GeriKelebek Bu film için bir şehir inşaa edildi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu film için bir şehir inşaa edildi

Başrollerinde Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk’ün rol aldığı ‘Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü’ filminin çekimlerine, Bursa’nın Orhaneli ilçesinde başlandı. 14. yüzyılda Bursa’da yaşayan Hacivat ve Karagöz’ün hayatını anlatan film için Bursa Orhaneli ilçesinde, dönemi yansıtan bir şehir inşaa edildi.

Yıllardır insanları güldüren Hacivat ve Karagöz’ün hayatları sonunda film oluyor. 14. yüzyılda Bursa’da yaşayan Hacivat ve Karagöz filmi için Bursa Orhaneli ilçesinde, o dönemi yansıtan bir plato hazırlandı. Yönetmenliğini Ezel Akay’ın yaptığı, senaryosunu Levent Kazak’ın yazdığı filmde, Haluk Bilginer (Karagöz), Beyazıt Öztürk (Hacivat), Şebnem Dönmez (Ayşe Hatun), Güven Kıraç (Pervane), Levent Kazak (Dimitri), Ayşe Tolga (Nilüfer Hatun), Ayşen Gruda (Ana), Serdar Gökhan (Köse Mihal), Ragıp Savaş (Orhan Gazi) rol alıyor. Bursa Orhaneli ilçesindeki 6 hafta sürecek olan çekimler için çadır kent kuran oyuncular altı hafta boyunca burada yaşayacaklar.

SEÇKİNLER İÇİNTEHLİKELİYDİLER

12 dönümlük arazi üstüne bir şehir inşaa ettiklerini söyleyen filmin yönetmeni Ezel Akay, Hacivat ve Karagöz’ün hikayesini beyazperdeye aktarırken birçok dokümandan yararlandıklarını söyledi: ‘Uzun araştırmalarımız oldu. Her detayı, uzmanlarına sorduk. Yanlış yapmamak için çaba sarfettik. Hüzünlü bir öykü. Karagöz ve Hacivat inşaatta çalışan iki ameledir. Her ikisinin de birbirlerini ve çevredekileri eğlendirme konusunda doğal bir yetenekleri vardır. Eğlencelere davet edilirler ve bir anda ünlü olurlar. Bu şöhret, onların düşüşlerinin de başlangıcı olur. Olaylar, 14. yüzyılda Bursa şehrinde geçiyor. Şehir, artık son dönemlerini yaşamakta olan Bizans-Hıristiyan İmparatorluğu’nun elitleri ile yeni gelen göçebe ve İslam topluluklarının beraber yaşadıkları bir yerdir. İktidar mücadeleleri ve şiddetin kıyasıya yaşandığı bir ortamda mizah da tehlikeli bir uğraştır aslında. Onların sınır tanımaz doğal yetenekleri, içerdiği hiciv ve alaydan dolayı insanlarda büyük bir rahatsızlık yaratır. Hacivat ve Karagöz. Biri postacı biri demirci iki Türkmen’in tanışmaları, mizah fethedişleri ve sonunda aynı mizahın başlarına açtığı bir dertle idam edilişleriyle biten bir hikaye. Bu film, bir komedi ama aynı zamanda iki komedyenin trajedisi de. Filmde gördüğümüz Karagöz ve Havicat’ın komik ve trajik öyküsü olayların tek tanığı olan Şeyh Küşteri tarafından nakledilir...’

KADER BİRLİĞİ ETMİŞİKİ ARKADAŞIN ÖYKÜSÜ

Bu filme çok inandığını söyleyen Haluk Bilginer, şunları söyledi: ‘Ezel’in bir-iki yıldır düşündüğü bir proje. Ama daha ortada bir senaryo yoktu; bazı senaryo denemeleri vardı. Ezel doğru senaryoyu bulana kadar bekledi. Çok ilginç ve anlatılası bir öykü Hacivat ve Karagöz. Bizim geleneğimizde yüzyıllardır söylenegelen efsanelerden biri aslında. Nasıl olduğunu tam olarak kimse bilmiyor. Ama filmde anlatılan, efsanenin güzel bir versiyonu bizce. Kader birliği etmiş iki arkadaşın, bir şekilde yolları kesişmiş. Çatışmalarıyla insanları güldürüyorlar. Bu güldürmenin bedelinin ne kadar ağır olduğunu da filmin sonunda hep birlikte göreceğiz. Mizahçı, ‘Kral çıplak’ diyen adamdır. Ne yazık ki, ‘Kral çıplak’ cümlesini hiçbir iktidar duymak istemez. Acıya ve baskıya tahammül etmenin bir yoludur mizah. Yoksa öbür türlü delirirsin, bir yerden patlamak lazım, eğlenmek zorundasın...’

BEYAZ’IN ROLÜ ÖNCEATA DEMİMER’E GİTTİ

Filmin ilk açıklanan kodrasunda olmayan Beyaz, ‘Benim filme dahil olmam, daha geç oldu. Duyduğum bir projeydi ve ne yalan söyleyeyim, şöyle bir içim ezilmişti. Hele Haluk Bilginer’in de oynayacağını duyunca, üzülmüştüm. O zaman Ata Demirer vardı projenin içinde. Çok kıskanarak baktım dışarıdan. Bir anda bu proje gelince, senaryoya bile bakmadan kabul ettim. Çünkü içinde hem Haluk ağabey vardı, hem de Ezel Akay. Yanlış anlaşılmasın ama Ezel Akay da tam benim kafamdaki gibi bir yönetmen. Ben Neredesin Firuze’yi gördüm. 50 tane yönetmene bir Unkapanı hikayesi verilse, bunların yaklaşık 49’u aynı şeyi yapardı. Ezel Akay, onu çizgi film gibi, çok hoş ve çok farklı yapmıştı. Dolayısıyla bu da beklenilen Hacivat’la Karagöz’ün çok dışında, enteresan bir hikaye olacak. Karagöz’ü Haluk Bilginer’in, Hacivat’ı benim oynamam bile zaten insanların beklemediği bir şey. Türkiye’de mizah böyle bir şey. Eğlendirirsen kafan gidiyor. Görünen o ki, durumda bir değişiklik yok’ diyor.

FİLMDEN NOTLAR

Filmde o dönem Bursa şehrinde Hıristiyan, Türkmen, Moğol, Tatar gibi değişik sosyal gruplar kendilerine ait kostüm ve aksesuvarlarla birbirlerinden ayırt edilebilecek.

Dekor olarak Bursa’nın Orhaneli ilçesinde 12 dönümlük bir arazi üzerine, 10 bin metrekarelik duvar alanı olan bir 14. yüzyıl Bursa şehri inşa edildi.

Filmin dekor grubu şehrin üç boyutlu modellerini çizdi, ayrıca şehrin küçük ölçekli bir maketini oluşturdu. Şehrin inşasına Haziran’ın ikinci haftası 85 kişi ile başlandı. 350 ton yer taşı, 3000 ahşap plaka, kemerler ve sütunlar için strafor kullanıldı.

Şehrin yapımı için 150 metreköp beton, 50 kamyon kum döküldü, ağaçlandırma çalışmaları yapıldı. Kurulan şehire 1,5 kilometre uzaklıktan su, 2 kilometre uzaklıktan elektrik getirildi. * Ekip için de bir açıkhava sineması kuruldu.

Kostüm grubu, filmde kullanılacak olan kostümlere ilişkin çizimlerini yaklaşık üç ayda tamamladı ve kumaşlar özel olarak boyatıldı, eskitme yaptırıldı.

Filmde kullanılacak toplam 2 bin adet kostüm biri İstanbul’da diğeri Bursa’da olmak üzere iki ayrı atölyede dikildi.

Figüran ve oyuncular için 450 adet ayakkabı, 450 adet çizme, şapka ve kemer, 100 adet zırh, 100 adet miğfer, 50 adet de at arabası üretildi.

Hacivat ve Karagöz kimdir

Bir rivayete göre Orta Asya’da ve Selçuklular’da da biliniyordu. Bir başka rivayete göre ise, ilk defa Bursa’da Şeyh Küşteri tarafından icat edildi.

Ama en bilinen hikayesi, Ezel Akay’ın da filmini çektiği şu hikaye: Olay Sultan Orhan devrinde (1324-1362) Ulucami’nin inşaatı sırasında Bursa’da geçer. Cami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Báli Çelebi (Karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvad (Hacivat) arasında geçen nükteli konuşmaları dinlemek isteyen işçiler, işi gücü bırakıp onların etrafında toplanır, bu yüzden de inşaat yavaş ilerler. Bu durumu öğrenen padişah çok öfkelenir ve işçileri kasıtlı olarak çalıştırmadıklarını sanarak, onları yakalatıp öldürtür.

Ama sonra bu acele kararından çok pişman olur, çok üzülür. Hükümdarın yakınlarından Şeyh Küşteri, onu avutmak ve dinmeyen gözyaşlarını dindirmek için, Karagöz ve Hacivat’ı perdede dile getirir. Bu sayede isimleri günümüze kadar gelir.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle