GeriKelebek Biz klasik müziği futbol konuşur gibi konuşuyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Biz klasik müziği futbol konuşur gibi konuşuyoruz

Oyuncu Memet Ali Alabora artık mümkünse dizi çekmek istemiyor. Bush’u sevmiyor, bu ülkeye gelmesini hiç istemiyor. Üstüne üstlük bu hissini meydanlarda, liselerde bağıra bağıra herkese söylüyor. Modernleşme sürecindeki Türk Tiyatrosu üstüne tezini bitirmekle meşgul.

Bir de bu haftasonu piyanist Emir Gamsızoğlu’yla birlikte İstanbul Uluslararası Müzik Festivali kapsamında ‘Notada Yazmayanlar’ başlıklı bir klasik müzik etkinliği düzenleyecek Kartal ve Avcılar’da. ‘Klasik müziği sevdirmek, bilmeyene öğretmek amacındayım’ demiyor. O sadece en iyi arkadaşıyla yaptığı en zevkli müzik sohbetlerini paylaşmak derdinde. Bir radyo programıyla başlamış ‘Notada Yazmayanlar’ macerası. 2002’den bu yana Afyon, Diyarbakır, İzmit, İzmir ve birçok kez İstanbul’da yapmışlar bu etkinliği. Hepsinde çok eğlenmişler ve kendi deyimleriyle ‘sahadan hiç mağlup ayrılmamışlar’.

Klasik müzik niye seçkinci bir şeydir?

Mehmet Ali Alabora:
Yapısı gereği seçkinci bir şeydir. Fakat öyle kalmak zorunda değildir. Yirminci yüzyıl bununla çok uğraşmış, seçkinci olmaması için. Fakat yine de klasik müzik ilk çıktığı dönemlere nazaran bugün, alt kültürlerle çok daha az ilişki kurabiliyor.

Emir Gamsızoğlu: Bunun bence birinci sebebi klasik müzikçilerin tavrı. İçerik aynı seçkinlikte ve ciddiyette olmalı, fakat sunum ve dinleyiciyle iletişim günümüzün koşulları hesaba katılarak tasarlanmalı.

Bu ‘Notada Yazmayanlar’ hayır işi mi, hobi mi?

M. A. A. Bu ne bir hobi, ne profesyonel iş ne de hayır işi. Bunlar arasında gidip gelen başka bir durum. Bu bizim profesyonel işimiz değil, bir kere bu programdan hiç para kazanmadık.

Ne oluyor tam olarak bu etkinlikte? Siz piyano çalıyorsunuz, siz de bir şeyler mi anlatıyorsunuz?

E. G.
Bir kere konuşuyoruz.

M. A. A. O kadar konuşuyoruz ki hiç müzik çalamıyoruz. (Kahkahalar...)

E. G. Bir piyanomuz oluyor, sonra diğer müzisyen arkadaşlarımız Sevil, Jülide, Beste bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Bazen bir oda müziği, bazen piyano ya da CD’den bir şeyler dinleterek seyirciyle diyalog kuruyoruz. Sorular soruyoruz, onlar soruyor. Bir sohbet şeklinde geçiyor.

İzleyenler ne soruyor mesela?

M. A. A.
Yapı bizim onlara soru sormamızla başlıyor. Bugüne kadar hiç benimle ilgili bir soru gelmedi mesela. Çocuklarla yaptığımız zaman ben söylüyorum, bugün burada Memoli yok, klasik müzik meraklısı Memet Ali var diye. Bunu zorlayan kimse olmuyor.

Bomba hikayeleriniz oluyor mu? Aslında Beethoven sağır değildi filan gibi...

M. A.
Yok yok hiç öyle şeyler. Size bilmediğiniz şeyler anlatacağız gibi bir iddiamız yok.

Nasıl bir durumunuz var?

M. A. A.
Mesela klasik müzik sana ne ifade ediyor?

Üniversite tezimi yazdığım zamanı, ders çalışmayı herhalde.

M. A. A.
Hah süper. Biz işte böyle soruyoruz, sonra cevaba göre muhabbet başlıyor, gidiyor. Sana niye böyle sıkıcı bir şeyi hatırlatıyor diye sorguluyoruz mesela.

E. G. Oraya gelen herkesin klasik müzikle ilgili bir şeyler düşünmelerini sağlamak istiyoruz. O zamana kadar düşünmedikleri bir şeyi.

M. A. A. Gittiğimiz yerlerdeki çocuklara şunu da söylüyoruz: Biz size burada klasik müziğin mutlaka dinlenilmesi gereken, medeniyetin sembollerinden, gelişmişliğin göstergelerinden biri olduğunu anlatmaya gelmedik. Şimdiye kadar dinlemediyseniz, gene dinlemeyebilirsiniz.

Nasıl başladı her şey peki? Radyo Kozmos’ta program, Andante’de yazılar...

M. A. A.
Uzun zamandır biz Emir’le konservatuardan tanışıyorduk ama içli dışlı değildik. Bir gün ben ‘ya sen çok klasik müzikle ilgileniyormuşsun, gel beraber dinleyelim’ diye onu davet ettim.

E. G. Yok, baban anneme demiş.

M. A. A. Evet, Emir’le Memet Ali buluşsunlar, ikisi de klasik müzikle ilgileniyor diye düşünmüşler. Buluştuk, 12 saat müzik dinledik o gün. O zamandan beri de hiç ayrılmadık. Abi kardeş gibi neredeyse.

E. G. Sonra Memet Ali’nin Radyo Kozmos’taki arkadaşları çok ısrar etmiş bir program yap diye. O da beni aradı. Tamam dedim ben de. Sonra dergiden teklif geldi. Planladığım bir şey değildi.

M. A. A. Biz böyle bir şey yapalım diye bir araya gelmedik. Bir aradaydık böyle bir şey yapalım dedik. Ama şunu anladık: Klasik müzik konuşurken çok eğleniyoruz.

Sizin klasik müzik muhabbetleri bir terminoloji üstünden giden ağır muhabbetler değil yani.

E. G.
Bir terminolojisi var ama ağır değil.

M. A. A. Bizim klasik müzik muhabbetlerimiz futbol ya da basketbol konuşur gibi. Arada bir şuradaki arpeji de süper yapıyor, diyoruz tabii. Tıpkı ‘abi çok güzel drive ediyor’ der gibi; çünkü ikimiz de basketbolcuyuz. Sıradan birinin basketbol konuşacağı gibi basketbol konuşmuyoruz. Onun gibi klasik müzik muhabbetlerimiz.

Bu ve yarın akşamki etkinliğin biletleri AKM’de satılmıyor, sadece Kartal ve Avcılar’dan alınabiliyor. Pozitif ayrımcı bir etkinlik galiba!

M. A. A.
Vakıf öyle düşünmüş, çok da iyi yapmış. Bizim işimize gelir.

‘Notada Yazmayanlar’ı izlemeye gelen herkes iyi vakit geçiriyor mu?

M. A. A.
Radyo programlarımızda şunu gördük, biz eğleniyoruz ama dinleyici de çok eğleniyor. Müziği daha çok kişi dinlerse kesinlikle daha zevkli oluyor. Aynı takımı tutan adamlarla maç seyretmek gibi.

E. G. Mesela 6-0’lık o maçta bu zavallı Galatasaraylı evinde beş Fenerli arkadaşıyla maçı izliyordu.

Yazık.

M. A. A. Hem de ne yazık!


MEMET ALİ ALABORA

Ben hiçbir zaman apolitik bir çocuk olmadım

Benim siyasetle ilgilenmem Irak Savaşı’yla başlamadı elbette. Bir kere üç yıl habercilik yaptım. Ondan evvel de etliye sütlüye dokunmayan, aşk şiirleri okuyan bir çocuk değildim. 10 yıla yakın zamandır STKR’larda çalışıyorum. Savaş kaçınılmaz bir şekilde bir tek beni değil, milleti sokağa döktü. Başka bir dünya mümkün diyen, dünya sosyal forumları düzenleyen liberallerin, Troçkistlerin, eşcinsellerin, anarşistlerin, radikallerin, İslamcıların, Protestanların, Katoliklerin, çevrecilerin birlikte oldukları bu harekete biz 1 Mart 2003’te eklemlendik, tezkerenin geçmesini engellediğimiz mitingde. Benim bu kadar aktif hale gelmem Türkiye’nin de başka bir anlamda aktif hale gelmesiyle örtüşüyor aslında.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle