GeriKelebek Çocuklar sevgiyi, üniversiteliler anne baba olmayı öğreniyor
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuklar sevgiyi, üniversiteliler anne baba olmayı öğreniyor

Çocuklar sevgiyi, üniversiteliler anne baba olmayı öğreniyor
refid:3696619 ilişkili resim dosyası

Bir cumartesi sabahı, saat 10.00. SHÇEK Bahçelievler Çocuk Yuvası 0-6 yaş binasının önündeyiz. Gönüllü öğrencilerle 0-3 yaş arasındaki çocukların mutat buluşması başlamış. Sıra bahçede oyun oynamaya gelmiş. Her öğrencinin elinde bir çocuk, dışarı çıkıyorlar. Manzaraya bakınca bu kadar da olmaz, diyorsunuz. Gönüllülerle çocuklar o kadar benziyor ki.

Öğrenciler kendilerine benzediği için mi onları seçti, minikler anne-babalarına benzediği için mi büyüklerin kucağına gitti, kimse hatırlamıyor. Ama proje sorumluları, geçen dört dönemin fotoğraflarına baktıklarında da aynı şeyi gördüklerini söylüyorlar.

Burada sadece sevgi ve sevginin yarattığı güven var. Hele gönüllüsü bir an yanından ayrılsın, küçük gözler kocaman açılıp, çevreye bakıyor. Öğrenciler, kendilerini tamamen küçüklere adamışlar. Bugün onun günü. Ne istiyorsa onu yapıyorlar. Bazısı, gönüllüsünün kucağında uyuyor, bazısı tahterevallide, bazısı salıncakta. Bir bölümü de tutmuş elini abla ya da ağabeyinin nereye gittiği belli değil, bahçede gezip duruyor. Koç Üniversitesi önderliğinde dokuz üniversiteden 63 öğrenci, SHÇEK’e bağlı Bahçelievler Çocuk Yuvası’ndan birer küçük arkadaş edindi. Her cumartesi 2-3 yaşlarındaki dostlarını ziyaret ediyor, onlarla zaman geçiriyor. Bu dostluk sayesinde, çocukların kişilik özellikleri gelişti. Koç Üniversitesi’nce ön eğitimden geçirilip "Minik Yürekler" projesine katılan gönüllü öğrencilerin çalışmasından yuva yöneticileri de memnun. Yuva Müdür Yardımcısı Mehmet Arslan "Herkese örnek olmalarını dilerim" diyor.

Projenin amaçları

 Kurum çocuklarının ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevginin karşılanması. Temel güven duygularının gelişmesi, duygusal, sosyal, dil, motor ve bilişsel gelişimlerinin desteklenmesi.

 Gönüllüler ile kurum çalışanlarının iletişim ve işbirliğinin desteklenmesi

 Kurum içinde işleyen çocuk merkezli bir gönüllü sistemi kurmak.

 Bu sistemin diğer SHÇEK yuvalarına ve üniversitelere model olması.

 Gönüllülerde sosyal sorumluluk bilincinin içselleştirilmesine aracı olmak

 Gönüllülerin gelecekte yeterince iyi anne-baba olabilmeleri için tohumları atmak.

TATAR GÖZLÜ ARKADAŞLAR

Yüz hatları Tatarları anımsatan üç yaşındaki M., Endüstri Mühendisliği son sınıf öğrencisi gönüllü Zafer Akın’la salıncakta. Birbirlerine çok benziyorlar. Her ikisi de güldüğünde gözleri çizgi oluyor. Zafer Akın, geçtiğimiz dönemlerde de yuvaya gelmiş. "Bazen omzumda bir yük var gibi hissediyorum, korkuyorum" diyor, ama çocuğun aradığı sevgiyi onda bulmasından mutlu. Hele bir şeyler öğrettiğinde, sevinci ikiye katlanıyor. M.’ye burnunu silmeyi nasıl öğrettiğini coşkuyla anlatıyor: Ben bile kocaman çocuktum, burnumu silemezlerdi. M., hemen öğrendi, çok zeki.

BU DA TAM TERSİ: SAKİNLER BİRBİRİNİ BULMUŞ

İşletme Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Seçil Erçetin’le H. içerdeki bomboş salonu tercih etmişler. Resimli bir eğitim setiyle oynuyorlar. Seçil, "Başka hiçbir kuvvet, tatil günü beni 07.00’de yataktan kaldırıp, buraya getiremez. Ondaki değişikliği, gelişimi görmek beni çok mutlu ediyor" diyor.

İLK ADIMLARINI GÖRDÜ

Emir Filiz (sol başta), İdari Bilimler birinci sınıf öğrencisi. Kucağında M.K. En küçüklerden o, Emir’in kucağında mışıl mışıl uyuyor. Yanında Meltem Coner (ortada) oturuyor. Meltem, artık hep burada, M.’nin yanında olmak istiyor. Bade Kaya’nın kucağında da D. var. Bugün hasta olduğu için biraz huysuz. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi dördüncü sınıf öğrencisi Ezgi Bıyıkoğlu, S. ile üç aydır hafta sonları birlikte. "Benim çocuğum gibi oldu, ilk adımlarını gördüm, çok güzel bir duygu" diyor.

YARAMAZ ÇOCUĞA AFACAN ÖĞRENCİ

Y. gruptaki en yaramaz çocuklardan. Ama bir o kadar da sevimli. Durmaksızın gülüyor. Üzerimize su sıçratıyor, salıncağın üzerinde tepiniyor. Gönüllüsü Hande Tural da öğrenci grubunun en hareketlisi. 

GÖNÜLLÜLER SAYESİNDE BÜTÇE BEŞTE BİRE DÜŞTÜ

 Projede 0-3 yaş arasındaki çocukların hedeflenmesi tesadüf değil. Bu, çocukların psiko-sosyal ilişkiye en çok ihtiyaç duyduğu çağ. Yoksunluğun kişiliklerinde yarattığı tahribatı sonraki yıllarda gidermek çok zor.

 Programın tam adı "Koç Üniversitesi Gönüllüleri Minik Yürekler Projesi". Ama diğer üniversitelerden de katılımcı kabul ediliyor. Projenin beşinci dönemine 17’si Koç Üniversitesi dışından olmak üzere 63 gönüllü, yedi gönüllü lideri katılıyor. 

Gönüllüler, çocuklarla buluşmadan önce dört hafta birer gün, korunmaya muhtaç çocuklar, erken dönemde psiko-sosyal gelişim ve çocuklarla iletişim kurma konularında uzmanlardan eğitim alıyor. Program boyunca da iki haftada bir uzmanlardan ve psikologlardan bilgi alıyorlar.

 Gönüllüler, iletişim kurabildikleri çocukla eşleşiyor. İsterse bir dönem bittiğinde programa devam edebiliyor, grup lideri olabiliyor. 

Gönüllülük sayesinde 54.2 bin YTL’lik bütçe 10.6 bin YTL’ye düştü.

MEHMET ARSLAN (Bahçelievler Çocuk Yuvası Müdür Yardımcısı)

Daha sosyal, aktif ve uyumlular

Çocuklarla öğrencilerin birebir ilişki kurmaları, göz ve beden temasları çocuklarda çok olumlu etkiler yaratıyor. Kafa sallama gibi bazı takıntılı hareketlerinin kısa sürede yok olduğunu görüyoruz. Özgüvenleri gelişiyor. Daha sosyal, aktif ve uyumlu oluyorlar. Koç Üniversitesi’nden sonra başka üniversiteler de benzeri projelerle geldiler. Çok mutlu olduk.

GÜNEŞ İNGÜN (Proje Koordinatör Yardımcısı)

Üç beş gün gelip vicdan rahatlatmasınlar

Çocukların sevgi ve bağlanmak ihtiyacını gidermeye çalışıyor, isteklerini yapıyoruz. İsterse gönüllüyle oynuyor ya da göğsünde uyuyor. Çocukla öğrencinin buluşması ve dönem sonu ayrılmasında uzman önerilerini uyguluyoruz; sıkıntı yaşamıyoruz. Çocuklar değişen gönüllüyle de çok iyi bağ kurabiliyor. Çocuk birine bağlanınca sürekli gelmesini bekliyor, göremeyince mutsuz oluyor. Bu nedenle gönüllünün ziyaret programına uyması ön koşulumuz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle