GeriKelebek Çingene aşkını hiç unutmadı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çingene aşkını hiç unutmadı

Coşkun Erdem’i bugünlere taşıyan ‘Kader Böyle İmiş’ şarkısının ardında, neredeyse hiç kimsenin bilmediği büyük bir aşk yatıyor. İşte kanun üstadının ailesinden bile habersizce evlendiği çingene aşkı Ayşegül için yazdığı o şarkının dramatik öyküsü...

Yıl 1960. Şehir İzmir. Mekan Bomonti Saz Salonu. Sazların içinde gencecik, yakışıklı bir çocuk var, yaşı 20’lerde. Elleri tellerin üzerinde özel kanun yüzükleriyle uçuyor, hele çingene kızı Ayşegül sahne aldı mı, kendinden geçiyor!

Ayşegül 18’inde esmer bir afet... Pavyon dünyasında adı ‘Küçük Nana’ olan Ayşegül, o devrin ünlü seksi yıldızı İtalyanların dünya çapındaki sinema yıldızı Gina Lollobrigida’ya da benzetiliyor. Ve Ayşegül, sahnedeki garip yoksul, parasız çulsuz Coşkun Erdem’in büyük aşkı... Coşkun’da para yok pul yok, ama yüreğindeki aşk çok büyük. Öyle ki İstanbul’da olan ve o zamanlar dava vekilliği yapan babasından habersiz Ayşegül’le resmen evleniyor.

Sonrasını bugün 67 yaşında olan ve yine Müzeyyen Senar’dan Bülent Ersoy’a kadar tüm ünlü seslerin baş kanunu olan Coşkun Erdem’den Kurtuluş’taki evinde dinliyoruz:

‘Bir gün duydum ki Müzeyyen Senar ve saz arkadaşları İzmir’e geliyor. Konsere Ayşegül ile beraber gittik, orta sıralarda oturuyoruz. Müzeyyen Senar sahne aldı. Kemanda Hakkı Derman, klarnet Şükrü Tunar, kanun İsmail Şençalar, udda Kadri Şençalar, darbukada Ali Kocadinç... Müzeyyen Senar’ın değişmez dev beşlisi. Bir çalıyorlar ki salonda çıt yok...

Ayşegül bir ara kulağıma eğildi; ‘Allah belacığını versin. A be sen ne zaman ulacan büle bi birinci sınıf saz? Ne zaman çalacan büle birinci sınıf şarkıcı gacılara’ dedi. Gururum yıkıldı! Ama nasıl bir hırs kapladı içimi!

Konser bitti, eve döndük. Gece çantamı topladım, haber vermeden İstanbul’a kaçtım. O çingene kızını seve seve, aşkını içimde taşıya taşıya ve kalbim paramparça, kan ağlaya ağlaya babamın evine geldim. ‘Baba beni boşa’ dedim ve Ayşegül mazide hatıra, içimde kapanmayan yara olarak kaldı.’

PAVYONDAKİ KARŞILAŞMA

Müzeyyen Senar bir gün Adana’ya, Asfalt Rıza’nın çay bahçesine konsere gidecektir. Senar, o beşli sazın arasına bu defa altıncı isim olarak Coşkun Erdem’i de almıştır.

2000 kişilik bahçede ‘Ne zaman duysam bülbülün sesini’ şarkısını da söyler. Çok kısa bir süre sonra ‘Hayat’ mecmuası Coşkun Erdem’den, Selahattin Pınar’dan sonra gelen en genç bestekar diye söz edecektir.

Müzeyyen Senar’ı yakından bilenler, onun saz heyetinde yer alan üstadlar, kendisinin hovarda tarafını çok iyi bilirler. Senar, konserden sonra masaya elini vurur ve ‘Hadi bakalım çocuklar, şimdi pavyona gidiyoruz, eğleneceğiz’ der. Ekip ve dostlar kalkıp gül bahçeleri içinde bir pavyona giderler.

Siyah pantolon, beyaz ceketler giymiş olan ekip büyük bir masanın etrafını alır. Coşkun Erdem nane likörü ister, likörünü yudumlar. Hayal perdesinde Çingene kızı, içinden atamadığı aşkı Ayşegül vardır.

İşte ne olursa, o sırada olur. Coşkun Erdem, gördüğüne inanamaz. Ayşegül’ü, bir pavyon müşterisinin kucağındadır. Hem de oldukça samimi bir pozisyonda!

Sözü bir daha Coşkun Erdem’in kendisine bırakalım...

‘Yerimden kalkmamla, izin isteyip kapının yolunu tutmam bir oldu. Terk ettim orayı. Neden terk ettim orayı? Karşı karşıya geldiğimizde ona ‘Bak ben birinci sınıf saz, birinci sınıf kanun ustası oldum. Ama sen nerelere düşmüşsün’ dememek için.

Otele döndüm resepsiyondaki çocuktan, bir kağıtla bir kalem istedim.

Odamda gözümden yaşlar kağıda damlaya damlaya yazmaya başladım;

‘KADER BÖYLE İMİŞ, NE SÖYLESEM BOŞ

GECE GÜNDÜZ DOLAŞTIM AŞKINLA SARHOŞ

NEŞ’ELİ OLAN YUVAM ŞİMDİ ARTIK BOŞ...’

O gece yine orada besteledim şarkıyı. Şarkı piyasaya çıkınca neler oldu neler?

- Türkiye’de ilk Altın Plak alan şarkı oldu.

- Murat Pate plak şirketi sahibi Muratyan’ı iflastan kurtardı.

- Sevim Tanürek’in büyük şöhretine şöhret kattı.

- Beni, eski eşim, çingenem, aşkım, bir tanem Ayşegül’e karşı birinci sınıf saz, birinci sınıf kanuncu Coşkun Erdem yaptı.’

DUYGUSAL FİNAL

Soruyorum ‘Peki bir daha karşılaşmadınız mı, bir daha hiç mi görmedin Ayşegül’ü?’ diye...

‘Gördüm’ diyor Coşkun Erdem, ‘İzmir’de idim. Yol kalabalık. Önümde bir kadın gidiyordu, şişman... ‘Hanım şöyle biraz müsaade et de geçeyim’ dedim, elimle koluna dokunarak.

Göz göze gelmemizle beraber bir kere daha yıkıldım. O ince belli Ayşegül’ün yerinde inanılması zor bir görüntü içindeki Ayşegül vardı. Tek kelime etmedik ve kendi yollarımıza gittik sessizce.’

Çingene aşkına şarkı yazdı

Coşkun Erdem, öykünün burasında duruyor, ’Şimdi size gerçekten inanılması zor ama olağanüstü bir bölüm anlatacağım’ diyor. Kadri Şençalar, genç Kanuni Coşkun Erdem’in ustasıdır. Onu bir gün alır ve Emirgan’da, o ünlü bahçelerden birinin içinde bulunan banka müdürü Mahmut Çamlı Bey’in köşküne götürür. Sazlar, sazların eşlik ettiği sesler bir fasıla başlar. Coşkun Erdem’in elleri kanunun tellerinde, aklı Ayşegül’dedir o an. Çingene kızı Ayşegül gelir, hayalinde tüm güzelliği ile karşısına kurulur. Coşkun duramaz yerinde, kalkar balkona çıkar.

Bir an gelir, o bülbüller şakımaya başlarlar. Bülbüller susar, sazlar başlar, sonra tekrar sazlar ve bülbüller yarışırcasına devam ederler. Genç kanuni Coşkun Erdem, bundan müthiş etkilenir ve köşk hizmetlilerinden bir kağıtla kalem ister ve ilk şarkısının güftesini yazar;

‘NE ZAMAN DUYSAM BÜLBÜLÜN SESİNİ

HATIRLARIM HEMEN AŞK BESTESİNİ

MAZİYİ UNUTMA ESKİ GÜNLERİ

YAD EDELİM ARTIK GEÇEN GÜNLERİ

MAZİYİ UNUTMA ESKİ GÜNLERİ’

Fasıl ve eğlenceden sonra gece eve döner, besteler ve ertesi sabah da gidip o günlerin en ünlü seslerinden Sevim Tanürek’in kapısını çalar. Yanında getirdiği kanunun eşliğinde şarkıyı söyler. Bir hafta sonra 45’lik plak piyasaya çıkar.

Plak ve şarkı o kadar tutulur ki tüm ünlü sesler yaptıkları 45’liklere bu şarkıyı alırlar. Coşkun Erdem artık ünlü bir kanuni, ünlü bir bestekardır.

KADER BÖYLE İMİŞ

MAKAM:
Rast

USUL: Düyek

GÜFTE VE BESTE:

Coşkun Erdem

Yorumları Göster
Yorumları Gizle