GeriKelebek Demet'ten öyle bir tokat yedim ki
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Demet'ten öyle bir tokat yedim ki

Demet'ten öyle bir tokat yedim ki
refid:14616796 ilişkili resim dosyası

Senaryosunu yazıp oynadığı film olan 'Eyvah Eyvah', Ata Demirer'in yüzünü güldürdü. İki milyonu aşkın kişi tarafından izlenen filmin ardından bize de bu röportajı yapmak düştü. Ama nasıl röportajdı bir bilseniz… Soru ve cevaplara kahkahaların karıştığı…

İnsanları güldürmeyi başaran birkaç isimden biri O. Söyledikleriyle insanları güldürürken, düşündürmeyi de biliyor doğrusu. O, bir komedyen. O, sevdiği, zevk aldığı işi yapan ve sevdiği işi yapmanın, büyük bir mutluluk, büyük bir keyif olduğunu fark edebilen, çoğu zaman hayata gülerek bakan, esprili bir insan. Kim mi? Ata Demirer…

E, karşınızda Ata olur da; söylediklerine, verdiği cevaplara gülmemeniz, kahkaha atmamanız mümkün mü? Sizi gülümsetecek, kahkaha dolu ve matrak bir röportaj okumaya hazır olun.

Karşınızdaki insan esprili olunca, bu, size de bulaşıyor! Ne yani, hep o mu espri yapacaktı? Ondan bulaşan espri yeteneğini bir an için orada kaptım ve ben de röportajı espriyle bitirdim!

İşte sorularımla ben, işte yüzünüze tebessümler katacak hatta kahkahalar attıracak cevaplarıyla Ata Demirer…

Senaryosu size ait olan ve Demet Akbağ ile başrolünü paylaştığınız ‘Eyvah Eyvah’ filminiz 2 milyon kişiye ulaştı. Hatta filme ikinci kez gidenler de varmış.

Evet… ‘Hüseyin Badem'in macerası çok beğenildi. Filme gidenler çok beğendikleri için başkalarını da peşlerine takıp bir daha gidiyorlarmış.

DEMET’TEN OSMANLI TOKATI YEDİM

Filmde sizi zorlayan sahneler oldu mu peki?

Bazı sahnelerde çok zorlandım. Biri, filmin ilk giriş sahnesiydi. Biz sandaldayken geminin üzerimize geldiği sahnede zorlandık. Sürekli suya düşüyor, kıyıya yüzüyor, kurulanıp tekrar sandala biniyorduk. Aynı sahne defalarca çekildi. Bir de Demet Akbağ'ın bana tokat attığı sahneyi de beş - altı kez çektik. Gerçek olması için tam bir Osmanlı tokatı yedim.

Yaptığınız işler adını duyurup büyük başarılar kazanıyor ama küçük şeylerden mutlu olan, yaptığı işten keyif alan bir Ata var karşımda.

Evet, aynen... Sağlığım dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Çünkü sağlık dışında her şey boş. Önemli olan, güzel iş yapmaktır.

Güzel işler yapmak, güzel şeyler yaşamak… Buna, özellikle de bugünlerde gülmeye çok ihtiyacımız varken...

Gülmek o kadar güzel bir ihtiyaç ki... Ağlatmak kolay ama güldürmek çok zor... İnsanları biraz güldürürsem, yeter bana.

HERKÜL’ÜN ÇOCUKLUĞU GİBİ 6 KİLO DOĞMUŞUM!

Güldürmek deyince... İnsan, çocukluğunda daha çok gülüyor galiba. Nasıl başlamış Ata Demirer’in hayatı?

1972'de Bursa'da doğdum. Herkül'ün çocukluğu gibi 6 kilo doğmuşum. Doktor'a gidip, "Doktor, bir şey doğdu" demişler. (Gülüşmeler...)

AZ KALSIN, MÜZİK ÖĞRETMENİ OLACAKTIM!

O ‘bir şey’in okul hayatı...

Ortaokul ve liseyi Bursa'da, Erkek Lisesi’nde okudum. Ardından İTÜ Devlet Konservatuarı Türk Müziği Bölümü'nü kazandım. Az kalsın, müzik öğretmeni olacaktım yani.

Çocukluk yıllarınızdan aklınızda kalanlar... Yaramaz mı yoksa uysal bir çocukluk mu yaşamışsınız?

Uysal ama dikkat çekici, gizemli bir şişko. İnsanlardan soyutlanmış bir şekilde tek başıma hayvanlarla zaman geçirirdim.

Vardır ya hani, "Büyüyünce ne olacaksın" soruları. Ne tür cevap verirdiniz?

Bu tür sorulara ‘Veteriner olmak isterim’ diye cevap verirdim hep. Evde bir sürü hayvan vardı. Hâlâ da var.

Şöyle bir geri dönüp baktığınızda o zamanlardan değişmeyen tek özelliğiniz ne, hiç düşündünüz mü?

O yıllardan beri değişmeyen tek özelliğim, hayvanları çok sevmemdir.

BURSA BENİ SIKMAYA BAŞLAYINCA İSTANBUL’A GELDİM!

İstanbul'a gelişiniz nasıl oldu?

Konservatuarı kazanıp geldim İstanbul'a. Bursa sıkmaya başlamıştı beni.

İstanbul’a geldikten sonra stand - up ve televizyon maceranız nasıl başladı peki?

Okul yıllarında başlayan taklit ve arkadaşlarımın ayarladıkları gösteriler sonrasında bazı barlarda piyanist şantörlük devamında bazı yerlerde yaptığım gösterilerin akabinde, Tuncay Özinal'ın beğenisi ve daveti üzerine Dormen Tiyatrosu'nda bir oyunda rol aldım.

UĞUR YÜCEL BENİ SEYİRCİLERİN ÖNÜNE ATTI!

Sonra…

Sonra o sıralarda Uğur Yücel'in röportajında, "Genç komedyenler arıyorum" lafı üzerine, kapısını çaldım, beni hemen seyircilerin önüne atıverdi. Sabah kalktığımda vücudumda hala adrenalin vardı! O anda karar verdim, ben güldürü yapacaktım. Okulu bıraktım, müzik dar geldi bana. ‘Negatif İsmail’ ve birkaç dizi sonrasında, sevdiğim işi yapmak uğruna, inatla, bir süre daha parasız çalıştım, bazı yerlerde. Sonunda Star'da ‘Korsan Tv’ ile televizyona başlayıp, buralara kadar geldim.

7 yıl önce yaptığınız Korsan Tv adlı haftalık programınızda Bülent Ersoy, Fatih Terim, Müslüm Gürses, Erman Toroğlu'nun taklitlerini başarılı bir şekilde yaptınız. Bu taklitleri yapabildiğinizi ne zaman fark ettiniz ilk olarak?

Okul yıllarında... Daha konservatuar zamanlarımda derslerde veya kantinde arkadaşlarıma show yaparak başladı. Hocalar da çağırıyordu. İlk komedi çalışmamı ise 1994 yılında rahmetli Gökhan Semiz ve Uğur Uludağ ayarlamıştı. Hatta ilk aldığım para da 500 liraydı. Bununla birlikte radyo programları ve Dormen Tiyatrosu'nda ‘Komik Para’ adlı bir oyunda oynadım. İlk profesyonel gösterimi, 1998 yılında Leman Kültür Merkezi'nde yaptım. Aslında taklitlerden ziyade kendi yarattığım karakterler daha önemliydi benim için.

Bu taklitler dışında en az onlar kadar ses getiren, onlar kadar popüler olan diğer karakterler nasıl ortaya çıktı?

O insanların benzer karakterdekilerle hayatımın bazı dilimlerinde karşılaştım sonrada kendi yorumumu kattım.

STAND UP YAPTIĞIM İLK ZAMANLAR SÜNNET OLACAKMIŞ GİBİ KORKARDIM!

Taklit ya da stand up yaparken, o an neler düşünüyorsunuz, neler hissediyorsunuz?

Hayattan çok zevk aldığım için Tanrı'ya minnet duyuyorum.

İlk programınıza ve stand up'a çıkışınızla şimdiki çıkışınızı karşılaştırın desem…

İlk zamanlar sünnet olacakmış gibi korkardım. Şimdi sünnetçininkini kesmeye çıkıyorum. (Gülümsüyor)

Adınız duyulmaya başladıktan sonra başınıza ilginç şeyler gelmiştir. Sizi çok güldüren bir tanesini anlatır mısınız?

Olmaz mı? Çok var. Bir keresinde komşumuzun çocuğunu korkutmak için beni gösterip seni Ata'ya veririm demesi tam dumurdur. (Kahkahalar...)

Biraz da yaptığı iş dışındaki Ata Demirer'i tanımak istersek…

Alkol, deniz, tekne, güzel kadınlar, sinema, kuşlarım ve annemle kardeşim. Tabii bir de Yunan müziği ile Jazz... Tüm bunlar benim işte. Ha bir de kısa Marlboro.

ANNEM OLMASA İNSANLARI SEVEMEZDİM, BABAM OLMASA DENİZİ ANLAYAMAZDIM!

Bildiğim kadarıyla hayatınızda annenizin ve kardeşinizin yeri ayrı. Sizin gözünüzde ne ifade ediyor aile?

Annem olmasa insanları sevemezdim, babam olmasa denizi anlayamazdım, kardeşim olmasa sadakatin ne olduğunu bilmezdim. İşte aile budur!

En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz özelliğiniz ne peki?

En sevdiğim özelliğim, hayattan zevk almasını bilmek, en sevmediğim özelliğim kafaya takılmaması gereken şeyleri abartmak.

TON BALIĞI KIVAMINA GELDİM. ARTIK KATİL BALİNAYIM!

Şişmanlığınızdan rahatsızlık duyuyor musunuz zaman zaman?

Çocukluğumdan beri balık etindeydim, ton balığı kıvamına geldim. Artık katil balinayım. (Gülüşmeler)

İŞLER YÜZÜNDEN BOZDUM KENDİMİ!

Diyet yapıyor musunuz?

8 sene önce hiç fazlalığım kalmamıştı sonra işler yüzünden bozdum kendimi (Gülüyor) ama şimdi toparlıyorum, 17 kilo verdim.

Hani deriz ya çoğu zaman "Hayatımda ‘keşke’ yerine ‘iyi ki’ ler fazla olsa" diye. Var mı ‘keşke’ ve ‘iyi ki’ leriniz?

Ben kudur ve yapıştır kullanıyorum. (Gülüyor)

Ya pişmanlıklarınız?

Bariz hatırladığım bir şey yok ama bazı insanlara haddinden fazla değer vermek diyebilirim.

En büyük lüksünüz ne peki?

Sevdiğim işi yapmak.

KADINLAR VE ÖLÜMLÜ OLMAK BENİ MOTİVE EDİYOR!

Yaşamda sizi en iyi motive edebilen şey?

Kadınlar ve ölümlü olmak!

Kadınlarla aranız nasıl?

Severim.

BENİ ANLAYAN KADINLAR, GÜZEL KADINLARDAN DAHA ÇOK CAZİP GELİR!

Bunu yani kadınları sevdiğinizi anlamıştım zaten. (Gülüşmeler...) Peki kadında güzellik çok önemli midir sizin için?

Melike, açıkçası beni anlayan kadınlar, güzel kadınlardan daha çok cazip gelmiştir hep.

İnsanları güldürüyorsunuz. Komedyenlik yeteneğine sahipsiniz, bunun dışında en çok hangi yeteneğe sahip olmak isterdiniz?

Üflemeli bir saz çalmak isterdim, klarnet mesela ama sabredemeyip ud dersi almıştım.

OTLAR ÜSTÜMÜZDE YATANA KADAR SINIRLARI ZORLAMAK GEREK!

Komedyenlik ve taklit konusunda başarıyla kendini gösteriyorsunuz. Bu alanda ve hayatta sınırları zorlamak... Nereye kadar?

Otlar üstümüzde yatana kadar!

Ata Demirer için gerçek mutluluk nedir peki?

Ölümü unuttuğumuz anlar.

YÜKSEK MEBLAĞLAR İKLİMİNDE YALAN SÖYLEYEBİLİYORUM!

Genelde herkes yalandan nefret eder. Ama nefret etse de bazı durumlarda küçük de olsa yalan söyler! Peki siz hangi koşulda yalan söylersiniz?

Ben tiyatro koşullarında yüksek meblağlar ikliminde yalan söyleyebiliyorum.

Paranın hayatınızdaki yeri ve önemini öğrenelim bir de.

Önemli vallahi. Başka türlü denize gidemeyiz.

DİĞER KOMEDYENLER GİBİ 1 MİLYON LİRA VERGİ ÖDEYEMEDİM!

Ünlü olduktan sonra çok para kazandınız ama.

Çok değil. Diğer komedyenler gibi 1 milyon lira vergi ödeyemedim. Oyunu tamamen dolan bir tiyatrocu kadar kazanıyorum. Bu işte en çok reklamlardan para kazanırsın salondan değil.

Başarının sırları nelerdir, size göre?

Başarmak istediğin şeyin sana iyi geleceğine inanmak.

BAŞARIMDA, YAŞADIĞIM HER TÜRLÜ HAYAL KIRIKLIĞIMIN PAYI VAR!

Sizin başarınızın arkasındakileri öğrenmek istersek...

Başarımda annemin ve kardeşimin büyük payı vardır. Bir de yaşadığım her türlü hayal kırıklığımın…

Peki bütün bunlar bir yana başarının kriterini neye bağlıyorsunuz?

Entelektüel camiadan gerçekten yazılarını takip ettiğim kişilerin, benimle ilgili yazdığı yazılar. İkinci olarak, sokakta, giyimi, kuşamı, hareketleriyle normalde konuşmak isteyeceğin insanların yanıma gelip, "Biz seni çok beğeniyoruz, iltifat olarak değil, sadece beğendiğimiz için söylüyoruz. Ama şımarma" diyenler, bu da bir kriter. Başka bir kriter ise biletler…

AŞKI, AHMET ALTAN’A SORMALISIN!

Gelelim aşka... Ayakları yerden kesen aşkı sormazsam olmaz, değil mi?

Bence bu konuyu Ahmet Altan'a sormalısın. (Gülmeler…)

Hayattaki en büyük aşkın kimdir veya nedir desem...

Okul yılları desem... (Bu sefer muzip bir şekilde gülümsüyor)

Aşkın çabuk tükenmemesi için ne yapmamız gerekir?

Calgon kullanın. (Gülmeler)

AYNI İNSANLA SIRADANLAŞAN SEKS YAŞAMI, AYNI EV, ALIŞKANLIKLAR, EVLİLİKTE AŞKI ÖLDÜRÜYOR!

Yine bu soruya paralel bir soru daha... Evlilikte aşkı öldüren kavramlar?

Alışkanlık, aynı insanla sıradanlaşan seks yaşamı, aynı ev.

’Seven insan kıskanır’ cümlesini doğrulayıp, savunmaya çalışır, çoğu insan. Sizce kıskançlığın kökünde, özünde ne var?

İçgüdü. Bakınız Ana Britanica sayfa 45, ya da internete… İnsan hayvanı. (Gülmeler…)

BÜLENT ERSOY GİBİ ANİDEN PARLAYABİLİRİM!

Hoşgörünün hayatınızdaki yeri ne diyecek olursam?

Bir yere kadar... Aniden parlayabilirim, Bülent (Ersoy) gibi.

Arkadaşlık ve dostluk olgularının kafanızdaki tanımı nedir?

Hayattan zevk almak için bilinçaltı yapılmış sözleşmeler.

Şu anda istediğiniz yerde misiniz? Yoksa daha çıkacağınız basamaklar var mı?

Evet bir kat daha var. Maalesef asansör çalışmıyor da... İşte 3 oda bir salon ama... (Kahkahalar...)

Son olarak eklemek istediğiniz…

Son sözüm: Melike'nin hastasıyım! (Gülüşmeler...)

Aman dikkat! Çünkü bu hastalığın çaresi ya da iyi edecek doktor yok! (Kahkahalar...)


Yorumları Göster
Yorumları Gizle