GeriKelebek Çıplak fotoğrafları hatıra olsun diye çektirdim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çıplak fotoğrafları hatıra olsun diye çektirdim

Çıplak fotoğrafları hatıra olsun diye çektirdim
refid:15270104 ilişkili resim dosyası

Yılmaz Morgül, 3,5 yıl aradan sonra “YLMZMRGL” adlı albümle müzik dünyasına döndü. Ancak şarkılarından çok, albüm kapağındaki yarı çıplak fotoğrafıyla dikkat çekti. Kendisinin ısrarıyla göğüs kaslarına dokundum, fotoğrafta photoshop olmadığını test edip onayladım. Ünlü şarkıcı gerçekten vücut çalışmış...

“YLMZMRGL”, 9’uncu albümünüz. Bunun öncekilerden farkı ne?       
 
- Bugüne kadar yaptığım en iyi albüm. Hem yorumcu kimliğim, hem de müzikalite bakımından diğerlerinden çok farklı. Batı müziği altyapılarıyla oluşturdum bu albümü. Devamı da gelecek, çünkü dünya standartlarının üzerinde bir ses yapım var.
  
Nereden biliyorsunuz? 

- Hem tenor, hem bariton ses özelliklerinin yanı sıra kadın sesleri sayılan soprano ve koloratif soprano seslerine de sahibim. Allah’a teşekkür ediyorum, bana hem sağlıklı bir beden, hem de bir ses armağan ettiği için. İlk kez bir albümde prodüktör olarak çalıştım. Bu albüm benim gerçek evladım.

Diğer albümlerinize haksızlık olmuyor mu biraz?

- Evet, onlar da evladımdı ama o albümlerdeki repertuvarlara ben karışmamıştım. Prodüktörlerim ne oku derlerse onu okumuştum. Bu albümün ise her şeyiyle uğraştım. Asker gibi çalıştım. 1996’dan beri yapmak istediğim albüm buydu. Şimdi gelen tepkileri, çocuğuma gelmiş gibi kabul ediyorum.

ÜSTATLAR BENİ AYAKTA ALKIŞLIYOR

Gönül rahatlığıyla “Bulunduğum noktaya torpilsiz geldim” diyebilir misiniz?


- Yaptığım hiçbir işte hiç kimseden destek almadım, bulunduğum noktaya kendi tırnaklarımla geldim. Çünkü Allah’ın bana bahşetmiş olduğu bir ses gücüm var. Benim bu anlamda hiç kimseye ihtiyacım yok. 1996’dan 2010’a kadar tek başıma mücadele verdim, 200’ün üzerinde “En İyi Türk Sanat Müziği Yorumcusu” ödülünün sahibi oldum. Evime sağmadığı için depoda sakladığım binlerce plaketim var. Ben herkesin ailesine girmeyi başarabilmiş bir şarkıcıyım. Herkesin evladıyım.

Siz insanları mutlu etmek niyetindesiniz. Hastalandığınız zaman size destek oldu mu insanlar?

- Yok. Hep ailemle beraberdim. Benim için en büyük sevgi kaynağı önce Allah, sonra da ailem. Biz akşamları bir araya geliyoruz; yatakların içinde annem, ablalarım, ağabeylerim sabahlara kadar sohbet ediyoruz. Ben mesela sabahları kalkarım, annemin yatağına girerim. Kokusu bana sinsin ki, o kokuyla, o enerjiyle insanların içinde olayım isterim.

Şöhretler camiasından hiç arayanınız, soranınız yok mu?


- Arıyorlar. Bir önceki albümde Mustafa Keser başta olmak üzere üstatların hepsi aradı; “Seni ayakta alkışlıyoruz evladım” dediler. Beni sevmeyen sanatçı yok. Çünkü kimseyle düelloya girip, kimsenin arkasından tek kelime etmedim.

HÂLÂ KİRADA OTURUYORUM

Adnan Şenses’le tartıştığınız zamanlar oldu ama...


- Halk biliyor her şeyi. Benim müzikal kimliğimi engellemeye çalışan o büyük sanatkarın ismini anmak istemiyorum. Ben kendi jenerasyonumdaki kimseden o yaklaşımı görmedim. Ben önce iyi bir insan olmaya çalışıyorum. Çünkü bu dünyaya Allah tarafından insanları mutlu etmek için gönderildiğime inanıyorum. Ve bakın 14 yıl oldu, hiçbir ücret almadan 2 bin 400 tane yardım konseri verdim.

Maddi açıdan sıkıntılı zamanlar yaşadığınızı söylemiştiniz. Böyle bir durumdayken, gerçekten bu kadar çok yardım konserine çıktınız mı?

- Ya öyle insanlar var ki; bana “Enayi” diyorlar. “Bir daha bu gençlik geri gelecek mi? Şimdi kazanamazsan yaşlılığında ne yapacaksın” diye soruyorlar. Açık yüreklilikle söylemek istiyorum; 14 yıldır bu camiadayım ve hâlâ kirada oturuyorum!

Bunca zamandır nasıl başınızı sokacak bir eviniz olmaz?

- Yaptığım albümleri hep hayır kurumlarına bağışladım. Ondan önce yapmış olduğum albümler imza karşılığıydı. Zaten bize hiç para vermediler. 10 yıl boyunca mahkemelerde süründürdüler. Kıyıdaki köşedeki birikimlerimin hepsini elimden aldılar.

ZEYNEL ABİDİN “BÖYLE FİT VÜCUT GÖRMEDİM” DEDİ

Hep papyonlu, kravatlı görmeye alıştığımız Yılmaz Morgül’ün bu kez yarı çıplak bedeniyle karşılaştık. Neden?


- Aslında bunlar albüm fotoğrafı değildi. Ben bunu kendime özel çektirdim. “Bugüne kadar yüzlerce starı fotoğrafladım ama böyle fit bir vücut görmedim” dedi Zeynel Abidin. O isteyince ben de “Tamam, ileride bakarız” dedim. Hatıra olarak çektirdim o fotoğrafları. Şirketteki toplantıya da bu fotoğraflarımın bulunduğu CD’mi getirmişim farkında olmadan. Bilgisayara takınca bütün ekip bağırmaya başladı; “Kapak fotoğrafı bu” diye!

Sizin de hoşunuza gitmiş bu durum ki kabul etmişsiniz...

- 1996 yılındaki ilk çıkışımda, “Yeni Zeki Müren” diyerek beni birinci sayfaya taşıdı sevgili Doğan Hızlan. Kendisine her zaman müteşekkirim. Hep öyle bir çizgi yaratıldı; ağır klasik Türk sanat müziği okuyan bir Yılmaz Morgül. Ama yıllar içinde hiç sportmen kimliğimi sergileyemedim. Halbuki büyük dedem dünya olimpiyat şampiyonu güreşçimiz Necati Morgül. Ağabeyim milli boksör. Ablalarım, okul hayatlarında kros birincilikleri olan kişiler. İki yeğenim futbolcu. Bu kapağı kabul etmemin nedeni ise yapımcımın beni ikna etmesi...

Nasıl ikna etti sizi?

- Ben bugüne kadar çok ciddi rahatsızlıklar yaşadım. Bu rahatsızlıklardan dolayı vücudumu sevmem, spor yapmam, vücudumu şekillendirmem insanlara örnek teşkil ediyor. Mesela 11 ay önce beyin ameliyatı oldum. Bu hastalıklarla mücadelem insanlara umut versin istedik.

BOTOKS YAPTIRMADIM

Dudaklarınıza botoks mu yaptırdınız?


- Hayır, benim dudaklarım zaten etli. Sadece dişlerim yukarıya çekildi. Çünkü dişlerim sağlıklı değildi. Çok şarkı söyleyip konuşma yaptığım için, “Mimik çizgilerinin oluşmasını engelleyen bir yöntem var” dedi doktorum. Damaklarımı yukarıya kaldırdı. Bu Hollywood yıldızlarına uygulanan bir yöntemmiş.

AĞABEYLERİM “EVLENME” DİYOR

Evlenmek istemiyor musunuz artık?


- Benim üç tane ağabeyim var. Onlar evli ve bana kıyamadıkları için “Evlenme, ortam çok bozuldu” diyorlar. Evlenen arkadaşlarım da altı ay sonra boşanmaya kalkıyor. Ne oldu bu topluma, bu değerlere? Hayatımda bir kişi olacaksa, bu benim kutsal aşkım olmalı. Ve üzerimi topraklarla örtene kadar da ben sadece ona ait olmalıyım. Birisine aşıkken sokağa adımımı attığımda, ondan başka kimseye bakmamalıyım. Bana kimsenin eli dokunmamalı. Zaten dokundurtamam, böyle huylarım var. Her şeyimi onunla paylaşmalıyım. Yalnız bir kişiye ait olmalıyım, o kişi de bana ait olmalı.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle