GeriKelebek Bizi kıyaslamayın, ben benim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizi kıyaslamayın, ben benim

Bizi kıyaslamayın, ben benim
refid:21527121 ilişkili resim dosyası

Lazcada iki kelimeden oluşan zor bir soru “Muço Pa” (Nasıl yapayım, ne yapayım). Zamanın, dünyanın, işin nereye gittiğini öngöremeyen kişinin biraz da çaresizliğini anlatan bir soru. Görüntüsü, sesi ve isyanıyla yedi yıl önce kaybettiği ağabeyi Kazım Koyuncu’yu andıran Niyazi Koyuncu, ilk albümüne isim yaptığı bu sorunun cevabını da kendi veriyor.

“Derdimiz vardı bu dünyaya karşı, derdimiz bizi aştı. Çoğalan bir sızıyı iyileştirmeye çalışırken anladık; aslında insan en çıkmaz anında umuda sarılır ya, kaybettikçe daha güçlü olur, acılar büyütür çoğu kez ve isyan sızar şarkılara, şiirlere, sözlere...”
Niyazi Koyuncu bu sözlerle tanıtıyor albümünü. Dünyadaki bazı gerçeklere karşı isyanın kaçınılmaz olduğunu anlatırken, iki yıl önce bestelediği ‘Muço Pa’da “Nereye gidiyor bu zaman- Nereye gidiyor bu iş, bu dünya- İlerisi görünmüyor anne- Nasıl yapayım, karanlıkları aydınlatayım” diye soruyor. Kaçtığımız onca aşkta, yakalandığımız sevdalarda, yalnızlığımız için düştüğümüz yollarda, kendimizi kaybettiğimizde, sığındığımız yalanlarda ‘Muço Pa’ sorusunun sorulduğunu ifade ederken, “Aslında cevabını bildiğimiz bir soru. Bu yüzden albüm ismi yaparken sonuna soru değil ünlem işareti koyduk” diyor.  Koyuncu, bu albümle kendi yolunu çizdiğini anlatırken, kendisini ağabeyi Kazım Koyuncu ile kıyaslayanlara da mesaj veriyor: “Abimle kıyaslanmam mümkün değil. Bunu da yapmasınlar. Biz de naçizane kendince bir şeyler yapmaya çalışan adamlarız.”

HAYDE ÇOK KİRLENDİ

Koyuncu ismiyle değil, kendi müziğiyle var olmak istiyor. 13 şarkılık albümüne abisinin tek çalışmasını alması da bu sebepten: “Hayde’yi yıllardan beri sahnede rock şeklinde söylüyoruz. Albüme koymayı düşünmüyordum ama yapımcım bu halini çok beğendi. ‘Hayde’ çok kirlendi. Birinin sahip çıkması lazım’ deyince de aldık albüme.”
Albümdeki diğer 12 parçanın hepsi yeni. Hatta beşi, Lazca, Gürcüce, Megrelce (Gürcistan Lazları’nın kullandığı dil) ve Hemşince olmak üzere dört farklı dilde. Niyazi Koyuncu bununla birlikte, albümün isminin Lazca olmasının da ticari anlamda risk olduğunu kabul ediyor. Ancak o bölgeden beslendiği için kendini o dile, o doğaya, o yöreye borçlu olduğunu düşünüyor ve ekliyor:
“Hepimizin anadilimize borcumuz var. Kürt olsaydım Kürtçe, Ermeni olsaydım Ermenice şarkılar okurdum. Anadiller yaşarsa müzik de yaşar, her şey de yaşar. Ama anadili öldürürsen şarkı da okuyamazsın. Mesela Heydane Hemşin halk şarkısı. Türkçe’ye çevirsen komik olur: ‘Nine hamsin var mıdır-Eteğinde kızın var mıdır? Sana enişte olurum-Fındığın cevizin var mıdır?’ Ama bir Hemşinli bu şarkıdaki ruhu hissediyor, bu kültürü yaşıyor. Öte yandan yıllardan beri aynı şarkılar okunuyor piyasada. Ben hayata yeni şarkıları bahşetmek istedim. İnsanların kabullenmesi kolay olmayacak belki ama birkaç dinlemeden sonra alışacaklar. Çok ünlü şarkılar da koyabilirdim, lakin o vakit ben olmazdım. Bu şarkılar, bu yolun benim yolum olduğunun da kanıtı.”

İSYANCI RUHUMDAN MEMNUNUM

İki yıllık stüdyo çalışması sonucu çıkan albüm Niyazi Koyuncu’ya bir de lakap taktırmış. ‘15 gün Niyazi’: “Konserlerimde ‘albüm ne zaman’ diye soruyorlardı. Ben de hep 15 gün sonra yanıtını veriyordum. Böyle diye diye adım ‘15 gün Niyazi’ kaldı. Şimdi o sorudan kurtuldum. Bazen istediğin gibi gitmiyor her şey. Albümün 1 Eylül’de çıkmasını planlamıştık. ‘Dünya Barış Günü silah sesi değil, şarkı duymak istiyoruz’ diyecektik. 30 Ağustos’ta fabrika bir gün tatil olunca, çıkış 4 Eylül’e kaldı.”
Peki yanlarında şarkı söyleyemediği ailesi nasıl tepki gösterdi? Niyazi Koyuncu en çok babasının tepkisini merak ettiğini belirterek yanıtlıyor soruyu: “Ailem Hopa Pançol’da (bugünkü Yeşilköy) yaşıyor. Pilotları yanıma alıp haziranda gittim Pançol’a. Annem, babam, ablam, eniştem ve yeğenim arabadayız. ‘Size bir şey dinleteceğim’ dedim. Babamın öğretici bir yanı vardır. Hep ‘Sakın kendini düşürme, ne yapacaksan kendinden eminsen yap’ derdi. Kazım abim yola çıkarken ona da söylemişti bunu. Tabii bir de önümde Kazım Koyuncu ismi var. Ona da, kendine de, bana da leke gelsin istemiyor. Dinledi ve ‘Bu kadarını beklemiyordum, yolun açık olsun’ dedi. O gün duygulanan annemle ablam hâlâ dinliyor albümü. Vefatından bu yana abimin şarkılarını hiç dinleyememişlerdi. Ben de yalnızken dinleyemem onun şarkılarını. Sahnede ise onun şarkılarını okurken başka bir yerde oluyorum zaten. Sesimi duyurabildiğim herkese ulaşmak istiyorum. Tutuklanan öğrencinin de, her gün biraz daha küçülen derelerin, kirletilen doğanın da, tek suçu belki de şarkı söylemek olduğu için gözaltına alınan Grup Yorum’un solistinin de sesi olmak istiyorum. Kötü giden her şeye karşı ayakta durmaya çalışıyorum. Evet, isyancı bir ruhum var ve bunu taşımaktan mutluyum.”

HÂLÂ KARADENİZ’DE KONSER VEREMEDİM

Niyazi Koyuncu 26 Eylül’de Diyarbakır, 30 Eylül’de Sarıyer Armutlu, 6 Ekim’de İzmir-Çeşme, 13 Ekim’deyse Londra’da konser verecek. Ekim ortasında ise İstanbul’da albümün lansmanı için sahne alacak. Doğu ve güneydoğuya belki 20 kez gittiğini söyleyen Niyazi Koyuncu “Altı yıldır sahnelerdeyim. Karadeniz müziği yapıyorum. Ancak henüz Karadeniz’de konser vermek kısmet olmadı” diyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle