Çok işleme, çok çiçek,çok tüy

Güncelleme Tarihi:

Çok işleme, çok çiçek,çok tüy
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 12, 1999 00:00

Haberin Devamı

Yıldırım Mayruk'la önümüzdeki yüzyılın modası üzerine

Sultan, cariyeleri, gözdeleri... Hepsi podyumda... Her defilesiyle bir öncekini aşan ünlü modacı Yıldırım Mayruk, Conrad Otel'de gerçekleşen ‘‘1999 couture yaz koleksiyonu'' defilesini ‘‘düşlerindeki bir adım'' olarak tanımlıyor. Şimdi ise yepyeni bir hedefi var: ‘‘Senelerdir bir moda müzesi hayalim var. Onu galiba ben kuracağım. Ve umarım seneye açılacak.''

- Yaz koleksiyonunuzda sanki siyah unutulmuş; çiçek açan renkler hakimdi..

Bütün renklerim açıktır. Siyah vardı, ama onun dışında hep pembe, lila, yeşil, mavi, sarı, açık bej ve fildişi. Bu yaz açık renk seviyorum. Bir kış yalnız siyah elbise çalıştım. Bu yaz da açık renk olursa her şeyin daha güzel olacağına inandırdım kendimi ve her şeyi açık renk hazırladım.

- Mankenlere ‘‘Gözde'', ‘‘Cariyebaşı'', ‘‘Hazinedar'' gibi isimler vermişsiniz...

‘‘2001 Gece Masalı'' dendiği zaman orada bir prens, bir şehzade, bir prenses var. Ben sultandım. Yardımcım Barbaros Şansal, şeyhzade oldu. Kuaförümüz prens, makyözümüz prenses oldu. Kadromuzdaki mankenlere, cariyeler dedik. Bu bir benzetmeydi. Mankenlerden Rebekka Ayoko ‘‘Gözde'', Ayşe Hatun Önal ‘‘Cariyebaşı'', defilenin sponsoru Yeşim Salkım Uzan, ‘‘Başhatun'' oldu. Hakiki mücevher kullandık. Bu nedenle Sponza'ya ‘‘Hazinedar'' dedik.

- Bir rüya kurgulamışsınız o halde...

Tabii ki bir rüya. O kadar açık elbise, o kadar transparan giyilmeyeceğini biliyorum. Ben de bir düşümü, hayalimi oraya serbestçe yansıttım.

- Keşke rüya değil de gerçek olsa mı diyorsunuz?

Hayır, bu kadar açıklığı ben de sevmiyorum. Umumi bir yerde bir hanımı o kadar çıplak bir elbiseyle, göğüsleri meydanda görsem ben de hoşlanmam. Biraz tutucuyumdur. Geçen sene ‘‘Elbiseleriniz çok açık, ama bayağı değil'' şeklinde bir yorum yapılmıştı. Eğer bunu dışarıdan yansıtabiliyorsam, çok iyi. Çünkü ben mankenin göğsünü göstermek için elbisemi açmıyorum. Bir modeli açıyorum. Bu sene de yine; ‘‘Çok çıplak, ama rahatsız etmiyor'' dediler.

- Genel hatlarıyla '99 yaz modasında ne gibi unsurları öne çıkarttınız?

Bir tek özellik yok. Bu sene serbest çalıştım. Bu sene elbiseler hem vatkalı hem vatkasız. Vücuda sıkıca oturuyor. Alt kısımda etekler uçlarda havalanıyor. Basen belirgin. Etek boyu dizin üstü ile bilek arasında değişiyor. Gece tuvaletlerinin hepsi uzun. Çok çiçek, çok işleme, tüy var. Hepsi uçucu, sert bir şey yok. Gece elbiselerindeki tafta, saten ayrı. Onlarda bile bir hareket vardı.

- Hangi kumaşları kullandınız?

Kumaşlarımızın hepsi ipekti... Ayrıca keten, krep, krep saten, krep jorjet... Çok bol... Tül, saten, tafta vardı.

- 21. yüzyılda modada keskin değişimler olacak mı size göre?

Hayır, hiçbir şey değişmeyecek. Yine aynı şekilde giydirmeye devam edeceğiz. Bu yılın kasım ayında da 2000 yılının ilk defilesini yapacağız.

Türkler modayı

körü körüne izliyor

Türk kadınları nasıl giyiniyor sizce?

-Türk kadınları bir çelişki içinde. Ya çok şık ya da çok kötü. Ortası çok az. Türk kadınlarının kusuru şu; benim için zamanı ve zeminine göre giyinmek önemli. Türk kadınında bu yok. Bir bakıyorsunuz, bir davette, simokinli bir beyin yanında, pantolon ceket giymiş bir kadın var. O pantolon ceket ancak çok abiye bir takım olabilir. Gece simokinli bir davete, omuzunda kocaman bir Louis Vitton çanta ile katılan kadın, üstünde ne olursa olsun, giyiniyor sayılmaz. Türk kadınları yerine göre giyinmiyor. Bir de Türk kadını modayı körü körüne en son çizgide takip ediyor. En sivrisini yapıyor. Oysa benim müşterilerimin bildiği bir tarzım, elbisem senelerce giyilir. 22 sene, 15 sene giyilen elbiselerim var. Benim modam geçmez. Ben klasik miyim, hayır modernim, ama bir de klasik bir tarafım var.

- Defileye katılan kadınlar çoğunlukla beyaz pantolon ceketi tercih etmiş gibi görünüyor. Artık gece hayatında siyahın hakimiyeti kalmadı mı acaba?

Siyahın hakimiyeti bitmez. İki gündür aldığım siparişlerde siyah daha güzel diyen çok müşterim var. Ama Türk kadını çok siyah giyindi. Aşağı yukarı 20 senedir nereye gitseniz siyah elbise görüyorsunuz. Yavaş yavaş bıkmaya başladılar. Siyahtan başka renklerin de şık ve güzel olabileceğini keşfettiler. Zaten bütün dünyada moda açık renk. Ama Türkiye'de bir yere gidiyorsunuz, 100 kadından 99 tanesi siyah giymiş oluyor.

HAYALİ MODA MÜZESİ

Senelerdir bir moda müzesi hayalim var. Onu galiba ben kuracağım. Senelerdir yapılması için çaba sarfettim, sesimi hiçbir yerde duyuramadım. Şimdi en popüler meslek stilistlik. Her tarafta stilistlik okulu açılıyor, ama bu çocukların ne Avrupa dergileri alacak parası var ne de bu memlekette yeterince moda dergisi... Fener Rum Patrikanesi'nin yakınlarında bir ev aldım. Niyetim orada ilk moda müzesini açmak. Eski elbiselerimi sergileyerek ilk ben başlayacağım. Ondan sonra isteyen bütün modacı arkadaşlarıma açık olacak. Bir de orada kurslar açmak istiyorum. İşleme dersleri vereceğim. Umarım seneye açılacak.



Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!