GeriKelebek Cenaze Marşı mı Segah Tekbir mi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cenaze Marşı mı Segah Tekbir mi

Cenaze Marşı mı Segah Tekbir mi
refid:21362439 ilişkili resim dosyası

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın bir şehit cenazesinde, Chopin’in cenaze marşını çalan askeri bandoyu susturarak, “Gelenek ve inançlarımızla ciddi bir kopukluk yaşanıyor. Ben cenazemde Itri’nin Segah ilahisinin çalınmasını isterim” sözleri iki eseri karşı karşıya getirdi.

BESTEKARLAR

-Segah Tekbir’in bestecisi, 17. yüzyıl bestekârı Buhûrizâde Mustafa Itri Efendi. İstanbullu. Dini musikiyi Yenikapı Mevlevihanesi’nde öğreniyor. Dönemin musiki üstadı Hafız Post’tan ders alıyor. Sultan IV’üncü Mehmed’in takdiriyle Enderun’da hocalık yapıyor. Bine yakın bestesi olduğu söyleniyor. Ancak, döneme ait yazılı kaynakların azlığı nedeniyle günümüze ulaşan 41 bestesi var.
-Frederic Chopin Itri’den neredeyse iki asır sonra doğuyor. İlk piyano derslerini annesinden alıyor. 20 yaşında ülkesi Polonya’nın adını dünyaya duyurmak için ayrıldığı köyüne Rus işgali nedeniyle bir daha dönemiyor. ‘Hasret bestecisi’ olarak nitelenmesi bundan. 39 yaşında Paris’te hayata veda ediyor. Vasiyeti üzerine kalbi bedeninden ayrılarak Polonya’ya gömülüyor. Arkasında 74 eser bırakıyor.

TEMA VE MAKAM

-“Allah büyüktür” diye başlayan Segah Tekbir (Allahüekber Allahüekber la ilahe illallahü vallahü ekber Allahüekber velillahilhamd) adı üstünde segah makamında. Arapça yazıldığı için ağırlıkla İslam dünyasına hitap ediyor. Müzikolog Gönül Paçacı’ya göre, “Ciddi bir ruhaniyeti var. Yalın ve kapsayıcı. Estetik olarak insana aidiyetlerinin üzerinde duygular hissettiriyor.”
-Cenaze Marşı, bir piyano sonatı. Türkçe’deki ilk Chopin biyografisinin yazarı müzikolog Aydın Büke’ye göre özel biri için bestelenmemiş. Büke, ülkesi işgal altında olduğundan Chopin’in eserini milliyetçi duygularla bestelemiş olabileceğini söylüyor. Bando repertuvarına alınmış olmasını eserde dini vurgu olmamasına bağlıyor.

GÜNÜMÜZE GELİŞİ

-Segah Tekbir, sözlü kültürle yayılmış. İbadethaneler muhafazakar bir yapıya sahip olduğu için fazla değişikliğe uğradığı düşünülmüyor. Gönül Paçacı 1980’lerin sonunda Başkurdistan’ın başkenti Ufa’da bile rastladığını söylüyor. Fonksiyonel olarak bayram namazlarında ve cenaze gibi birtakım dini törenlerde söyleniyor. Ancak başka dinlerde kullanıldığına rastlanmıyor.
-Cenaze Marşı, ilk olarak Chopin’in cenazesinde arkadaşı Henri Reber’in uyarlamasıyla seslendiriliyor. Tabii, tabut kilisenin içine taşınırken. Kilisedeki dini törendeyse Chopin’in vasiyeti üzerine Mozart’ın Requiem’i çalınıyor. Cenaze marşı bizde de dini törende değil, devlet töreninde cenaze top arabasına konulup götürülürken ve törene katılanlar selamlanırken çalınıyor.

GENELKURMAY DA ARAŞTIRIYOR

Chopin’in Cenaze Marşı’nın askeri bandoların repertuvarına ne zaman ve nasıl girdiği belli değil. Türk kültürüne ne zaman yansıdığı da kesin olarak bilinmiyor. Rivayetler, II.Mahmut döneminde ilk askeri bando olan Mızıka-i Hümayun’a kadar gidiyor. Son tartışmalar nedeniyle konu Genelkurmay’ın da gündeminde. Türkiye’de şehit cenazelerinin yanı sıra albay ve üstü askerlerin cenaze törenleriyle cumhurbaşkanı başta olmak üzere bandonun görevlendirildiği sivil devlet görevlilerinin cenaze törenlerinde çalınan eserin repertuvardan çıkmasının ancak Genelkurmay emriyle mümkün olabileceği belirtiliyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle