GeriKelebek BU AKŞAM ÖLÜRÜM,BENİ PROZAC BİLE TUTAMAZ… Her şeyin modasını ecnebilerden öğreniyorduk ama intihar etmenin bir adabı olduğunu yedi düvele göstermek sonunda
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

BU AKŞAM ÖLÜRÜM,BENİ PROZAC BİLE TUTAMAZ… Her şeyin modasını ecnebilerden öğreniyorduk ama intihar etmenin bir adabı olduğunu yedi düvele göstermek sonunda

BU AKŞAM ÖLÜRÜM,BENİ PROZAC BİLE TUTAMAZ… Her şeyin modasını ecnebilerden öğreniyorduk ama intihar etmenin bir adabı olduğunu yedi düvele göstermek sonunda biz Türklere nasip oldu. Önce kaza yapan bir otobüste elinde 'ölümden başkası yalan' notu çıkan genç ve son ayların en çok tartışılan 'Kekilli Sendromu'. Her şarkı dinleyen dertli Türk vatandaşı bir anda risk altına girince bize de koruyucu hekimlik adına halkımızı 'intihar' olayı konusunda bilinçlendirme görevi düşüyor bu kez. İntihar prensip olarak bir hastalık tanısı değil. Tedavi edilebilir bir psikiyatrik bozukluğa (bu genellikle depresyon oluyor), şizofreni, alkol veya uyuşturucu kullanımına bağlı ortaya çıkan talihsiz bir sonuç. Risk faktörleri arasında aile öyküsü, kişilik özellikleri, fiziksel bozukluklar, aşırı stres ve intihar araçlarına ulaşma kolaylığı sayılabilir. Maalesef hiç bir tıbbi yayında melankolik şarkılar bir risk faktörü olarak belirtilmemiş. Ayrıca vücutta çeşitli kimyasal reaksiyonlarda yer alan seratonin, dopamin ve adrenalin gibi bazı maddelerin azalması da riski artırıyor. İntihar ile ilgili rakamlar sizi biraz şaşkınlığa sürükleyebilir. Amerika'da her yıl 17-20 milyon kişi depresyon geçiriyor ve 32.000 kişi ise başarılı bir intihar girişiminde bulunuyor. Tabii eloğlu biz Türkler gibi yaşam standartları açısından depresyonun her türlüsüne hazırlıklı değil. İşte şimdi en çarpıcı rakamı verelim. Amerika'da sadece depresyon için harcanan para yılda 43.7 milyar dolara varıyor. Bundan da anlaşılacağı gibi Türk vatandaşları bu tür ruhsal bozukluklara karşı geliştirmiş oldukları bağışıklıkla devlete inanılmaz miktarlarda para kazandırıyor aslında. Ama kadir kıymet bilen kim…Çalışmalar intihara teşebbüs edenlerin %90'dan fazlasının kişilik olarak psikiyatrik bir bozukluk kapsamına girdiğini göstermiş. Ancak bunların sadece üçte birinin tedavi gördüğü saptanmış. Dolayısıyla hemen her intihar önceden belirtileri anlaşılabilse uygun tedaviyle önlenebilir gibi görünüyor. Eskiden uzmanlar intihar hakkında konuşanların intihara teşebbüs etmediğine inanırdı. Oysa bugün anlayış tamamen değişti. 'İntihar etmeyi düşünüyorum' diyenler ciddiye alınıp hemen tedaviye başlanmalı. İntihara başvuranların özelliklerine de değinmek gerekiyor. Erkekler kadınlara nazaran 5 kat daha fazla bu yolu seçiyor. 10-19 yaşları arasında ve 75 yaşından sonra sıklık çok artıyor. Son 5 yılda kadınların intihar etme oranı giderek azalıyor ve denge erkekler aleyhine bozuluyor. En sık tercih edilen yöntem ilaç yutmak. En çok kullanılan ilaç diazem kapsülleri. Kadınlar erkeklerden farklı olarak intihar etmeden önce mutlaka bir veda notu yazıyor. İntihara gitmenin metodolojik çeşitlemeleri de oldukça zengin. Herhalde en sık rastlanan varyasyon bir çok romanın sonunda olduğu gibi birlikte intihar etmek. İngiltere'de yapılan araştırmada 1988-1992 arasında 62 çiftin birlikte intihar ettiği saptanmış. Bunlardan 48 çift evliymiş. Birlikte teşebbüs edilen intiharlarda kadın-erkek oranı eşit. Gelelim tedavi yöntemlerine.Kişinin kendisini risk faktörlerinden uzak tutması en kolay seçenek. Ama bu maalesef her zaman kolay değil. Örneğin bir Türk'seniz ve şu meşhur şarkıyı dinlemeyeyim deseniz, yaşam tarzınızı tamamen değiştirmeniz lazım. Televizyonlarda o şarkı, dolmuşta o, radyoda yine Kekilli, gazetede röportaj.. Hani kendinizi koruyayım derken obsesif bir kişilik yapısına bürünmeniz işten bile değil. İntiharların %70'i depresyon sonucu gerçekleşiyor. Önemli olan depresyonun ilk basamaklarda tedavi edilmesi. Risk faktörlerinden kaçmakla iş bitmiyor ve hala intihar etme isteğiniz geçmiyorsa, merak etmeyiniz tıpta çare çok. Size tüm dünyanın kullandığı çözümü önereceğiz: Prozac…1987 yılında piyasaya sürülen mucize ilacımız, şu anda 100'den fazla ülkede satılıyor. Dünyada 40 milyon dolayında insanın, sadece Amerika'da ise 31 milyon kişinin Prozac kullanmakta olduğu bildiriliyor. Prozac, özellikle 65 yaş üstü hastaların depresyon tedavisinde kullanılabilecek tek ilaç. Unutmayınız ki Amerika'da yaşlı nüfus toplam nüfusun %13 ünü oluştursa da intiharların yarısını gerçekleştiriyor. Prozac yan etkisi en az olan anti-depresif ilaçlardan biri. Nadiren bulantı, başağrısı, uykusuzluk yapabiliyor. Ama diğerlerine nazaran daha ucuz ve tedavi etkinliği oldukça iyi.Tedavinin ileri seçenekleri olarak psikoterapi ve acil tedavi gerektiren depresyonlarda -maalesef hala- elektroşok sayılabilir. Depresyon tedavisi genellikle 6-12 ay sürüyor. Tedavi esnasındaki intihar riski %15 kadar.Ülkemize gelirsek…Mutad olduğu üzere size istatistiksel bilgi vermek mümkün değil. Maalesef Sağlık Bakanlığının çalışmalarında intiharı bir başlık altında inceleme lüksü henüz geçerli değil. Bebek ölümleri, kanserden ölenler, trafik kazaları dururken intihar biraz fazla snob bir ölüm şekli.Prozac ülkemizde piyasaya nispeten geç çıksa da olağanüstü ilgi gördü. Zira halkımız diazem vb. uyuşturuculara, yeşil reçeteye tabi olsalar da iyice alışmış ve artık sonuç alamaz olmuştu. Üstelik Prozac yeşil reçeteye tabi de değil. Sudan ucuz bile denebilir. Kutusu 9 milyon T.L. civarında. Aynı amaçla kullanılan diğer anti-depresif ilaçlar 15 milyon T.L. nin üstünde seyrediyor. Bu tür konularda fazla düşünmenin ve hatta yazmanın insanın bizzat kendisinde intihar fikrinin ortaya çıkmasını kolaylaştıracağı bilimsel bir gerçek. Zaten meslek grubu bazında intihara en yatkın olanlar da doktorlar. Bu yüzden yazıyı fazla uzatmamak lazım. Daha fazla merak edenler 28 Ağustos 2000 de Stockholm'de yapılacak Uluslararası Ölüm ve İntihar Kongresine katılsın. Davetli konuşmacı olarak ülkemizden Mr. Kekilli önerildi. Kongreye kadar vaka sayısını bayağı artıracağa benzer..Sağlıklı bir hafta dileğiyle, Dr. Serdar GÜNAYDIN - 9 Şubat 2000, Çarşamba