Çin’de ’ultra ucuz işgücü’ efsanesi bitiyor

Güncelleme Tarihi:

Çin’de ’ultra ucuz işgücü’ efsanesi bitiyor
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 11, 2008 00:00

Düşük ücret politikasında ısrar eden, uluslararası standartlarda üretim ile çalışan koşullarına çok fazla hassasiyet göstermeyen Kızıl Kapitalist Çin’de, üretim maliyetleri ülkenin bütün kontrol çabalarına rağmen artıyor. Dünyanın ’üretim motoru’na dönüşen ülkede yüksek maliyet ve düşük kár marjları yüzünden binlerce fabrika kapanma tehlikesi yaşıyor.

ÜRETİM ve ihracata açık, ithalata çok da açık olmayan bir ticari model geliştiren ’Kızıl Kapitalist’ Çin, düşük ücret politikasındaki tüm ısrarlarına rağmen, artan maliyetlerin önüne geçemiyor. Dünyanın ’üretim motoru’na dönüştüğü söylenen Çin’de maliyetleri kontrol altında tutmak için olağanüstü bir çaba gösteriyordu. Yüzde 60 kapasiteyle çalışan fabrikaların zarar etmeye başladığı ve maliyetlerdeki yükseliş ile kár marjlarındaki düşme nedeniyle ekonomisi zorlanan Çin’de pekçok üreticinin iflas noktasına geldiği iddia ediliyor. Hong Kong Sanayi Odası’na göre, Pearl River Delta’sında 60 bin ile 70 bin arasındaki atölye yaşanan sıkıntılar nedeniyle 2008 sonuna kadar kapanabilir. Düşük değerli, enerjiyi verimli kullanamayan ve işe yüzde 8 kár oranlarıyla başlayıp, şu sıralar sıfıra yakın kár oranını kabullenen firmaların kapanma dalgasından ilk etkilenecek şirkketler olacağı söyleniyor.

Avantajını yitirdi

Çin’in, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelere kıyasla üretim avantajını kaybettiği de konuşuluyor. Booz Allen Hamilton’ın danışmanı Ronald Haddock’un "Globalleşme artık ciddi olarak gerçekleşiyor. Çin eskiden olduğu noktada değil" sözleri de dünyadaki değişen dengelere işaret ediyor. Çin’in para birimi yuan’ın yükselişi de global şirketlerin merkezlerini değiştirmesinde etkili oluyor ama Çin’in işçilere emeklilik garantisi ve uzun süreli istihdam hakkı gibi yasalar çıkarmaya hazırlanması en önemli etken. Çünkü sadece bu kanunların, maliyetleri yüzde 40 artıracağı hesaplanıyor.

Vietnam’a büyük göç

Çin üretimde avantajlarını kaybederken, yanı başındaki Vietnam, Çin’den vazgeçen şirketlerin büyük bir göç gerçekleştirdiği ülke olarak öne çıkıyor. Vietnam’da maliyetler Çin’den yüzde 50 daha az. Vietnam’da bir fabrika kurmanın maliyeti Çin’dekine kıyasla 3 kat fazla olsa da, çalışmaya başladıktan sonra düşük maliyetler avantaja dönüşüyor. Geçtiğimiz haftalarda Vietman’da 59 dolar aylık maaş alan işçilerinin yüzde 20 zam talebi Nike’tan karşılık görmeyince, işçilerin greve gitmesi, Vietnam’da asgari ücretin 59 doların bile altında olduğunu hatırlatmıştı. Hindistan’da ise çalışan kalitesinin Çin’dekine oranla yüzde 60 oranında daha düşük ve verimsiz olduğu biliniyor.

Farklılaşma zorunluluğu

Çin ucuz iş güçü ve değersiz yuan sayesinde ihracatını sürekli olarak artırdı. Ürettikçe Çin’de yeni bir orta, orta üstü ve üst sınıf oluşmaya başladı. Lüks tüketimin en çok arttığı ülkelerin başında Çin’in gelmesi de yaratılmış bu yeni sınıflardan kaynaklanıyor. Uluslararası standartlarda üretime ve çalışan koşullarına çok fazla hassasiyet göstermemekle eleştirilen Çin, bu uyarılara artık kulak vermek zorunda da kalacak. Çok sayıda Çinli üretici, Amerika’dan kaynaklanan bir farklılaşma politikası içinde yeniden yapılanmaya gidiyor. Çin’in yeni iş kanununda bazı düzenlemeler yapıldı. Emtia ve enerji kullanımındaki yükseliş ve çıkarılması beklenen öncelikli yasalardaki ertelemeler üreticileri zora sokuyor. Çin’in ultra-ucuz işgücü’ efsanesi farklılaşma zorunluluğuyla birlikte bitiyor.

Şirketlerin yüzde 75’i otomasyona geçti

BAZI uzmanlar Çin’in elinde kalan son kozun ’verimliliği artırmak’ olduğunu söylüyor. Şirketler bu yüzden çalışanları için kamplar açıyor. Çocuklarına İngilizce öğreten ve lojman veren firmaların sayısı artıyor. Maliyetlerini düşürmek için otomasyona geçen firmaların oranı ise yüzde 75 civarında.

Enflasyonun artması orta sınıfı zorluyor

ÇİN’de aylık geliri 845 dolar civarında olan bir aile için hayat normal akışında devam ederken, son ekonomik gelişmeler nedeniyle giderleri yüzde 100 artan aileler zorlanmaya başladı. Çin’de enflasyon oranı yüzde 4.8’den yüzde 8.7’ye yükseldi. Yağ, et ve süt fiyatları her geçen gün artıyor. Ücretlerdeki yükseliş ise son üç yılda yüzde 10 civarında oldu. Çin’de artık kızartma yerine haşlama yemekler yendiği, yemeklerdeki et oranının azaldığı Batı basınında da sıkça haber oluyor.

Çin’deki enflasyon Türkiye için olumlu zemin oluşturur

YEŞİM Tekstil Genel Müdürü Şenol Şankaya, son dönemde Çin ve Uzakdoğu ülkelerindeki ihracatçıların en çok yakındıkları konunun enflasyon olduğunu belirterek "5 Uzakdoğu ülkesinin en büyük şikayetleri enflasyondu. Enflasyonla tanışmaları ve ne yapacaklarını sormaları beni şaşırttı. Bu durum Türkiye için olumlu zemin oluşturacaktır" diye konuştu.

Penti, Çin baskısını inovatif ürünlerle aştı

ÖĞRETMEN Çorap ve Penti’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, Çin’deki enflasyonun artışı, faiz oranlarının yükselmesi ve ihracata yapılan teşviklerin azalmasıyla Avrupa ile Amerika’daki haksız rekabetini bitireceğini belirterek şunları söyledi: "AB ve Amerika’da Çin ürünlerinin ciddi bir baskısı sözkonusuydu. Bu ülkeler de artık ucuz malların riskini görüyor ve bu ucuz malların tüketiciler için gerçek bir anlam olmadığını anladı. Çin’in üretim süreçlerinde sosyal sorumluluğa uygunluktan uzak oluşu da tüketicileri endişelendiriyor." Amerika’ya ve dünyanın en büyük perakendecisi Wal-Mart’a yüksek katma değerli ürünlerle girdiklerini anlatan Kariyo, "Wal-Mart ince kadın çorabı koleksiyonunda önemli bir ürün gamına talip olduk. İhracattaki Çin baskısının yüksek kaliteli ve inovatif ürünlerle aşılacağını kanıtladık" dedi.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!