GeriKelebek Cici rock’çı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cici rock’çı

Ağır makyajlı asi kız Şebnem Ferah'ın yerinde yeller esiyor

Şebnem Ferah'ı birçoğumuz Volvox grubuyla birlikte tanıdık. Özlem Tekin'le birlikte Türkiye'nin ilk rock'çı genç kızları unvanını almalarının üzerinden neredeyse 7 sene geçti. Bu süre içinde Volvox dağıldı, Şebnem 2 albüm çıkardı, turneler yaptı, konserler verdi, saçlarını kırmızıya boyadı, sustu, konuştu, ama onun hakkında asla rahatsızlık veren haberler çıkmadı. Niye mi? Çünkü o, kendisiyle barışık, hırstan, kıskançlıktan arınmış ve ‘‘Birilerinin hayatlarında var olacaksam, en çok müzik arşivlerinde var olmak isterim’’ diyen bir kadın...

Saçlarının rengi çok güzel, neden karar verdin bu değişikliğe?

Saçlarım uzun süre uzun ve siyahtı. Sıkıldım, değişiklik istedim ve kestirdim. Patlıcan rengine boyattım, sonra yine kestirdim ve kırmızıya boyattım. Her kadının hayatta büyük değişiklikler istediği zamanlar vardır ya, herhalde onlardan biriydi... Ama tatilden yeni geldiğim için bayağı aktı boyaları.

- Bu değişiklikleri bir imaj çalışmasına mı borçluyuz?

Hiçbir şekilde imaj çalışması yapmadım. Hep ne hissettiysem öyle davrandım. İlk albümde elim kolum yüzüklerle doluydu, çünkü kendimi o şekilde ifade ettiğime inanıyordum. İkinci albümde daha farklı bir tarz çıktı ama bu hiç bir şekilde başkalarının yönlendirmesi değil. Kendi içimdeki değişiklikleri müzikal hayatıma da yansıttım.

Kısa cümleler kuruyorum

- 2. albümün adı ‘‘Artık kısa cümleler kuruyorum.’’ Nereden çıktı, neyi ifade ediyor?

İlk albümden bu yana 3 sene geçti. Hayatımda bu süre içinde kimi kontrolüm altında, kimi değil, bir sürü değişiklik oldu. Bunları bir şekilde geride bırakmak için çok uğraştım. Böyle olunca insan kendiyle ilgili birtakım fikirlerini artık netleştirebiliyor. Yani, büyüyor insan. Hayatımda net, sade ve öz ilişkilerden hoşlandığımı anladım. Bir bilgisayarın karşısına geçersin, soru sorarsın sana ‘‘Yes’’ veya ‘‘No’’ der. ‘‘Bilmiyorum, bir düşüneyim, şuna bir sorayım’’ demez. Ben bu tip ilişkiler kurmaktan hoşlanıyorum, karşımdakini çok seviyorsam, ‘‘Seni seviyorum’’ diye haykırabilmekten hoşlanıyorum. Eğer bir pürüz varsa, başka agresyonları araya sokmadan bunu söylemeyi seviyorum. Bu şekilde kendimi güvenli ve rahat hissediyorum. Artık kendimi uzun uzun cümlelerle, karşımdaki insanın kafasında soru işareti bırakacak şekilde anlatmak istemiyorum.

- Hayranlarınla aran nasıl?

Benim dinleyicilerimle kurduğum ilişki şarkıcı-hayran değil, arkadaş ilişkisi. Ben bu işi 45 yaşıma gelince de yapmak istiyorum. İnsanların aklında kalmak istiyorum. Konserlerde sahneye atlayanlar oluyor ama benim hoşuma gidiyor bu. Eğer hoşlanmıyorum diyen varsa, bu işte bir çelişki vardır. Bir dönem ev telefonumu ve cebi açamıyordum, ama şimdi daha normal. Çok da fazla rahatsız olmuyorum.

- Rock'çı kadınlar çok sevgili değiştirip marjinal bir hayat yaşarlar gibi bir inanış var. Öyle mi?

Mazbut yaşayan bir insan değilim, hayatı içimden geldiği gibi yaşıyorum, erkek arkadaşlarımla ben de bir yerlere gidiyorum. Ama eğer ertesi gün bir haber okuyacaksam ve o beni rahatsız edecekse, oraya gitmemeyi tercih ediyorum. Çünkü ben gerçekten insanların hayatlarına müziğimle girmek istiyorum ve bunda da çok ciddiyim. Hergün açtıkları gazete sayfalarında beni erkeklerle görmelerini istemem. Hiç laçkalaştırmak istemediğim bir yaşantım var.

- Meşhur oldun diye yapamadığın şeyler var mı?

Sadece kalabalık bir caddede tek başıma yürüyemem. Onun haricinde istediğim, beni beslediğine inandığım her şeyi yapıyorum. Hatta aklıma gelen herşeyi başkalarına zarar vermedikçe yapan bir insanım.

- İki albüm içinde en beğenerek, haz alarak söylediğin şarkı hangisi?

Kendim yapıp da tüylerimi diken diken eden şarkı ‘‘Artık kısa cümleler kuruyorum’’ oldu. Azıcık şanslı hissediyorum kendimi, çünkü çok az şarkıcının hayatında böyle anlar vardır. Güzel bir melodi, anlamlı sözler ve seni anlatan bir şarkıyı yapmak herkese nasip olmaz. Bu gerçekten anlık bir şeydir ve tutarsa tutar, tutmazsa tutmaz.

Kıskanç değilim

- ‘‘Sanatçıdan sanatçıya dost olmaz’’ sözüne inanıyor musun?

Hırs ve kıskançlık gibi duygulardan arınmış olduğum için, böyle bir lafa inanmam. Teoman ile aynı kaderi paylaştık. Sertab'la yakınlaşmamızın sebebi en başta ikimizin de müziğe gerçekten çok önem vermemiz oldu. Ayrıca da dünya tatlısı ve iyisi bir kalbi vardır. Demir Demirkan da çok özeldir benim için. Benim çocukluktan arkadaşım. Sezen Aksu benim için çok önemlidir. Patronum olduğu halde hiç bir şekilde arkadaşlığımıza zarar gelmedi. Patron-çalışan ilişkimiz olmadı. Eski arkadaşlarım var, onlarla zaten hiç kopmadık. Kemikleşmiş bir ilişki var aramızda. Hani bıraktığın yerden devam eder ya, işte öyle...

Şebnem’e özel

Doğum tarihi: 12 Nisan 1972

Burcu: Koç

Özgeçmiş: Yalova'da ilkokul, sonra 7 sene yatılı Bursa Koleji ve 2 yıl da ODTÜ Ekonomi. Sonra ver elini İstanbul... Ve okul hayatı boyunca özel müzik eğitimiyle yürüyen müzik grupları...

Dinleyici kitlesi: Ortaokul, lise ve en çok da üniversite gençliği.

En sevdiği yemek: Yaprak dolması, spagetti ve patates kızartması. Ayrıca güzel yemek yaptığı da arkadaşları tarafından iddia edilir.

Favori içeceği: Kola ve su. Zaten söyleşi boyunca diet kolasını elinden bırakmadı.

Favori restoranı: İskele balık restoranı.

Giyim tarzı: Marka düşkünü değil, ama markanın kalitesine de güveniyor.

Saçları: Eskiden Diva'da olan ama şimdi Koza'yı açan Ertan Altun'a gidiyor.

Tatil için: Enerjik bir tatil için Bodrum. Kafasını dinlemek için Heybeliada.

Gece hayatı: Kemancı ve yine Kemancı. Arada sırada Çubuklu Hayal ve ev toplantıları.




Yorumları Göster
Yorumları Gizle