GeriKelebek Demokrasi var diye her isteyene otomobil üretme izni verdiler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Demokrasi var diye her isteyene otomobil üretme izni verdiler

Demokrasi var diye her isteyene otomobil üretme izni verdiler
refid:9149004 ilişkili resim dosyası

İş hayatına Türkiye’nin ikinci büyük devalüasyonunun yapıldığı 1958 yılında başlayan Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, çalışma hayatında 50’nci yılını doldurdu.

Yarım asırlık kariyer öyküsünü Capital Dergisi’ne anlatan Rahmi Koç, Türkiye’nin en büyük holdingini uzun yıllar başarıyla yönetmesini kariyer hayatına ilk başladığı Otokoç’taki deneyimlerine borçlu olduğunu söylüyor. Rahmi Koç, efsane yönetici Bernar Nahum’un kanatları altında otomotiv sektöründe işi öğrenmiş. Koç, Otokoç’ta Nahum’un yanında adım adım üç yıl boyunca garajdan yedek parça deposuna kadar şirketin her departmanında çalışmış.

Rekabet edemeyiz

Otokoç’ta yaklaşık 3 yıl çalışan Rahmi Koç, şunları söylüyor: "Biz otomotiv işine girdiğimizde Türkiye’de yan sanayi yoktu. Biz Türkiye’de yan sanayi kurmak mecburiyetinde kaldık. Bugün dünya otomotiv sektöründe çok imalatçı var. Türkiye’de de otomotiv sanayinde yoğunlaşma olacak. Kalanlar daha çok adet yapacaktır, bazıları da ortadan kalkacaktır. Gümrük vergileri indirilirse hiçbirimiz dışarıyla rekabet edemeyiz."

Kore gibi yapamadık

Rahmi Koç, bugün dünyada rekabet edebilmek için tek markadan, tek modelden 200 bin tane yapmak gerektiğini belirterek, şöyle konuşuyor: "Bundan az ürettiğiniz zaman şansınız yok. Dolayısıyla iş hükümetin elinde. Biz maalesef Kore gibi yapamadık. Kore hükümeti, orada diktatörlük olduğu için dedi ki, ’Samsung sen elektronik yapacaksın. Hyundai araba yapacak. Falanca gemi yapacak.’ Bizde ise demokrasi var dediler ve her isteyene otomobil üretme izni verdiler. Hiçbirimiz tam olarak yapamadık."

Rekabet yoğun, müşteri uyanık

Türkiye’nin farklı dönemlerine tanıklık etmiş bir lider olan Rahmi Koç, "Otokoç’un yeni yöneticilerinin işi daha zor. Çünkü otomotiv sektöründe rekabet artık daha fazla" diyerek, şöyle devam ediyor: "Otokoç yöneticilerinin işi bugün çok daha fazla. Çünkü rekabet çok daha fazla. Adetler daha çok. Piyasalar daha açık. Bizim dönemimizden çok daha farklı koşullarda çalışıyorlar. Dolayısıyla hem net kár marjları düşük, hem tabiri caizse müşteri uyanık, hem de arabalar sofistike. Üstelik müşteriyi memnun etmeniz gerek. Ayrıca finansman gücünüzün de olması gerekiyor."

20 yıl devletle iş yapmadık

RAHMİ Koç, Capital Dergisi’ndeki söyleşisinde yeni kuşak genç yöneticilere şu tavsiyelerde bulundu: "İş hayatında bu kadar çok çeşitli şey görünce çok daha dikkatli olmanız gerektiğini kavrıyorsunuz, Çünkü yeni kuşak işadamları bir an evvel ilerlemek, hızlı zengin olmak, bir an evvel köşeleri keserek hedefe ulaşmak istiyor. Politik nüfuz kullanmaktan da kaçınmıyorlar. Ben bunları çok tehlikeli buluyorum. Oysa bizim zamanımızda farklıydı. Rahmetli Vehibi Koç, politikayı yakından takip ederdi. Her partiden ahbapları vardı ama katiyen politik nüfuz kulanmazdı. Birara devletle iş yapmayalım dedi ve biz 20 yıl devletle iş yapmadık. General Electric’in Devlet Demiryolları’nın açtığı bir lokomotif ihalesinde yaşadıklarından sonra Vehbi Koç devletle iş yapmayı istemedi."

Karikatürist olmayı hayal ediyordum

ABD’deki John Hopkins Üniversitesi’nden mezun olan Rahmi Koç, öğrencilik yıllarındaki hayalini şöyle anlatıyor: "Amerika’daki yıllarımda resme ilgim vardı. Ressam olacaktım. Biraz hippi mippi olacaktım. Öyle bir devir geçirdim. Karikatürist olacaktım. Hatta ’Amcabey’ çizgi karakterini Walt Disney Stüdyoları’nda yapmak istedim. O zamanlar hanımım müsaade etmedi. Hiç fena da olmazdı. Mektepte karikatür ve poster yapardım. Futbol oynardım. Amerika’da o yıllarda doğru düzgün futbol oynayan yoktu. O nedenle ben orada aranan biriydim. Dersler şöyle böyle gidiyordu. Ben futbol ve sanat işleriyle uğraşıyordum."

Babam Avrupa şirketi isterdi

RAHMİ Koç, Capital Dergisi’nin, "Merhum Vehbi Koç’un hayali neydi?" şeklindeki sorusunu şöyle yanıtladı: "Japonya’ya gittikten sonra oradaki Japon modelini görünce, geldik burada ’Ram’ şirketini kurduk. O zaman Özal da teşvik etmişti. Dolayısıyla Vehbi Koç, Koç Grubu’nu belki dünya şirketi değil ama muhakkak ihracat yapan bir Avrupa şirketi olarak görmek isterdi. Avrupa şirketleriyle boy ölçüşebilecek bir şirket olmayı arzulardı."
Yorumları Göster
Yorumları Gizle