GeriKelebek Bir kitaba üç görüş
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir kitaba üç görüş

Ayşe Kulin'in, gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkarak yazdığı ‘Adı Aylin’, kitabın kahramanı Aylin Devrimel’in ablası Nilüfer Gülek ve yeğeni Tayibe Gülek Gürsel’in eleştirilerini aldı.

Aylin Devrimel’in doğum anından başlayıp, Amerikan ordusunda albay rütbesi taşırken son bulan hayatını konu alan kitap, pek çok kişinin anlatımından derlenmiş. Ama ablası Nilüfer Gülek ve yeğeni Tayibe Gülek Birsel, kitapta anlatılan bazı noktaların Aylin'in gerçek hayatıyla uyuşmadığını iddia ediyorlar.

ABLASI ANLATIYOR

Kitapta Nilüfer'in Aylin'e tüm hayatı boyunca haksızlık yaptığı izlenimi doğuyor. Örneğin, evlendiği bütün erkeklere karşı çıkmışsınız. Bu doğru mu?

İnsan, yetiştirdiği en kıymetli kişinin en iyi olmasını ister. Evlendiği insanları görüyorsunuz. Bir süre sonra kendi ‘‘Maalesef yürümüyor’’ diyordu bana. Ben bunu baştan görüyordum. Tıpkı kızımda gördüğüm gibi.

Siz kitabı okuduğunuz zaman böyle bir yargının çıktığını gördünüz mü?

Ben kitabı okumadım. Yer yer baktım.

Neden okumadınız?

Çünkü, ben yazdırdım kitabı. Benim anlattıklarımı, Ayşe hanım çok güzel bir şekilde yazmış. Hatta, Kasım Bey'in anılarını da ona yazdırmayı düşünüyorum. Kalemi çok kuvvetli. Binlerce kişi telefon etti. ‘‘Sabaha kadar uyuyamadık, bu kitabı okuduk’’ diye. Fakat, benim bir şartım var. Kitap, İngilizceye çevrildiğinde, tutarsa kazandığı parayla bir Aylin Bursu yapacak. Söz verdi bana.

Aylin'i yetiştirirken amacınıza ulaştınız mı?

Hayır. Aylin müthiş bir kadındı. Harika şeyler yaptı. Daha da yapacaktı. Ama evlendiği adamlar hep onu aşağıya çekti. Aynı şeyi şimdi kızımla yaşıyorum.

TAYİBE ELEŞTİRİYOR

Kitapta annenizin Aylin hanıma biraz haksızlık yaptığı kanısı ortaya çıkıyor.

Onu yazar da söylüyor. ‘‘Belki biraz Nilüfer'e haksızlık yapmış olabilirim’’ diyor. Annem, konuşmalarında kendisini öyle prezante etti. Ayşe Kulin'in günahı yok. O gün annem öyle istemiş ve öyle konuşmuş.

Kitapta, Aylin'in evliliklerinde çıkarlarını gözettiği, mantık evlilikleri yaptığı imajı ortaya çıkıyor.

Ayşe Kulin, geçenlerde bir yazıda, ‘‘En çok tepki bana Tayibe'den geldi’’ demiş. İnsana, bu kadar sevdiği ve yakından tanıdığı bir kişi için ne yazılsa az geliyor. Doğru olmayan yerleri olunca, doğal olarak üzülüyorum. Evliliklerinde böyle bir şey düşünmesi anlamsız. Aylin, kendisine maddi yönden gayet iyi bakabilen, bu konuda hiç bir endişesi olmayan bir insandı. Bu beni çok rahatsız etti.

Yazarın kurgusu olabilir mi?

Belki... Hastalarla olan bölümler kurgu diyor, kendisi. Roman tekniğiyle yazılmış bir kitap. Tam bir biyografi değil. Ama Joe ve ailesiyle ilgili bazı şeyleri Ayşe Hanım'ın bilmesine imkan yok. Bunları en iyi ben bilirim. Belki objektif olamayacağımı düşünebilirsiniz. Ama ben gerçekleri söylerim.

O zaman bu kitap yüzde yüz Aylin'in biyografisi diyemeyiz.

Uzun zamandan beri ben kitap hakkında fikrimi netleştiremedim. Tabii, teyzemin hayatının kitaba dökülmesini neticede çok güzel bir şey. Herkes çok beğenmiş. Belki, bir yazarın kendisine tanıdığı bir haktır bu. Eğer bir biyografiyse bu, sadece isimlerle, insanları doğru yazmakla olmaz. Benim ismim, babamın ismi geçiyor. Özellikle, kimsenin bilemeyeceği, benim babamla aramda olan ilişkinin bir iki satır bile olsa saptırarak yazılması beni çok rahatsız ediyor. Babamın çocuklarıyla fazla ilgilenemediğini yazıyor. O kadar yanlış ki... Bütün hayatı boyunca, çocukları olsun diye beklemiş zaten. Anormal üstümüze titrerdi. Canımız acıdığında anne diye değil, baba diye ağlardık. Binlerce insanın bu kitabı okurken yanlış anlamalarını istemem.

Başka yanlışlar da var mı size göre?

Kocalarıyla ilgili bölümler de doğru değil. Belki, biraz feminist bir yaklaşım, ama teyzem gibi bir insanın hayatının illa da kocalarına, hayatındaki erkeklere göre bölünmesine karşıyım. Kaderindeki dönüşüm noktaları kocalarına göre ayarlanmamalıydı. Anlatacak daha bir çok şey varken, çocuk düşürme olaylarına bu kadar detaylarıyla girilmesi gerekmezdi.

YAZARIN YANITI

‘‘Adı: Aylin’’ bir roman mı, yoksa biyografi mi?

Biyografi, ama içinde kurgular da olan bir biyografi.

Hastalarla olan ilişkiler, kitabın başında da söylediğim gibi kurgudur. Zaten her biyografide biraz kurgu vardır. Fakat, Tayibe hanım kurguların Aylin'in hayatındaki birçok gerçeği saptırdığını söyledi.

Olabilir. Belki o öyle düşünmüştür. Ama romanı ben yazdım. Bunu son kez söylüyorum... Ben, birçok insanla konuştum. Aylin'i tanıyan birçok insandan bazı olayları dinledim. Kendim de Aylin'i tanıyan bir insan olarak, ressamın resim yapması gibi kendi boyalarıma batırarak yaptık bu resmi. Kendi empresyonlarımı anlattım. Zaten Aylin'in hayatı değişik bir insan olduğu için yazıldı. Yoksa Aylin, bir tarihi kahraman değil, dünyaya mal olmuş bir sanatkar değil. İçki olayı Tayibe'yi çok üzdü, ama neden üzdüğünü anlayamadım. Demek ki, imajinasyonumu ben o şekilde kurabilmişim ve bu da benim kısırlığım. Hastasıyla birlikte içmesinde ben hiçbir sakınca görmedim. Bu saatten sonra ben bunu değiştiremem. Ayrıca Aylin, içki içen bir insandı. Bunu bütün arkadaşları da biliyor. Ama benim tanıdığım kadarıyla Aylin alkolik değildi.

Zaten Tayibe hanım da Aylin'in çok fazla içki içmediğini söylüyor.

Tayibe hanım, bir kitap daha yazabilir. Bambaşka bir açıdan anlatabilir ve o kitap da çok satar, eminim. Herkes Aylin'le enterese olmuş durumda. Ama bu işi ben yaptım ve bu benim algılarımdı. Bunun hesabını da ancak bu şekilde verebiliyorum.

Tayibe hanım, ‘‘Buralar yazılırken neden bana sormadı Ayşe Kulin’’ diye soruyor?

Ben, her şeyi herkese sormadım. Bir sürü şey dinledim. Herkesi bir başka insanla kontrol etmeye kalkamazdım. Nilüfer'in oğluna düşkün olduğunu çok dinlemiştim. Nilüfer, tiyatrosu olan bir kadındır. Belki bunun tiyatrosunu yapmayı istedi o sırada. Eğer, Nilüfer bana bu empresyonları vermişse yapabileceğim bir şey yok. Ama Tayibe'yi kırdığım için özür dileyebilirim. Onu kırmayı hiç istemedim. Tayibe'yi o kadar çok sevdim ki, onu çok yücelterek yazmaya çalıştım. Bazı gerçekleri de Tayibe'nin görmesi lazım. ‘‘Babası çok yaşlıydı’’ sözlerini daha sonraki baskılarda değiştirmeye çalıştım ki, bu saklanamaz bir gerçekti. Geç evlenmiş, geç baba olmuş yaşlı bir babaydı.







Yorumları Göster
Yorumları Gizle