GeriKelebek Cinsiyeti babanın belirlediğini milletvekilleri bile bilmiyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinsiyeti babanın belirlediğini milletvekilleri bile bilmiyor

Cinsiyeti babanın belirlediğini milletvekilleri bile bilmiyor
refid:15070632 ilişkili resim dosyası

Burnu kesilen kadın da Ağrı’lıydı, son dönemde intihar eden kadınlar da. İntiharların nedeni aralanmaya çalışılırken, TBMM’den bir çığlık yükseldi. AK Parti Ağrı Milletvekili Fatma Salman Kotan, annemi “erkek çocuk baskısından kaybettim” diyerek TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na başvurdu.

Soruna çözüm için kurulan alt komisyonun da başkanı oldu. Yol haritası pazartesi günü AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısında Başbakan Tayyip Erdoğan’a sunulacak. Sonra diğer liderlerin kapısı çalınacak. “Kadınınızda aramayın kusuru, çocuğun cinsiyetini erkek belirliyor” mesajıyla alanlara çıkılacak.

Babası için ne kadar değerli olduğu isminden belliydi: Antika. 7 erkek çocuktan sonra girmişti aileye. Oysa doğduğu yerde çocuklar sayılırken kızların esamesi okunmazdı. Erkek çocuk doğuramadığı için suçlanan, üstüne kuma getirilen, hayata küsen, küstürülen, hatta resmi kayıtlara işlenmedikleri için yaşamayan kadınların dünyasıydı orası. Ortaktı kaderleri. Antika’nın ismi kaderini değiştirmeye yetmedi. “Oğul doğur” baskısı kendinden vazgeçirdi, “Songül”ü son ışığı oldu.
AK Parti Ağrı Milletvekili Fatma Salman Kotan, annesi Antika Salman’ı kaybettiğinde 6 yaşındaydı. 20’li yaşlardaki annesi doktora gittiğinde ablası “İlknur” ile yanındaydılar. Doktorun kalp hastası annesine “üçüncü çocuk büyük risk, seni kaybedebiliriz” sözlerini dün gibi hatırlıyor: “Annem eve döndükten sonra ablamla beni kucağına aldı. Doktorun söylediklerini unutmuş gibi, size bir kardeş yapacağım, dedi. Aslında bile bile ladesti onunki.”
Ağrı ve Doğubeyazıt’ın ileri gelenlerinden Salman Ailesi’nin oğlu Şeyh Ahmet Salman’a ikinci eş olarak gelmişti Antika. Kumaydı. Ahmet Salman, ilk eşinden iki oğlu olduğu için ille de “erkek çocuk” dememişti belki ama mahalle baskısı yetmişti. O kültürle büyüyen Antika yedirememişti kendine: “Babam annemi çok severdi. 4’ü ilk anneden 6 kardeştik zaten. Annemden üçüncü çocuğu da istememiş. Bilseydi hayatından vazgeçtiğini, hiç izin verir miydi?”

YAŞADIĞIM ACIYI HALA YAŞAYAN KADINLAR VAR

Fatma Salman Kotan’ın, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na verdiği dilekçenin altında bu acı deneyim yatıyor. Doğurduğu çocuğun cinsiyeti nedeniyle kadın üstünde oluşturulan psikolojik şiddetin, buna bağlı artan boşanmaların, çok evliliklerin, plansız nüfus artışının, doğan veya var olan çocukların psikolojilerinin araştırılmasını bunun için istiyor: “Dilekçeyi hazırladığım gece ağladım. Annem geldi aklıma. Birkaç gün kendime gelemedim hatta. Meclis çalışmalarına katılıyordum ama ruhum başka yerde. Ablamı aradım hemen, o da hüzünlendi. Benim yaşadığım acı o bölgede, hatta Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşanıyor. Kadınlarımız hala mutsuz ve ölüyor. Erkek çocuk bulmak için doğuruyor da doğuruyor. Rahim ağzı kanserindeki artış da ondan. Bugüne kadar duyulmamış, bilinmemiş, görülmemiş olgular. Hep üç maymun oynanmış. Buna artık dur demek lazım. Benim de misyonum bu belki de.”
Konuyu araştırmak için kurulan Alt Komisyon Başkanlığı’na seçilen Kotan’ın ilk dikkat çektiği nokta cinsiyeti belirleyen kromozomlar: “Cinsiyeti belirleyenin aslında erkek olduğunun bilinmesi gerekiyor. Geçenlerde avukat bir milletvekili arkadaşım bile “ben bunu bilmiyordum” dedi. O bile bilmiyorsa, birçok kişi bilmiyordur. Erkekler kadınlarında aramasın kusuru. Bu bilinçlendirme için Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan destek isteyeceğiz. İmamlar, hutbelerinde vurgulasın, öğretmenler çocuklara anlatsınlar diye.”
Komisyon bununla da kalmayacak. Siyaset üstü görülen sorunun çözümü için önce Başbakan Tayyip Erdoğan’dan destek istenecek. Arkasından diğer parti liderlerinin kapısı çalınacak. 7 bölgeden 7 il seçilip alanda kadınlarla, sivil toplum örgütleriyle, kamu kurumlarıyla görüşülecek. Sloganlar belirlenecek. Kısacası tüm motifler kullanılacak. Neden ataerkil yapı, feodal düzen, soy bağının devamı ya da ne olursa olsun, belki de on yıllar sürecek çözüm için en somut adım atılacak. Bir daha “Antika”lar ölmesin diye...

ERKEK KENDİNİ HE-MAN ZANNEDİYOR

Üniversite bitince evlendim. İlk çocuğumun erkek olduğunu öğrendiğimde belki de bu yaşadıklarımın etkisiyle önce hüzünlenmiştim. İlk başlarda inadına kız istemiştim çünkü. Sonra iki de kızım oldu. Şanslıydım baskı görmedim hiç. Bizim toplumda çocuğu yetiştirme tarzı da önemli. Etin en iyi yerini erkek çocuğun önüne koyuyoruz. “Erkeksin, güç sende” diyoruz. Bir süre sonra kendini He-man zannediyor. Karşılığını bekliyor. Benim oğlum mutfağa da girer, yumurtasını da kırar. Çocuklarıma en sık söylediğim şey: “Üçünüz eşitsiniz, dengeyi bozmayın.”

BABAMDAN BANA TEK KALAN, SOYİSMİ

Bizi babamın ilk eşi büyüttü. Hem de öz çocuklarından ayırmadan. Şanslıydık. O dönem kız çocukları okutulmazdı. Ama ben okumak istiyordum. Rahmetli babam uluslararası ithalat-ihracatla uğraşan bir işadamıydı. Hem maddi hem manevi toplumun önünü açan biriydi. Katı kuralları yoktu. Kadına kadın, erkeğe erkek değil önce insan gözüyle bakardı. Büyük özgüvenle büyüdüm. Lise 2’ye kadar Ağrı’da okudum. Sonra İstanbul’daki ablamın yanına gönderdi babam. Ağrı’da dersane yoktu fazla. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü kazanınca o da çok sevindi. Hatta işyerinde yemek verdi. İlk mali müşavirlik ofisini ben açtım Ağrı’da. Evlendikten sonra babamın soyadını da taşımak istedim. Babamı kaybetmiştim çünkü. Kayınpederim de mutlu olacağını söyleyince, babasının soyadını ilk kullanan da ben oldum. Siyasete girmeyi de biraz da kız çocukları annesiz kalmasın diye istedim. Eşimden de çok destek gördüm. Vekil olduktan sonra İstanbul’da Ağrılı İşadamları Derneği’nin bir toplantısı vardı. Konuşmamın ardından Ağrı’nın ileri gelenlerinden eğitimli biri yanıma gelerek: “Sizi görünce çok mutlu oldum. Benim de üç kızım var, okuttum ama hep kafamda ne olacaklar sorusu vardı. Sizi görünce korkum kalmadı” dedi.

ERKEN EVLİLİĞİN NEDENİ BAŞLIK PARASI

Komisyonumuzun inceleyeceği ikinci konu da başlık parası. Ben erken yaştaki evliliklerin çoğunun başlık parası nedeniyle yapıldığına inanıyorum. Evlilik bireyin özgür iradesiyle geleceğine yön vermesidir. Kadının bu özgürlüğü birilerine bahşediliyor. Kendini geliştirme ve okuma çağındaki genç kız 60’lı yaşlardaki erkekle evlendiriliyor. O genç kadının psikolojisini düşünün. Kimi zaman ölümle kimi zaman kan davasıyla sonuçlanıyor. Erken evlilikte Ağrı birinci sırada. Geçen haftasonu Doğubeyazıt’ta bunu söylediğimde erkeklerin çoğu şaşırdı. Evet feodal ve ataerkil yapı hala mevcut ama insanlar çekirdek ailelerinde daha mutlu olmak istiyor. Bunun için de artık bir şeylerin kırılmasına hazırlar.”

ÇİN DE ERKEK ÇOCUĞUN PEŞİNDE

“Oğul doğur” baskısı sadece bize has bir sorun değil. Bir Çin gezisinde bize eski Çin evlerini gezdirdiler. Kuzeye bakan, küçük, içinde çok az eşya olan odalar kızlara; güneye bakan, geniş, ferah, hoş, bol eşyalı odalar erkeklere ayrılmış. Çok dikkatimi çekti, sordum nedenini. “Biz erkeklere çok değer veriyoruz” dediler. Ne dinsel yapımız, ne geleneksel yapımız, ne kültürümüz aynı. Onların bir de tek çocuk hakları var. Onun da erkek olmasını istiyorlar. Başlık parası uygulamasına da Hindistan’da rastladım. Ama orada kızın ailesi ödüyor başlık parasını.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle