GeriKelebek Dervişin dağından meditasyon koyuna
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dervişin dağından meditasyon koyuna

Dervişin dağından meditasyon koyuna
refid:11914821 ilişkili resim dosyası

Haritalardaki ismi Gemile Koyu. Fethiyeliler ise, Kabak Koyu takmış adını. Ölüdeniz yakınlarındaki Kelebekler Vadisi’ne kuş uçuşu beş kilometre uzaklıkta. Likya Yolu’ndan yürüyerek ya da tekneyle ulaşılıyor. Denizi bakir, ormanları doğa dostu kampinglere ev sahipliği yapıyor. Geçen hafta Likya Yolu’nun Alınca bölgesini anlatan Lari Dilmen, bu hafta Kabak Koyu’na yürüyüşü yazdı.

“Yeşil, seni seviyorum yeşil. Yeşil rüzgar, yeşil dallar...” Federico Garcia Lorca
DENİZE YÜRÜYÜŞ
Alınca’dan Kabak Koyu’na inen Likya Yolu... Kim bilir kimler geçmiştir buradan, geçmektedir. Dervish Lodge’dan arkadaşlar Erdem, Özgül ve Nilüfer’le, sağlam ayakkabılar, ufak sırt çantalarımız ve iki şişe büyük su, kıvrıla kıvrıla iniyoruz taşlı patikadan. Kekik kokuyor. Çam ormanının içinden, yer yer kabuk değiştirme mevsimindeki sandal ağaçları, hayıtlar, cümbür çiçek arasından maviye doğru akıyoruz sanki. Tempolu yürümek, nefesi ayarlamak lazım çok yorulmamak için. Dönüşte, yanımızda Erdem olmayacak. Kavşakları aklımıza iyi yerleştirmeliyiz. Bu kış bol yağış, dere yataklarını değiştirmiş. Bazı yol işaretleri aşınmış. Bacaklarım hep fren yaparak inmekten yoruldu. Yolda rastladığımız keçi sürüsü otobanda yürürcesine rahat. Keçinin Likyalılar’dan bu yana çorak coğrafyalarda insanoğlunun hayat kaynağı olduğunu söylüyor Erdem. Çobanların haykırışı dağlarda yankılanıyor. Özel bir dil oluşmuş aralarında: Keskin çığlıklar, müzikli, anlamsız, cinsiyetsiz...
KELEBEĞE ÖYKÜ
Kıyı yaklaşıyor. İki saattir yürüyoruz ve nihayet Desperado kayasını, ardından -masal bahçesi- serin şelaleleri sağımızda bırakarak, son düzlüğe varıyoruz. Keçiboynuzu ağaçları var. Doğa yumuşuyor, yol kolayladı. Epey ter atmışım. Uzun zamandır ham kalmaktan gelen hafif bir kas yorgunluğu dışında, tüm kanallarımın açıldığını hissediyorum. Keyifli ve mutluyum. Nilüfer’in yüzünü al basmış, Özgül uzun zamandır bu yolda yürümek istiyordu, Erdem’in
hava alma zamanı gelmişti. Onlar da mutlu. Koluma bir kelebek konuyor. Hikayemi anlatıyorum:
Bir zamanlar çok akıllı bir çocuk yaşarmış, her şeyi merak eder, öğrenmek istermiş. Ailesi onu çevredeki en iyi hocalara göndermiş. Basit okul bilgilerini çabucak öğrenmiş. Bir süre sonra öyle sorular sorar olmuş ki, hocaları bilgi açlığını doyurmakta zorlanmış. Cevaplayacak tek bilge dağlarda yaşar, yanına herkesi kabul etmezmiş. Hocaların ricalarıyla bizim çocuğu kabul etmiş. Ustanın yanında kalan çocuk uzun bir süre aldığı bilgilerle daha da dolmuş, derken artık bir gün ustasının her şeyi bilemeyeceğini kanıtlamak istercesine tuzaklı bir soru hazırlamış aklınca. İki avucunun arasındaki kelebeği uzatıp sormuş: Usta, bil bakalım elimde tuttuğum kelebek canlı mı yoksa ölü mü? Ustası canlı derse kelebeği hafifçe sıkarak öldürecek, ölü derse avucunu açıp salacakmış. Usta, şefkatle öğrencisine bakıp cevaplamış: Ellerinde yavrucuğum, senin ellerinde... Mutluluğumuz, özgürlüğümüz gibi, hayat ellerimizde!
SAHİLDE KAYNAŞIM
Deniz kenarındayız... Ödülümüz, “cup” diye serin sulara atlamak ve gölgede birer parça çikolata. Sahil tenha, sezon henüz başlamış. Yayılıyoruz. Gün batımına kadar; mavi deniz, hafif çırpıntılı, poi çeviren kız, üç labutla başa çıkmaya çalışan yabancı turist kılıklı oğlan, sürekli öpüşen çift... Laz kaptanın teknesi Lazo ve siyah terrier köpeği miço... Koca plajda gölge veren yalnızca iki tentecik. Anlıyoruz ki sahildekilerin tanışması, kaynaşması böyle sağlanıyor. Kimileri paylaşıma gönülsüz, kimi utangaç, kimi fırsatçı. İyi ki şişelerimizi serin şelale suyuyla doldurmuştuk.
MÜZİK MİSYONERİ AHMET
Hava kararmadan kalacağımız yeri belirlemeliyiz. Erdem bizi vadinin en eski oluşumu Turan Kamp’a götürüyor... Denizden yürüyüş mesafesi beş dakika. Set set yerleştirilmiş ağaç evler yamaca dizilmiş, bahçe düzenlemesi harika. Restoranın girişine gölgesini veren kauçuk ağacını seviyorum. Komün yaşam tarzını benimseyen mekanda, kahvaltı ve akşam yemekleri beraber yeniyor. Saat 20.00’de çan çalıyor. Bizim gibi geç kalırsanız, herkes kafasına göre oturmuştur ve dört kişi beraber oturmak için şirinlik yapmak zorunda kalabilirsiniz. Servisler konuk sayısı kadar açılıyor çünkü. İngiliz kadın, iki çocuğu ve İspanyol çiftin masasına sığışıyoruz. Yemekler lezzetli ve vejetaryen beslenmeye uygun. Aşçıları Zeynep, 13 sene San Francisco’da aşçılık yapmış. Dünya mutfağı sunuluyor konuklara, sebzeli köriden yaprak sarmasına. Gulaj ve cheese cake spesiyalite. Tabii Erdem herkesi tanıyor burada, mekanı işleten Ahmet ve Ece masamıza kahveye geliyor. Mekancı muhabbeti koyulaşıyor. Ahmet neşeli bir arkadaş. Gecenin ilerleyen saatlerinde “dünya müzikleri” üzerine saatlerce konuşuyoruz. Koleksiyonunu inceliyoruz. Mutlu oluyor, ben de. İkimizin de bilgi düzeyi yüksek çünkü. World, Chill out... Tüm Putumayo müzikleri var, Stephan Micus uzmanı, “Ethiopique”lerin  birkaç sene hariç tümüne sahip olmasına şaşırıyorum, Ortadoğu müzikleri konusunda önerilerde bulunuyorum. Buranın müzik misyoneri Ahmet... Yol yorgunluğuyla erkenden yatıyoruz. Bungalow’lar, tuvaletli, duşlu veya ikisi de yok ama hepsi deniz görüyor. Cibinlik var, gece serini için ekstra battaniye. Lüks lazım değil. Doğayı kirletiyor her fazlalık. Sabah erken, Turan Ağabey bahçe işleriyle uğraşırken kendisiyle tanışıyoruz, hobbit olduğundan kuşkulanıyorum. Tam 27 sene önce ilk o yerleşmiş buraya. Sıcaklarla birlikte nüfusları artan sivrisineklere karşı kekik sürmemizi öneriyor, bir de çiçek sunuyor Nilüfer’e. O gün kah sahilde, kah diğer kampları ziyaret ederek, kah orman içindeki serinliklerde muhabbetle ve neşeyle geçiyor. Erdem, güneş batmadan dönecek. Özgül’ü kandırıyoruz birkaç gece daha bizimle kalması için. Daha bi yumuşasın, kumla, denizle, güneşle... Sonra bizle döner.
MASAJ, YOGA, TAROT
Denize en yakın kamp Shanti Garden’de arkadaşlarımız var. Masör Fatoş, Kery ve taa Japonya’dan internet yoluyla Kabak’ı keşfetmiş Sri Lanka’lı yoga eğitmeni Natasha isteyenlerle bilgilerini paylaşıyor. Hasan bu sene özenle açmış mekanı, Uzakdoğu tarzı bungalow’lar hoş. Eski dost Hüseyin de mutfakta. Voltran’ı oluşturmuşlar. Bir geceyi onlarla ateş başında geçiriyoruz. Son gecemiz ve günlerimiz ise geç keşfettiğimiz Gemile Kamp’ta geçecek. Denizi karşınıza aldığınızda sağınızdaki yamaca doğru az içerde Gemile. Genişçe bir alana yayılmış. İşletmecisi Selçuk, baharatlı bir kişilik. Ana salona girince, kongalar, davul seti ve oyuncaklar bu mekanda müziğin yaşadığını gösteriyor. Aslında bir kahve içmeye geliyoruz. Deniz’in sunduğu kahve o kadar mükemmel ki, kahve bahane oluyor, son gecemizde orada kalmaya karar veriyoruz. Kızlar sahile inerken, ben, bir dokunayım dediğim enstrümanlara, dayanamayıp akort çekmeye koyuluyorum. Deniz Susever, balık burcu ve dalgıç, pür H2O, onun da bir kalimba’sı var, onu da akort ediyorum. Akşam ateş başında, yıldızların altında müzik yapmak için her şey hazır, zaten hazırdı ya... Ağaçta yaramaz sincaplar, Selçuk’un meditasyonu çimleri sulamak, Deniz akşam üstü Özgül’e Osho tarot falı bakıyor; suçluluk duygusu, varoluş, bolluk, katılım ve soytarı kartı. Çık işin içinden! Bu güzel insanlardan ayrılma zamanı yaklaştığı için üzülmek yerine son gecenin tadını çıkarmak lazım. Ateş başında Selçuk’un önderliğinde eli enstrüman tutanlar bir bir beliriyor, diğer mekanlardan da arkadaşlar geliyor, Ahmet bile. Deniz, Kasiyope Takım Yıldızı hakkında bir aşk hikayesi uyduruyor, çalıyoruz, güzeliz... Ateş evinde. Ertesi gün vedalaşırken, dolu dolu sarılış ve bırakış, anda ve merkezinde kalarak sunulan cömert sevgi, gerçek sevgi, karşılıksız, ağırlıksız. 

FAYDALI BİLGİLER

Kabak Koyu’na ulaşmak için Fethiye’den dolmuşa binin, Faralya’da indikten sonra Likya Yolu’ndaki tabelaları takip edin. 20 dakikalık yürüyüş mesafesi. Denizden ulaşımı deneyebilir, konaklayacağınız kamptan sizi Faralya’dan aldırmasını isteyebilirsiniz. Yürümeyi, hafif olmayı, doğaya saygılı, az konfora razı olmayı göze almayacaksanız burası size uygun değil. Alışveriş imkanı Faralya’dan sonra yok. Cep telefonları çalışıyor. Çoğu kamp, yeterli katılımcı varsa şelaleye yürüyüş, civardaki kelebekler vadisine, korsan koyuna, cennet koyuna tekne turu ayarlıyor. Yoga kursları, dalış turları düzenliyor. Ormanın içlerinde iki yoga platformu var. Çadır kurulabiliyor. Haziran, kelebeklerin en bol, çeşitli olduğu ay. Yanınıza fener ve sivrisinek ilacı alın. Dolunayda kamplar birleşip danslı, müzikli gece düzenliyor. Caretta caretta yumurtalarına lütfen dikkat! Koy, 1. sınıf sit alanı. İmara kapalı. ( www.shantigardenkabak.com, www.kabaknaturallife.com, www.reflectionscamp.com, www.gemilecamping.com, www.sultancamp.com, www.metecamp.com, www.helincamp.com, www.fullmooncamp.com, www.turanhilllounge.com, www.theshambala.com )

Yorumları Göster
Yorumları Gizle