GeriKelebek Çöpçatan tur bize uymaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çöpçatan tur bize uymaz

Türkiye'de ilk kez düzenlenen "solo tur"a gizli görevle katıldım. 6 erkek, 6 kız. Aralarında doktor ve avukat bile var. Hepimiz bekárız. Rotamız "romantik" şehir Budapeşte.

Türkiye'nin ilk ‘‘solo turizmi’’ne katıldım. ‘‘Nefes Nefese Budapeşte Turu’’nda özellikle 6 erkek adayı yakından gözlemledim. Karlarla kaplı, buz gibi Budapeşte'de dört sıcak gün geçirdim. Peki ava giden avlandı mı? ‘‘Üzgünüm, bundan sonrası özel hayatıma giriyor’’ deyip yazıyı geri çekmediğime göre, hayır. Türkiye'nin ilk solo turizmi, Türk insanının önyargılarının, değerlerinin karşısında direnemedi. Belki sıkı dostlukların temeli atıldı ama bir BBG çıkmadı.

Türkiye'de ilk kez bir ‘‘solo tur’’ düzenlendi. Ben de bu tura ‘‘gizli görev’’le katıldım. ‘‘Solo tur’’ demek, ‘‘Yalnız başına, aile üyeleri ya da arkadaşlar olmadan gidilen tur’’ demek. Ama hepimizin bildiği bu tura yaşları, sosyal statüleri birbirine uygun bekar kadın ve erkeklerin katıldığı ve bu insanların ortak amacının geziden sonra ‘‘çift’’ olarak dönmek olduğu. Bu esas amaç. Solo turun halk arasında ‘‘çöpçatan tur’’ olarak tanınması da bu yüzden. Yurtdışında bunu itiraf etmeye gerek bile yok. Türkiye'de ise geziye katılma amacı bastırılıyor. ‘‘Çift kişilik odalarda tek kişi kalacaksınız’’ ayrıntılı tur bilgisi bile kaldırmıyor bu baskıyı.

350 KİŞİ ARASINDAN

Tura katılmak için önce arkadaş bulma sitesi ‘‘siberalem.com’’a üye olmanız gerekiyor. Sonra da başvuran yüzlerce kişi arasından seçilmeyi beklemelisiniz. Aslında siberalem com'a başvururken, turun amacı o kadar açık ki! Karşı cinste aradığınız özellikler soruluyor. ‘‘Ne bekliyorsunuz’’ deniliyor size, ‘‘Kısa süreli ilişki, arkadaşlık, evlilik...’’ Tüm bu soruları cevaplandırıp da ‘‘Bu turun çöpçatanlıkla ne ilgisi var?’’ demek abes, ya neyse.

Eğer seçilirseniz, yani siberalem'den ‘‘Okey’’ gelirse artık turu düzenleyen şirkete gidip gezi bedelini yatırabilirsiniz. Ben de tüm bu aşamalardan geçtim. Siberalem'e başvurdum, 350 kişi arasından sıyrıldım ve tura katılacak 6 kadın arasına girmeyi başardım.

GAZETECİLERE DİKKAT

Ben sonucu beklerken iş arkadaşlarım da bana takılarak eğlendiler: ‘‘Sakın içki içme!.. Aman ha, kapını sıkı kilitle!.. Ne yani, çift çift mi döneceksiniz Budapeşte'den...’’

Baskı o kadar arttı ki, mesleki heyecanım bir süre sonra yerini gerilime bıraktı. ‘‘Görev için nelere değer, nelere değmez?’’ değerlendirmeleri yapmaya başladım. Hayatımda ilk defa, ben de ‘‘Ya havaalanında gazetecilere yakalanırsam!’’ diye korktum. Tur görevlileri de bunu hissetmiş gibi gezi sabahı beni uyardılar: ‘‘Aman dikkat, havaalanında bizi takip eden gazeteci olabilir. Bu nedenle Budapeşte'ye kadar grup biraraya gelmeyecek!’’

Bu benim de işime geldi. ‘‘Gazeteye çıkıp da rezil olmak istemem!’’ diye tüm önyargılarımı kuşandım. ‘‘Eş bulmak için tura katılan evde kalmış kadın görüntüsü vermek’’ beni fevkalade ürkütüyordu. Kız arkadaş bulmak için yollara düşen ‘‘azgın erkekler’’ gerçeğini de gözardı etmiyordum.

Daha pasaport kuyruğunda elinde turizm şirketinin broşürü olan iki genç adamın beni süzdüğünü, gülerek birbirlerine gösterdiklerini farkettim. Hemen elimdeki broşürü katlayıp cebime koydum. Uçakta hemen yanıma bu beni süzen çocuklardan biri oturdu. Tanıştık. Ama önce genel ortamı gözlemek istediğimden ısrarlı sorularına ters cevaplar vermek yerine kibarca çekilip, uyumayı tercih ettim.

Tur arkadaşlarımız, rehberimiz, Siberalem yetkilisi genç kız, hepimiz toplam 14 kişi, Budapeşte Havaalanı'nda buluştuk. Herkes gayet düzgün görünümlü. Yaşlar uygun seçilmiş.

MARJİNAL GEZİ REHBERİ

Otobüse binildi, bizi orada bekleyen ikinci rehber alaycı bir ifadeyle eline mikrofonu alıp ‘‘İlk kez böyle marjinal bir geziye rehberlik edeceğim’’ deyiverdi. Biz hepimiz gülümsedik. Oysa sonradan öğrendiğime göre bu rehber hemen uyarılmış. Böylece daha o andan, hem de tur görevlileri tarafından, gezinin yapılma maksadı reddedilmiş oldu bile.

Elimizde havuzbaşı partileri olduğuna ilişkin, baş başa geçirilecek zamanlara ilişkin bilgiler içeren broşürler, her yerde tahrik edici bir slogan olan ‘‘nefes nefese’’ yazısı ama... hayır: Etrafta ‘‘Bu gezi öyle fena amaçlar için değil’’ kaygı bulutu. Bulut o kadar yoğun ki göz gözü görmüyor!

SALDIRAY ADI TAKILDI

Budapeşte, karlı görünümü ve muhteşem binalarıyla bizi karşıladı. Termal Otelimiz de çok şıktı. Akşam da etlerin ellerle yendiği, son derece samimi, tarihi ve şık bir restoranda, bilenler bilir ‘‘Sir Lancelot’’ta yedik yemeğimizi. Yan yana oturuluyor, fotoğraflar çekiliyor, herkes birbirini tanımaya çalışıyor. Gruptakilerden biri, samimiyet derecesini arttırmakta ısrarlı. Bakıyor ama farklı bakıyor. Yanından iki sefer kalktım. Onunla değil de gruptaki yakışıklılardan biriyle ilgilendiğimi düşünsün diye de erkeklerden birinin yanına geçtim. Bu arada bu arkadaşa bir süre sonra ‘‘Saldıray’’ adı takıldı zaten.

YEMEKTE İPLER KOPTU

Sohbet konusu hep geneldi. Yine de özel olmaya hep açık bir taraf vardı. Ta ki grup arkadaşlarımızdan bir kadının, gazetede çıkan tur haberine ilişkin yorumuna kadar. ‘‘Turun gazetedeki haberi çok çirkindi. Ne demek çöpçatan tur? Neredeyse vazgeçecektim!..’’

A-ha! Zaten zor tutulan ipler o noktada koptu. Eminim bu arkadaş da pişman olmuştur sonra, ama artık çok geçti. Ne deseler şimdi? Ne desek?.. Ufak ufak tasdiklemeler başladı bir anda.

‘‘Tabii canım, ne ilgisi var, bu bir solo tur. İlla yaşlı insanlarla mı yapılır turlar?’’

‘‘Çok çirkin hakikaten. Öyle bir yansıtmışlar ki sanki akşam olacak herkes ikişer ikişer odalara çekilecek.’’

‘‘Ne garip insanlar var, her şeyi nasıl da ters çekiyorlar...’’

O andan itibaren kendini zor tutan ‘‘Saldıray’’ bile gruptan ümidi kesmiş olmalı ki, garson kızlara aleni bir şekilde asılmakta sakınca görmedi. Dört günlük gezinin nasıl geçeceğine ilişkin ‘‘açık’’ mesajı almıştı.

Yine de gruptakiler yemek boyunca burukluklarını gizleyemediler. ‘‘Eee?’’ diyordu sanki herkes. ‘‘Ne şimdi bu ya?’’ Sonra da bir umut. ‘‘Belki İstanbul'a dönünce ha?’’

BU KADAR BASKI NEDEN?

Gezinin bundan sonrasında en çok çabayı ben harcadım. Herkese özel hayatlarını sordum, hatta çöpçatanlığa bile kalkıştım. Nafile! Bu arada kendi duvarım biraz kalın olmuş galiba ki onlar bana tek kelime sormadılar. Kızlar bile! Sadece son gece hareketli parçalar eşliğinde dans ederken, çocuklardan biri kulağıma eğilip ‘‘Sen çok kötüsün’’ diyebildi bana. Oysa o kadar tatlıydım ki!

İnsanlar ikili sohbetlerde hep yalnızlıktan dem vurdular. Bir araya geldiklerinde ‘‘Bu gezinin asla öyle(!) bir gezi olmadığını’’ söyleyenler bile, yalnızken ‘‘İnsan yine de bir umut taşıyor tabii içinde. Neden olmasın ki diyorsun. Ama kısmet!’’ diye serzenişte bulundular.

Ama ne acı ki, birbirlerinin arkasından ‘‘Düzgün kız... Çok centilmen bir adam’’ gibi cümleler sarf edenler dahi, tek özel bakış tutturamadılar birbirlerine. Belki de böyle bir ‘‘baskı’’ gezisi bile olmadan karşı cinse açılamamış, böyle bir geziden medet ummuş insanlardan fazla şey istiyordum.

Son gün yüzlerde ‘‘Şans işte!’’ ifadesiyle herkes kendince teselliler çıkardı geziden.

‘‘Çok güzel geçti. Otel çok iyiydi. Budapşete en kadar güzel. Yemekler nefis.’’

Tamam da dönüp gezi broşürünü bir daha okur musunuz? Sahi bu gezi ne içindi? Neden içinizde ‘‘gizli görevli’’ biri var. Hadi itiraf edin artık. Ve inanın aranızda en az iki çift çok mutlu bir geleceğe adım atabilir. Emin olun.

Gezi notları

GİTMEDEN ÖNCE

Kalacağımız odalar işin yapılan tanımlama şu: ‘‘şift kişilik odalarda tek kişi kalacaksınız.’’ Bu da ne demek şimdi? Ne demek istiyor şimdi bunlar?

Grup, 30 kişiden 12 kişiye düşürülmüş. Altı kadın, altı erkek. Beni arayan yetkili ‘‘6 kadın 6 erkek. Birbirlerine uygun, yşksek profildeki insanları seşmeye ş'zen gş'sterdik’’ dedi. ‘‘Neden’’ diye soramadım bile.

Bi dakka, bi dakka.. Gazetem neden beni gönderiyor? Neden ben hakikaten?

Yola çıkacağım, bir telefon. ‘‘Şenay Hanım, havaalanında gazeteciler olabilir. Bu nedenle grup uçağa kadar biraraya gelmeyecek! Dikkatli olun!’’

Neden kendimi değiştirme ihtiyacı duyuyorum. Sanki ses tonumu, özel hayatımı, sesimi, saç rengimi değiştirmem gerekiyormuş gibi hissediyorum. Yapmıyorum ama bu ‘‘Gruba sızma işi’’ beni bunları düşünmeye itiyor.

Potansiyel bir girlfriend'im onlar için. Bu düşünceye alışmalıyım.

Oldu mu şimdi? Bir erkek arkadaşımın yorumu: ‘‘Sana söyleyeyim. Böyle bir geziye katılan tüm erkekler tek gecelik ilişkiler ararlar. Oraya giden kadınların da ‘kolay kadınlar' olduğunu düşünürler.’’ Ne!..

GİTTİKTEN SONRA

Grup, Budapeşte Havaalanı’nda toplandı. Herkes meslek sahibi. Meslekler de az buz değil. İki doktor, bir eczacı, bir avukat, iki şirket sahibi, bir bilgisayar uzmanı, bir maliye şefi, bir yönetim danışmanı, bir gazeteci.

Gruba katılanların medeni durumu ilginç. Biri hariç erkeklerin hepsi boşanmış. Kadınlarsa hiç evlenmemiş.

Herkes sadece tesadüfen burada!.. Kimse çöpçatan tur için gelmemiş.

H., bana ‘‘Ajan X’’ diyor. Zeki adam.

Gittiğimiz restoranda yakışıklı bir Macarla dansettim. Ama gruptaki S. dansetmek isteyince, ‘‘Hayır’’ dedim, ‘‘Ben sadece Macar erkekleriyle dansederim!..’’ Güldü, ama bozuldu tabii. Afedersin S., ama görev sırasında asla!

U., A. ve İ. ile Sapanca'ya gideceğiz kadın kadına. Acaba yazıyı okuduktan sonra da beni yanlarında isterler mi? Üzgünüm kızlar ama söyleyemezdim.

Yok yok yazamam. Onlar benim arkadaşım. Yani yazmamalıyım. Ama yazacağım.

Katılacaklara tavsiyeler

Gönlünüz rahat olsun. Turizm şirketi ve siberalem.com'un titiz seçimleri turu kusursuz kılıyor. Gidilen restoranlardan kalınan otele kadar her şey birinci sınıf. Fiyatlar uygun. Tura katılanların profili son derece düzgün. Gruptaki herkesin bekar olması sizi üniversite yıllarınıza götürüyor. Elbette ‘‘solo turizm’’ başlığı altındaki bir tura özel amaçlarla katılanlar olacaktır. Belki de öyle olmalı zaten. Ama emin olun siz istemeden hiçbir şey olmaz!
False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle