GeriKelebek Çocukluğundan beri her yere koşuyordu çekilişle Paris ve Berlin koşusu kazandı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocukluğundan beri her yere koşuyordu çekilişle Paris ve Berlin koşusu kazandı

Çocukluğundan beri her yere koşuyordu çekilişle Paris ve Berlin koşusu kazandı
refid:12371006 ilişkili resim dosyası

Birkaç ay önce Adidas ve Intersport mağazaları bir kampanya gerçekleştirdi. Mağazadan en çok Adidas ürünü alanlar arasında yapılacak çekilişle bir kişi Paris Versailles koşusuna ve Berlin Maratonu’na gitmeye hak kazanacaktı.

Kazanan kişi, koşmaya tutkun 19 yaşında bir lise öğrencisi oldu. Çağla Fadıllıoğlu, çocuk yaştan beri durmadan koşuyor. Eve, okula, bakkala, sinemaya koşarak gidip geliyor. Hiperaktif ve deli diyorlar ama aldırış etmiyor. Geçen hafta Berlin’de koştu, şimdilerde Paris’e geçmeye hazırlanıyor.

YÜZDÜM, SÖRF YAPTIM BASKETBOL OYNADIM

Kadıköy’de doğdum. 5 kişilik mutlu bir ailem var. Ailemde ve yakın çevremde profesyonel anlamda spor yapan kimse yoktu. Babam yüzme ve masa tenisine meraklıydı, ablam da bale ve voleybol ile uğraşıyordu ama hiçbirinde spor yapmak konusunda benimki gibi bir tutku yoktu. Küçükken okulda, teneffüslerde, okuldan eve, evden okula, bahçede, sahilde oradan oraya koşturup duran bir kız çocuğuydum. 4. sınıftayken Burhan Felek Spor Kulübü’nde yüzmeye başladım, 2 yıl yüzme takımındaydım. Kınalıada’da birkaç yarışa katıldım, derecelerim oldu. 9 yaşında yazları Alaçatı’da rüzgâr sörfü yapmaya başladım. Kış olunca da kayak... 6. sınıfta Üsküdar ÜSO’da basketbol okulunda basketbolla tanıştım. Liseye başladığımdaysa basketbol ve spor hayatımın çoğunluğunu kaplar oldu. İkinci yıl İstanbulspor’da lisansım çıktı, lig maçlarına çıkmaya başladım. Ligde pek bir başarımız olmadı, oynadığımız lig gençler ligiydi, bizden büyüklerle oynuyorduk. Çoğunlukla da kaybediyorduk, okulda da alay konusu oluyorduk. O yıllarda çok şey öğrendim, odamın duvarları “Impossible is nothing” (İmkansız diye bir şey yok) posterleri doluydu. Hâlâ da öyle. Kendi kendini disipline sokmayı ve motive etmeyi o yıllarda öğrendim, belki daha başarılı bir takımda oynamak bu kadar eğitici olmazdı.

BERLİN’E BABAMLA GİTTİM PARİS’E ANNEMLE GİDECEĞİM

İntersport’un kampanyasını duyar duymaz benim için biçilmiş kaftan olduğunu düşündüm. Bana çıkacağını biliyordum. Berlin Run Free Now koşusuna geçen hafta babamla birlikte gittim. 18 farklı ülkeden sporcular gelmişti. Diğer ülke talihlileri ile birlikte Berlin’in önemli müzelerinde ve Olympia Stadı’nda koştuk. En küçük ben olduğum için çok dikkat çektim. Alman ZDF televizyonu benimle röportaj yaptı. Eylül’ün sonunda Paris’e annemle gidiyoruz.

HİPERAKTİF VE DELİ DİYORLAR

Üç yıl önce Çekmeköy’e taşındık. Basketbola ve kondisyonuma da faydası olur diye yakınımızdaki ormanda düzenli koşmaya başladım. Koştukça sevdim, sevdikçe koştum. Liseden arkadaşım bir gün Avrasya Maratonu’nda koşalım mı, dedi. Bu çok hoşuma gitti, ferdi katılabileceğim yarışlara başladım. Human Race koşusunda 8. oldum, sonraki yıl katıldığım Avrasya 15 km koşusunu da 69 dakikada tamamladım. Burhan Felek’te kendi kendime atletizm antrenmanları yapmaya başladım. Çevremdekiler bu sevdama pek anlam veremiyorlardı, “hiperaktif”, “deli” yakıştırmaları da kaçınılmazdı ama ben ikisi de değildim. Koşmayı seviyordum o kadar. 2-3 ay önce İstanbul Olimpik Spor Kulübü’nde takımla antrenman yapmaya başladım. Çok da mutluyum.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle