GeriKelebek Bunalım kralı ve kraliçesi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bunalım kralı ve kraliçesi

Bunalım kralı ve kraliçesi
refid:21533279 ilişkili resim dosyası

Aşıkken, hüzünlüyken ve içiyorken bize şarkılarıyla eşlik eden Zuhal Olcay ve Halil Sezai ‘Eylül’de Harbiye’de’ konserleri kapsamında bu gece Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alıyor. Türkiye’nin en hüzünlü görünen iki ismiyle hayatın ve aşkın şifrelerini konuştuk

ASLINDA BİRLİKTE EĞLENEN İNSANLARIZ

- Birlikte konser verme projesi nereden çıktı?
HALİL SEZAİ: Ortak bir oyuncu arkadaşımız var. Ona Zuhal Olcay’la tanışmak istediğimi söylerdim. Sonunda tanıştık ve proje doğdu.
ZUHAL OLCAY: Halil’in sesini ve şarkılarını çok beğeniyorum. Oyuncu olması da benim için çok önemliydi. Zaten düşünsel olarak aynı noktada olmasak bir araya gelemezdik.
- Tanıştıktan sonra birbirinizde en çok neye şaşırdınız?
HALİL SEZAİ: Zuhal Olcay uzaktan hep bir tanrıça gibi durur. Ben de biraz patavatsız bir adamım bu yüzden tanışırken heyecanlandım. Ama sonra dünyanın en tatlı kadını olduğunu gördüm.
ZUHAL OLCAY: Biz birbirimizi gördüğümüz anda olay bitti ve hiç yabancılık çekmedik.
- İkinizin ismini görünce bu proje bana acayip depresif geldi. Bu konser aşıklara bilek kestirir mi ?
HALİL SEZAİ: Aslında biz birlikteyken eğlenen insanlarız. Bu konserde de bizim eğlendiğimiz kadar siz de küçük detaylarla eğleneceksiniz. Düetlerimiz de olacak, kendi şarkılarımızı söyleyeceğiz.
- Sizin için yapılan ‘Bunalımın kralı ve kraliçesi’ benzetmesine ne diyorsunuz?
ZUHAL OLCAY: Nihayet kral ile kraliçe olduk. Bize uyar.

ZUHAL OLCAY

“Benim için 20-30 yaş arası kariyer telaşıyla geçti. 30-40 arası çok telaşlıydı, çok çalıştım. 40-50 yaş arası ayakları yere basan, bir şeyleri inşa edip bütünü görmeye başladığım, biraz çalkantılı ama iyi yaşlar”

Doğuyorsun ve ölüyorsun, bunda gülünecek ne var

- Şarkılarınızdaki hüzünlü kadının dışında deli dolu bir tarafınız da var mı?
- Yaşamda hüzünlenmeyip ne yapacağım? Düşünsene, doğuyorsun ve ölüyorsun. Son derece acıklı bir serüven. Sonra bizden lay lay lom gülmemizi bekliyorsunuz. Gülecek ne var? Adama, niye bu kadar gülüyorsun derler?
- Hayattan soğudum vallahi. Hiç mi güzel şeyler yok?
- Tabii tat almaya çalışacağız. Ama çok felsefi konulara girmeyelim. Neyse düşündüğün kadar sıkıcı biri olmadığıma emin olabilirsin!
- Hayat için “Acıklı bir serüven” dediniz. Sizin hayat serüveniniz nasıl geçti?
- Kendi düşüncelerim doğrultusunda ve var olan şartlar çerçevesinde kartlarımı iyi oynadım. Örneğin konservatuvara girmeye ilkokul ikinci sınıfta karar vermiştim bile. Bunun yanında şans faktörünü de yadsımıyorum.
- Aşka inancınız var mı?
- Evet, inanıyorum!
- İletişim kurulması biraz zor biri misiniz?
- Hiç de değil. Benimle dostluk kurmanın bir tek anahtarı var o da içtenlik. Aşıkken aşkın doğası gereği çok neşeli ve pozitif olunuyor. Yani böyle salak bir durum oluyor.
- Nasıl bu kadar genç kalıyorsunuz?
- Kendi bulduğum bir stilde yüzüyorum. Dengeli yemek yiyorum. Onun dışında yerçekimi var, organlar yaşlanıyor. Hiçbir şey yaşlanmasa kemikler yaşlanıyor. Bu yüzden yaşımın gerektirdiği biçimde ve ritimde yaş almaktan korkmuyorum.

HALİL SEZAİ

Bir kere aşık oldum, bir daha da olamadım

- Albümden önce sizi tanıyanlar vardı ama albümle büyük bir kitleye ulaştınız. Şöhretin hayatınıza etkisi nasıl oldu?
- Manevi anlamda bir şey değişmedi ama tanındıktan sonra para kazandım. Hayalini kurduğum motoru satın aldım.
- Siz artık bir pop ikonu musunuz?
- Hayır, zaten onların hayatları çok zor. Yakın arkadaşım Murat Boz’u bu yaz yerin dibine soktular. Ama bana yapılsa hiç önemli olmaz. Benim memem de var, saçımda açıklık da. Bu halimle suya girip çıkarım, kimseyi ilgilendirmez.
- Neden şapka takıyorsunuz. Saçlarınıza yapılan ‘dağınık, şekilsiz’ eleştirilerinden mi?
-  ‘Seni Beklemek’ filmi için bir şarkı yaptım, klip çekimlerinde de saçlarımı kendim kestim (Şapkayı çıkarıyor; kesim yamuk yumuk).
- Keşke bir berbere gidip düzelttirseydiniz...
- Bu zaten düzeltilmiş hali.
- Aşk şarkıları söyleyen bir adam olarak en büyük isteğiniz aşkı bulmaktı. Ne oldu, bulabildiniz mi?
- Galiba daha önceden buldum ve sonra kaybettim. Halen de o aşkın bir yerlerde varlığına inanıyorum. O yaşadığım aşkın üzerinde bir şey yaşayamıyorum. Bir yerlerde takılıp kalmış gibiyim.
- Bu bahsettiğiniz ilk aşkınız mıydı?
- Zaten bir kere aşık oldum ve bir daha da olamadım.
- İyi bir aşık mısınız?
- İyi bir aşık olsam aşık olduğum kadın yanımda olurdu. Ben onu kaybettiğime göre öyle değilim. Ama bu kafadan kurtulmam lazım. Çünkü çok insan üzdüm.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle