GeriKelebek Bir Istanbul Masalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir Istanbul Masalı

Bir Istanbul Masalı
refid:25496976 ilişkili resim dosyası

James Robertson, İstanbul’da erken dönem fotoğraf sanatıyla ilgilenenlerin çok iyi bildiği bir isim.

Darphane-i Amire’de 40 yıl boyunca basılan bütün altın, gümüş sikkelerle madalyaların desen ve kalıpları da onun imzasını taşıyor. ANAMED, doğumunun 200’üncü yılında James Robertson’ın retrospektif sergisini açtı. Sergideki orijinal fotoğraflar ve suluboya çalışmaların tamamıysa Ömer Koç koleksiyonundan

1813 Londra doğumlu James Robertson, profesyonel yaşamına Londra Kraliyet Darphanesi’nde modelci ve gravürcü olarak başlamış. 1841 yılındaysa başhakkâk olarak Darphane-i Amire’ye geçmiş. Hem de yabancılar için ödenen en yüksek maaşla, ayda tam 44 Osmanlı altın liraya! 1842’de üretimine geçilen ilk modern altın ve gümüş sikkelerin desenleri ve kalıpları onun imzasını taşıyor. Hatta Sultan Abdülmecid, darphanedeki başarılı hizmetlerinin 10’uncu yılı dolayısıyla Robertson’a ‘İftihar Nişanı’ bile vermiş. Ve 1853’te bir yaz günü Robertson, yan uğraş olarak ilk defa fotoğrafçılıkla ilgilenmeye karar vermiş.
Bugün Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) açılan ve Robertson’ın darphanedeki faaliyetlerinin yanı sıra, suluboya ve fotoğraf çalışmalarına da yer veren ‘Robertson, Osmanlı Başkentinde Fotoğrafçı ve Hakkâk’ sergisini gezince “İyi ki” diye geçiyor insanın içinden...
İlk İstanbul fotoğrafları albümü Ekim 1853’te Londra’da piyasaya sürüldüğünde hem İngiliz gazeteleri hem de sanat çevrelerinde büyük yankı uyandıran Robertson, aynı zamanda İstanbul’un ilk 360 derece panoramik fotoğraflarını da çeken isim. Onun İstanbul fotoğraflarında her millet ve dine mensup insanın bir arada yaşadığı, son derece kozmopolit bir şehir çıkıyor karşımıza. Bugünküyle karşılaştırılamaz elbet ama Robertson’ın yıllar önce fotoğrafladığı manzaralara da müthiş bir karmaşa ve dengesizlik hâkim. Fotoğraflarda Boğaz sahillerinin güzelliği, Osmanlı ve Bizans mimari eserlerinin etkileyici görüntülerinin yanı sıra, kenar mahallelerde ve sokaklarda yıkık dökük ve harap evler, sokak satıcılarının pejmürde halleri ve en önemlisi de tarihi meydanların ve geniş kitlelere açık alanların bakımsızlığı dikkat çekici...

ALDIĞI İLK İSTANBUL FOTOĞRAFI ONUN

Robertson zaman içinde fotoğraf işini daha da ciddiye alınca, 1854 yılı içinde Beyoğlu, İstiklal Caddesi Postacılar Sokağı köşesi, 293 numarada bir stüdyo ve satış mağazası açıyor. Yani bugün pek çok iyi sergiyi izleyiciyle buluşturan ARTER’in yer aldığı binada. James Robertson’ın doğumunun 200’üncü yılında açılan retrospektif nitelikteki serginin küratörüyse, Bahattin Öztuncay. Yani, Robertson’ın yaklaşık 160 yıl evvel fotoğraflarını üretip satışa sunduğu stüdyosunun yerinde bugün faaliyet gösteren ARTER’in Genel Koordinatörü. Peki bu bir tesadüf mü?
Öztuncay, “Yıllar içinde yaşadıklarım sanki tesadüflerden biraz daha fazla gibi geliyor bana” diyor. James Robertson’ın kendi görüntüsünü ilk defa 1991 yılında Çukurcuma’da bir antikacının tozlu raflarında, arkaları açıklamalı ve imzalı stüdyo portreleri arasında keşfetmiş. 2002’de Amerika’da bir galeride bulduğu hatıra albümü içinden çıkan ve o döneme kadar varlığı hiç bilinmeyen James Robertson ve Felice Beato’nun yan yana çekilmiş otoportreleri de ilk defa onun tarafından yayımlandığı zaman büyük yankı uyandırmıştı. Zira, bu portrelerin keşfine kadar uluslararası fotoğraf tarihi araştırmacıları ve koleksiyoncular 19’uncu yüzyılın ortasından itibaren büyük bir isim yapmış olan bu sanatçının herhangi bir görüntüsüne sahip değillerdi. “Çok arzu ettiğiniz ve tutku içinde araştırdığınız şeyler zamanla size bir şekilde gelir ya, herhalde bu tesadüfler zincirine de ancak bu tarzda, metafiziksel bir yorum getirilebilir” diyor küratör.
Öztuncay’ın İstanbul’da erken dönem fotoğraf sanatı üzerine uzmanlaşmasının sebebi de James Robertson aslında. Viyana Teknik Üniversitesi’ndeki öğrencilik yılları sırasında, bir sahaf dükkânında Robertson’ın birkaç İstanbul ve Kırım Savaşı fotoğrafına rastlıyor. Öğrenciliğin kısıtlı bütçesine rağmen satın aldığı bu fotoğraflardan sonra da bir daha bu işin peşini asla bırakmıyor. Şimdi James Robertson’ın işleri onun yorumuyla ANAMED’de açılan sergide İstanbul’un sanat izleyicisiyle buluşuyor.

ÖMER KOÇ’UN ÇOK KIYMETLİ ARŞİVİ

Sergide yer alan orijinal fotoğraflar ve suluboya çalışmaların tamamı Ömer Koç’un koleksiyonundan seçilmiş. Koç’un 1980’li yılların başından itibaren büyük bir merakla topladığı İstanbul ve Osmanlı tarihi ile coğrafyasına ait kitaplar, seyahatnameler, fotoğraflar, yağlıboya ve suluboya resimler kıymetli bir arşiv oluşturuyor. Ömer Koç’un Robertson’la tanışması da eskilere, kitap koleksiyonculuğu yıllarına dayanıyor.
Bugün James Robertson eserlerinin piyasa değerlerine gelecek olursak... Bahattin Öztuncay’ın verdiği bilgiye göre; uluslararası müzayede satışlarında ve yurtdışındaki galerilerde nadirliklerine ve kondisyonlarına göre eserlerin satışları 200 ile 2000 Amerikan doları arasında gerçekleşiyor. Geniş çaplı ve tematik açıdan da bütünlük gösteren fotoğraf albümlerindeyse bu birim fiyatları daha da prim yapabiliyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle