GeriKelebek Bir prensesin stil anatomisi
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir prensesin stil anatomisi

Bir prensesin stil anatomisi
refid:24752256-spot ilişkili resim dosyası

Prenses Diana, yeni vizyona giren bir filmle yeniden gündemde. Filmin tek eleştirilmeyen yani, kostümleri. Ne de olsa Kate Middleton’dan çok önce o vardı.: Peki gelmiş geçmiş en büyük moda ikonlarından Diana, nasıl fark yarattı?

Bu sezon beyaz perdede prenseslerin savaşı var. Nicole Kidman, Hollywood’dan Monaco tahtına transfer olan Grace Kelly’yi canlandırırken, Naomi Watts ise İngiltere Kraliyet Ailesi’nin en sevilen üyesi Prenses Diana olarak beyaz perdede. Nicole Kidman’ın ‘botokslu prenses’ performansı nasıl karşılanacak bilinmez ama, işler Naomi Watts için pek de iyi gitmiyor. Öyle ki ülkemizde Cuma günü gösterime giren ‘Diana’ adlı film, Hollywood Reporter’dan tutun da, Vanity Fair’e tüm dergilerin film eleştirmenleri filmi yerden yere vuruluyor. Tek birleştikleri ortak nokta Oscar’lı oyuncu Naomi Watts’ın görünüm itibariyle hiç de fena bir Diana olmadığı. Ne de olsa Prenses Diana’nın stil tercihleri, kostüm tasarımcısı Julian Day’in de yardımıyla gerçek hayattakiyle neredeyse bire bir örtüşüyor.

Gianni Versace tarafından ‘Modayı takip eden değil, modanın onu takip ettiği prenses’ olarak adlandırılan Prenses Diana’nın stil seçimlerini bir hatırlayalım:
*Prenses, moda alanında ilk falsosunu 1980 yılında verdi. Anaokulu öğretmenliği yaptığı yıllarda, Prens’in flörtü olarak basına poz veren Diana Spencer, astarsız bir etekle güneşi arkasına alarak poz verince olanlar oldu. Dünya, Diana’nın uzun bacaklarıyla tanıştı. Diana, modanın onu rezil de vezir de edebileceğini önemini erkenden anlamış oldu.
* Diana’nın 8 metre kuyruğu olan, pofuduk kült gelinliğini Elizabeth Emmanuel tasarladı. Modacı, prenses adayının kendisine “Saten ve dantel içinde kaybolmayı istiyorum” dediğini söyledi.
* Hunter botları Kate Moss’tan önce Prenses Diana meşhur etti. Prens Charles’la çıktığı balayında, ayağında Hunter botlar, çamur deryasının içinde mahcup ama mutlu gözlerle Prensiyle poz verdiğinde, çizmenin satışları patladı.
*Prensesliğinin ilk yılları yani 1980-85 arası, Diana’nın ‘çekingen’ dönemiydi. Eski stil danışmanı Anne Harvey “Ne istediğini çok iyi biliyordu. Başına dert almak istemediği için günlük giysileri hep Laura Ashley vitrininden fırlamış gibi oluyordu” cümleleriyle, Diana’nın üzerindeki baskının dolabına nasıl yansıttığını özetliyor.
* Diana, o dönemde favori modacısı Catherine Walker’la tanıştı. Tasarımcı Prensesin bol payet işlemeli, dallı güllü, brodeli, kadife kumaşla dikilmiş onlarca gece elbisesine imza attı. İkilinin işbirliği ömür boyu sürdü. Prenses, dolabında 500’den fazla Catherine Walker tasarımına yer verdi. Bruce Oldfield, Diana’nın dönemde giydiği tek omuzlu fırfırlı elbiselerin yaratıcısıydı. İngiliz tasarımcı Oldfield, müşterisinin çok da rahat olmadığını söylüyor: “Ne istediğini çok iyi istiyordu ama çok sabırsızdı. İşlere karışır, istediği gibi bir sonuç alamazsa küserdi”
*Gece kıyafetlerinde ve resepsiyonlarda oldukça gösterişli tercihler yapsa da, Prenses Diana, günlük giysilerinde Ralph Lauren gömlek, bol sweatshirtler ve denim pantolon giymekten hoşlanıyordu. Ünlü fotoğrafçı Mario Testino’nun çektiği bazı karelerde Diana jean pantolon ve gömlekle, ayakları çıplak poz verirken spor sevgisini de ortaya koydu.
*1985 Prenses Diana’nın stil tercihleri için bir dönüm noktasıydı. Beyaz Saray’da verilen bir davette gece mavisi Victor Edelstein imzalı dekolteli bir elbiseyle John Travolta’yla dans eden prenses, çekingen bir kızdan çok daha fazlası olduğunu ortaya koydu. O günden sonra muhafazakâr elbiseler de rafa kalktı.
*Gelini Kate Middleton’ın aksine Prenses Diana taç takmayı çok seviyordu. Resepsiyonlarda başını farklı ve ihtişamlı taçlar süslüyordu. 1985 yılında Avustralya Melbourne’a yaptığı bir ziyarette tacını daha modern bir şekilde takarak yine basına malzeme verdi.
* Prenses asla muhafazakâr değildi. Seksenli yılların başında seçtiği kadife ağırlıklı, işlemeli, dallı güllü tasarımlarda bile mutlaka sırt dekoltesine yer veriliyordu. Stil arayışı içinde olduğu 85-92 arasında asimetrik, tek omuzlu gece elbiseleri ve derin bacak dekolteleri yer alıyordu. 1992-1997 arası, yani özgürlük yıllarında, göğüs dekoltesi, mini etek, sırt dekoltesi gırla gitti. Ama Prenses dekolteyi belli bir sistem içinde kullanıyordu. Asla üç dekolteyi birden bir elbisede birleştirmezdi.
*İntikam elbisesi, Prensesin moda destanında önemli bir nokta. 1994’te, Prens Charles’ın Camilla Parker Bowles’la ilişkisi olduğunu itirafından ertesi gün, kabuğuna çekilmek yerine bir davete katıldı. Dar bir Christina Stambolian tasarımıyla ortalığı ayağa kaldırdı: ‘Yılıkmadım, ayaktayım’ mesajı verdi.
* 1992’den sonra, Prenses moda alanında çok daha özgür davrandı. Gianni Versace ve Christian Lacroix gibi dönemin en hit tasarımcılarının ikonik elbiselerini model gibi taşıdı.
* Diana’nın Hasnat Han’la ilişkisi, stil anlayışına da yansıdı. 1996’da Londra’da katıldığı bir yardım gecesine, Catherine Walker imzalı bir şalvarla geldi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle