GeriKelebek Bir Alman nasıl maçolaştı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir Alman nasıl maçolaştı

Bir Alman nasıl maçolaştı
refid:13249905 ilişkili resim dosyası

Moritz Netenjakob (39), Almanya’da komedinin başkenti Köln’de 10 yıldır kabare, yani stand-up yapıyor.

Deniz İNCEOĞLU
 
Başlarda her Alman stand-up’çı gibi malzemesini politikadan seçiyordu. 6 yıl önce Hülya Doğan’la evlenince farklı bir kimliğe büründü. Yazdığı “Benim kocaman, edepsiz Türk ailem / Meine dicke freche Türkische Familie” adlı oyun hâlâ kapalı gişe oynuyor.

Son bombası da entelektüel, nazik ve duygusal bir Alman erkeğin maçoya dönüşme hikâyesini anlattığı “Maço Adam - Macho Man” adlı kitap. Geçen hafta sonu Alman Başkonsolosluğu’nda Linkturkey’nin düzenlediği Noel Kabaresi’nde görüştüğümüz Moritz Netenjakob, “Kitap yüzde 60 otobiyografik. Ben de Hülya’yla tanışmadan önce çok daha farklı bir adamdım. Galiba yavaş yavaş bir maçoya dönüşüyorum” diyor.

Babası film eleştirmeni, annesi belgesel filmci. Bir de Almanya’da komedinin başkenti sayılan Köln’de yaşıyor. Anlayacağınız Moritz Netenjakob’un bir yazar ve komedyen olması için her şey önceden hazırlanmış.

Lisede okul gazetesine yazdıklarını geliştirip komedi metinlerine dönüştürdü. İlk hikâyesini 21 yaşında satmayı başardı. Aslında sinema okuyup yönetmen olacaktı, kazanamayınca bir daha denemedi. 10 yıl boyunca Dirk Bach, Hella von Sinnen, Dieter Hallervorden, Anke Engelke gibi ünlü Alman komedyenlere metinler hazırladı. 2001’de artık kendisi için çalışmaya karar verdi: “Kendim için çalışmak daha cazip geldi çünkü başkaları için yazdığınızda onun karakteri üzerine konular, espriler üretmek gerekiyor. Sonuçta insan kendini çok daha iyi tanıdığından iş kolaylaşıyor. Bu hevesle ilk gösterimi, satış yaptığım komedyenlerin reddettiği metinlerle hazırladım. İlginç olan şu ki, çok ilgi gördü. Önce 10’ar dakikalık, sonra daha uzun stand-up’larla kendimi Köln’e tanıtmayı başardım.”

TÜM AİLE SAHNEDE

Moritz Netenjakob, 2001’de bir stand-up sırasında yönetmen asistanı Hülya Doğan ile tanıştı. 2003’te evlendiler. Hülya Doğan (42), 13 yaşına kadar Almanya’da yaşayıp Türkiye’ye dönen bir komedyen. İzmir 9 Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olduktan sonra dekan, doktora yapması için Almanya’ya gönderdi. Önce sıkılıp Türkiye’ye döndü ama bu kez Türkiye’ye alışamayıp kız kardeşi Sevda ve eşi Ozan Akhan’la Almanya’ya gitti. Tiyatro seçmelerine katılıp turnelere gittiler. Bir dönem Türkis Tiyatro adlı bir grup bile kurdular. 2005’te Moritz Netenjakob, ailede herkesin sanatsal bir karakteri olduğundan özel bir gösteri hazırladı: “Benim kocaman, edepsiz Türk ailem.” Amacı tıpkı aile sirklerindeki gibi bir aile kabaresi sahnelemekti: “İsmini bir Yunan filminden esinlenerek koyduk. Bir Alman’ın (bu ben oluyorum) bir Türk kadınıyla evlendikten sonra başına gelenler anlatılıyor. Bütün aile hep birlikte sahnedeyiz. Sevda Akhan, opera sanatçısı eşi Tino Selbach, erkek kardeşi Serhat Doğan ve arkadaşımız Dr. Wilhelm Künstig.”

Hülya Doğan Netenjakob
USLU TÜRKLERDEN DEĞİLİZ

Eşinizin bu isimle bir oyun yazmasını aileniz ve siz nasıl karşıladınız?
- Zaten adını Moritz’le birlikte bulduk. Bu onun bir düşüydü. Sahneleyeceğimiz şeyin bir aile sirki gibi olmasını istiyordu. Oyunun isminde geçen “dicke” iki anlamda kullanılıyor: kocaman, tombul. Biz Türk ailelerinin ne kadar kalabalık olduğunu anlatmak için kullandık. Ama tombul olarak da algılayabilirler.

Peki ‘edepsiz’ için ne diyeceksiniz? Sizce Türkler edepsiz mi?
- Ben de dahil olmak üzere ailecek hepimiz biraz edepsiziz. Uslu Türkler’den değiliz. Bize çok uygun geldi. Bunu çok beğenip grup için isim bile istemediler, o da aynısı oldu.

Macho Man’a nasıl bakıyorsunuz?
- Kitapta bir Türk kadın ve bir Alman erkeğin aşk hikâyesi var. Yüzde 60’ı bizim hikâyemiz. Hassas, kibar, 68 kuşağının entelektüel bir ailesinde büyümüş, duygusal, kadın haklarına değer veren bir Alman erkeğinin yavaş yavaş maçolaşmasını okuyoruz.

Ailenizle yaşananlardan örnekler var mı?
- Moritz, Aylin için benim geçmişteki bazı özelliklerimi aldı. Animatörlük yapıyordum bir dönem. Aylin de otelde animatör olarak çalışıyor ve Daniel’le orada tanışıyor. Bu tip küçük paralellikler var. Mesela ailelerimizin karşılaşması... Kitapta entelektüel bir Alman ailesiyle orta halli bir Türk ailesinin karşılaşmasını çok gülerek okuyorum. Çünkü annemin Moritz’e nasıl sürekli yemek yedirmeye çalıştığı ya da benim Mortiz’in teyzesini öptüğümde nasıl garip karşıladığını hatırlıyorum.

Moritz Netenjakob
ERKEKLİĞİMİ DIŞARI VURMAK HOŞUMA GİTTİ

Almanya’da genelde Türk komedyenler Türkler’i eleştiriyor. Siz eş durumundan mı Türkler kendinize malzeme yaptınız? Yoksa daha önce gözlemlediğiniz bir konu muydu?
- Gösterilerim genelde Almanlar üzerineydi. Hülya’yla tanıştıktan sonra Almanya’ya, Almanların alışkanlıklarına ve davranışlarına farklı gözle bakmaya başladım. Almanlar farklı açıdan incelemeye başladım. Bir de Hülya’nın çevirisiyle Cem Yılmaz’ın gösterisini izledim. Onun kendi kültürü ve kendisiyle alay etmesi çok hoşuma gitti. Almanlar üzerine dalga geçmeye başlamamda onun da etkisi oldu. Çünkü bizde genelde politika üzerine espriler yapılır, Almanlarn sosyal halleriyle ilgili değil.

Eşinizden önce ve sonra Türkleri nasıl görüyorsunuz?
- Okuldayken Erol Düzgün adında Türk bir arkadaşım vardı. Ailesi çok tipikti, 8 çocukları vardı. İlk üçünü istemişler kalanlar da öylece olmuştu. Çok saygılı ve elleri boldu. Bana da pizza gönderirlerdi okula. Ama Hülya’nın ailesine baktığımda çok daha farklı, modern bir durum gördüm.

Şu an çocuğunuz yok ama ileride siz de oyundaki gibi kocaman bir aile kurmayı düşünüyor musunuz?
- Hülya 5 kardeş. Henüz çocuk düşünmüyoruz ama olursa tek olsun isterim. Çünkü bu kadar büyük bir ailede mutlaka sorunlar çıkıyor. Bunun yerine pek çok kardeşim olsun isterdim.

Neden bir erkek “Maço Adam” adlı bir kitap yazar?
- Kitabın adı, kapaktaki fotoğrafla birleşince anlam kazanıyor. İsminde maço diyor ama fotoğrafta gayet yumuşak, ezik bir adam var. Ayrıca kapağın rengi de pembe.

Bu zayıf adam zamanla maço mu oluyor?
- Evet. Önceleri maçoları eleştiren bir Alman iken Türk kızıyla tanıştıktan sonra kendisi de bir maço oluyor ve hatta Türklerden daha beter bir hal alıyor. Sevgilisi de maçolaştığı anda onu kabul etmiyor.

Siz de kitaptaki Alman gibi bir Türk’le evlenince yavaş yavaş maço mu oldunuz?
- Sanırım biraz oldum.

Bu değişim hoşunuza gidiyor mu?
- Benim gibi yetişen birinin hafif maço olması başta garip geliyordu. Ama erkekliği dışarıya vurmak hoşuma gitti.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle