ölsem et yemem.

Et yememenizin asıl sebebi nedir?

- B.K.: Hayvanlar bana yiyecek gibi gelmiyor. Nasıl ki evlerimizde kedimiz köpeğimiz olabiliyor, benim için inek de öyle bir şey. Onun için etini yemek çok tuhaf geliyor.

Çok basit görünen ancak yapamadığınız şeyler var mı? “Keşke bunu yapabilsem” dediğiniz...

- H.T.: Keşke yollar daha düzgün ve düz olsa da, pek çok yere bisikletle gidilebilse.
Yaz geldi gelecek. Ne tür tatiller seversiniz?
- H.T.: Benim lüks tatil saplantılarım yoktur. Burcu’nun da yok.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle