GeriKelebek Çok konuştuğum zaman kendimden sıkılıyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çok konuştuğum zaman kendimden sıkılıyorum

Çok konuştuğum zaman kendimden sıkılıyorum
refid:14557014 ilişkili resim dosyası

Rol aldığı “Bir Kadın Bir Erkek” sitcom’u ile özellikle genç kadınların idolü haline gelen Demet Evgar, hayatına dair bilinmeyenleri InStyle dergisine anlattı.

DEMET EVGAR FOTOĞRAFLAR

“Bir Kadın Bir Erkek”te canlandırdığı Zeynep karakteriyle kadınlar kadar erkeklerin de kalbini kazanan Demet Evgar’ın gerçek hayattaki hal ve tavırları, dizidekinden farklı değil. Aynı Zeynep gibi esprili, güler yüzlü, neşeli ve konuşmayı gerçekten seviyor.
“Ben, Manisa’da çok kalabalık bir ailede büyüdüm. Her günümüz çok eğlenceli geçerdi. Babaannem, büyükbabam, halam, amcam hepimiz bir evdeydik. Beş tane de teyzem var. Her gün sandıklar boşaltılır; babaannemin gelinliği, nişanlığı, gençliğinde giydiği elbiseler denenirdi. Ben paten kayayım diye halılar kalkardı. ışin en güzel yanı herkes de benim oyunuma dahil olurdu” diyor ve oyunculuk konusunda hâlâ o günlerden beslendiğini vurguluyor.  

DİZİLERLE DEĞİL SİNEMAYLA TANINDI             

Evdeki şenlikli oyunları, ilkokulda okul tiyatrosunda da sürdürmüş Evgar ama sonra liseye gelince vazgeçmiş tiyatro kulüplerinden... “Oyunculuğun nasıl yapılacağını bilmiyorum ama böyle olmayacağını biliyorum diyordum kendi kendime. Bir yandan öğrenmek de istiyordum. Konservatuar sınavlarını kazanıp İstanbul’a geldim. Ama hayalim İstanbul’a gelmek değil oyunculuk okumaktı” diyor.
Sahneye ilk kez, üniversitede arkadaşlarıyla kurdukları Tiyatro Kılçık’ta, kendi yazdıkları bir oyunla çıktı Evgar. 10 yıl kadar önce... Sonra Kenter Tiyatrosu’ndaki ilk oyunu “Gece Mevsimi”yle Afife Ödülleri’nde En ıyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü aldı. Televizyondaki ilk repliği ise, “7 Numara” isimli dizide sevgilisine “Sabittttt” diye seslenmesi oldu. 

Ama ne kadar ilginçtir ki tanınması televizyon dizileriyle değil sinema ile oldu. “Banyo”, “Beyza’nın Kadınları”, “Güneşi Gördüm”, “Yahşi Batı” şeklinde devam eden filmografisi için “Oturup izlemek isteyeceğim işlerin içinde olma lüksünü kendime yaşattım ben. Bunun zor tarafları elbette vardı. Ama benim için diğer yolu seçmek daha zordu” diyor.

HER KADIN BU KADAR KONUŞMAK ZORUNDA MI

Yine de pekçoklarına göre “Bir Kadın Bir Erkek”in Zeynep’i o. Üstelik dizi, Türkmax gibi sınırlı bir kitleye ulaşan bir kanalda olmasına rağmen, pazartesi günleri sabah kahvelerinin en lezzetli konusu.

Bu ara Evgar’ın sokakta en sık duyduğu cümle “Dün akşam aynı bizi anlattınız” oluyor.

“Fark ediyorum ki, diziyi izleyenlerin yaş aralığı 9 ile 90 arasında... 85 yaşında bir çift yaklaşıp ‘Aynısını yaşadık’ da diyor, 20’li yaşlardaki bir çift kendi ilişkisine de benzetebiliyor” derken konu asıl meseleye geliyor. Erkeklerin tepkilerine: “Genelde ‘Aynı benim hanım’ diyorlar. Tabii arada ‘Keşke benim hanım da Zeynep gibi olsa’, ‘Her kadın bu kadar konuşmak zorunda mı?’ sözlerini de duyuyorum!”

İKİLİ İLİŞKİLERİ BEN DE TAM ÇÖZEMEDİM

Peki, ilişkileri bu kadar derinlemesine irdeleyen bir dizinin içinde olmak, iki yıldır harika bir aşk yaşadığını söyleyen Evgar’ı evlilikten soğutuyor mu?: “Hayatla ilgili konuları çok irdeleyerek yaşamak istemiyorum ben. Hayat önüme getirsin, ben de yaşayayım. Bir ilişkide nasıl başarıya ulaşılır, nasıl uyum içinde olunuru da anlatıyor bu dizi aslında. Herkes gibi benim de tam olarak çözebildiğim şeyler değil bunlar.”

Yine de hayatından pek çok şey katıyorZeynep karakterine: “Çevremden pekçok insanın belirgin özelliklerini kullanıyorum sette. Bir sahne bittikten sonra kendi kendime ‘Aynı teyzem gibiydim’ diyorum. Sonra tezyem izleyince arayıp ‘ıtiraf et, bu hikayede beni düşündün’ diyor. Geçenlerde yaşlılığımız ile ilgili bir bölüm vardı. O gün babaannemin göbek atmasını taklit ettim. Bütün akrabalar arayıp ‘Aynı babaannen’ dediler. ıyi ki bu kadar çok kadının bir arada olduğu bir ailem var.”

İLİŞKİMDE BAZEN ÇOK DIRDIRCI OLUYORUM

Evgar’ın aşkı yaşama biçimi inişli çıkışlı... Biz onu sevgilisiyle el ele dolaşırken pek görmesek de, hayatından çok memnun. “ılişkimi çok göz önünde yaşamayı tercih etmiyorum. O yüzden çok fazla insan bilmez sevgilimi. ılişkimde bazen çok dırdırcı, bazen çok sakin olabiliyorum. Eskiden daha çok dırdır ederdim. şimdi daha sakin karşılıyorum her şeyi. Bazen dizide de konuşuyorum, konuşuyorum ve sonunda ‘Offff, kendimden sıkıldım’ diyorum. ışte kendi hayatımda da böyle oluyor” diyor.

EVİME ALMAK İSTEDİĞİM İLK ŞEY DAVUL FIRINDI

Bir yanı çılgın ‘rocker’ olsa da diğer yandan gayet evcimen biri. Erkek kardeşiyle birlikte yaşıyor. Misafir ağırlamaya bayılıyor. Hatta arkadaşlarının zorla yatıya kalmalarını sağlama konusunda uzman.

Diğer bir uzmanlık alanı da mutfak... Yedirmeye, içirmeye, kahvaltı ve akşam yemeği sofraları ayarlamaya bayılıyor. “Yemek konusunda kendime yüksek bir puan verebilirim. Sanırım bu yine kalabalık evde büyümemin bir sonucu. Yemek konusunda da babaanneme benzemişim. Kalabalık sofralar, uzun yemek sohbetleri seviyorum. Öğrenciyken ‘Evime almak istediğim ilk şey davul fırın’ derdim. şimdi de evimin en önemli eşyası bu fırın. Onun pişirdiği yemekler, börekler çok daha lezzetli oluyor. ızmir köftemin üzerine tanımam. Babaannem kadar olmasa da harika börek açarım.”

KURBAN BAYRAMINDA DETOKS YAPMAK RUHUMU YIPRATTI

Pişirdiği gibi yemeyi de seviyor. Her günü diyetle geçirenlerden değil. Bol bol spor yapıyor, özellikle de Kinesis... Hızlı çalışan metabolizmasına şükrediyor. Bir de her yıl kendini yenilemek için detoks uyguluyor: “Baharda toprak ana bile detoks yapıyor. Bu doğanın ve doğal olan her şeyin ihtiyaç duyduğu bir şey aslında. Yılda yedi gün detoks yapıyorum. Sonra çok yorulduğum, yemeği çok kaçırdığım dönemlerde de iki günlük detokslar yaparak kendimi yeniliyorum. Vücut, enerjisinin büyük bölümünü sindirime ayırıyor. Detoks yapınca sindirime harcanacak enerji, vücudun diğer bölümlerini tedavi ediyor. En son yaptığım detoksun üçüncü günü öyle bir enerjik uyandım ki, ben bu enerjiyi çocukluğumdan hatırladığımı fark ettim. Bu arada ilk detoksumu yaptığım günler Kurban Bayramı’na denk gelmişti. Önümden etler geçerken ben sıvı tüketmeye devam ediyordum. Ama ruhen çok yıprandım.”

O KADAR ROMANTİK DEĞİLİM

Bol erkek gömleği ve erkek tişörtlerine bayılırım. Dar paça ya da gerçekten çok bol jean’ler ve spor ayakkabılar da vazgeçilmezlerim arasındadır... Düz ayakkabı sevsem de hiçbir zaman babet giyemedim ama... Çünkü kabarık etekler ve babetlerle dolaşacak kadar romantik değilim!


Yorumları Göster
Yorumları Gizle